Nays T!ng
"Gerçeğ!n Kenarından Hayatın Düzen!ne..."

Meğer Annem Haklıymış !

Etiketler: ,


Zeki Kayahan Coşkun'un Türkleri Anlama Klavuzu'nu çok beğenmiş biri olarak Meğer Annem Haklıymış kitabı çıkar çıkmaz gidip almış ve bir günde okumuştum.Bir kaç arkadaşıma (üniversitenin ilk yılıydı ve yurtta kalıyordum) okutmuş ve birine hediye alacak olsam en garip ama en güzelinin bu olacağına karar vermiş sonuçta aynı kitabı 3 kez almıştım.Şu anda raflarımda bu kitap yok,kim bilir en son kime verdim.Muhtemelen tekrar alırım.

Türkleri Anlama Klavuzu serisi(serisi derken 1 ve 2 var) büyük ses getirmişti zaten.Meğer Annem Haklıymış kitabı da bir "Anneleri Anlama Klavuzu".Okuduğum sırada elimde bu kitabı gören arkadaşlarım(Atiker'in sunduğu Kurtlar Vadisi'ne reklam girince kantine en yakın bizim odaya dalarlardı) Kurtlar Vadisinin yüklediği hormonların etkisiyle "O ne len ! Çocuk kitabı mı okuyosun! Olum işe yarar bişeyler oku bari..vs vs.." derken araya girer "Kurtlar Vadisi Başladı hadi git" derdim.Allahtan Atiker uzun tutmuyordu.Neyse zaten okumam pek uzun sürmedi.Bir günde bitmişti.

Çok çok yerinde tespitler vardı.Hemen hemen tüm maddeler size bir Anı'nızı hatırlatıyor.Ben kitabın yüzde doksanında kendimi buldum.Aslında kendimi demek yanlış olur "Annemi" buldum.Zeki Kayahan Coşkun'un bu kadar güzel tespitler yapabilmesinde sanırım Matrax'ın etkisi büyük.Uzun zamandır Alem Fm de yapıyor olduğu eğlence programı Matrax'ı dinliyorsanız O tespitleri yaptığı ana hep beraber şahit olabiliyorsunuz.Öss ye hazırlandığım dönem de gündüz ders çalışmazdım.Dersaneye gider gelince bi kaç saat uyur.Gece 11 gibi uyanır sabah 5 e kadar çalışırdım.Daha sessiz ve daha az alternatifi olan zamanlardı geceler benim için.Canım sıkılınca dışarı çıkamayacağım için ders çalışmaktan daha zevkli bişey yoktu.Matrax hafta içi hergün geceleri bana arkadaşlık eden bir programdı.Galiba en iyi dönemleriydi zaten o yıllar.Şimdilerde baydı diyebilirim.Pek dinlemiyorum zaten.Radyo programının yanında SkyTürkte Matrax programını da yapmaya başladı.Format olarak bir ilk ve çok başarılıydı.Zaten bir çok kez en iyi radyo programı ödülünün sahibi oldu.Ama dediğim gibi baydı.Daha farklı şeyler yapmalı bence,kitap yazmaya daha fazla vakit harcasa ve kendini biraz özletse daha yerinde olur.

Kitabı okudukan sonra bir tane de kendi tespitimi paylaşmak istemiştim.Zeki Kayahan Coşkun'a gönderdiğim ve onun da güzel bir tespit olduğunu söylediği mail şöyleydi.

Kitapta aradıgım bi durum daha vardı .çogu kimsenin karşılaştıgı.bu durum şudur
ki: misafirlige gitmiştir ailesiyle çocuk ve anneyle hal hatır soma faslı
bitince ev sahibi olan teyze en küçük birey olan çocugu arar.buluncada ki
genelde elinin altında bir yerlerdedir o an .agzını yuvarlayıp ayy ay ay sen
burdamıydııııııın .deyip .çocugun burnunu sıkar. çocuk ,teyzenin kendisine
verdigi rahatsızlıgın farkında olmadıgını,oluşan acının teyze tarafından
algılanamadıgını bilerek kendi çabasıyla kurtulmak ister bu durumdan . burnunu
yukarı dogru kaldırdıkça teyze elinden kayan burunu dahada iyi kavramaya
çalışacagından önceden sıkılan burun artık ezilme moduna geçer eger uzun sürerse
gözlerden yaş gelmeye başlayacaktır . ama asıl sorun çocugun burnunda sakin bir
tavır sergileyen sümügün bu işkenceyle teyzenin eline bulaşmasıdır. bu durumu
hisseden teyze elini hemen çekecektir.ama geç kalmıştır.sümük metro
reklamlarında gördügümüz kıvamı daha önceden yakaladıgından uzayan bir köprü
kurmuştur bile .teyze elini hemen çekmesinin çocugu mahcup ettigini düşünür ve
istemeyerekte olsa tekrar bi sıkma denemesi yaparak .yerim seni pozu vermeye
çalışacaktır.cocuk çoktan bulanımdadır.


Her neyse diyeceğim o ki. Meğer Annem Haklıymış kitabını hala okumadıysanız mutlaka okuyun.Ve kapak yazısını da aşağıya ekleyip defoluyorum.Defolmadan önce bir güzellik daha yapıp Kitabın Pdf sini vereyim mi? Zaten biraz okuyunca bu kitabı almalıyım diyeceksiniz.Öyle e-book felan kesmez.
Tıkla bak..Hadi baş baş...Her Sözümüz Dudaklarda Gülüş Oldu Dönmek İhtimali Yok Artık O Gülüşler Düş Oldu...

Erkek egemen bir toplumda yaşamanın sonuçlarından olsa gerek, anne ile daha bir samimidir çocuklar... Babaya anlatılamayacak her ne varsa anneye rahatça anlatılır... Önce anneler bilir çocuklarının sevgililerini... Babaya bağırılamaz... Anneye bağırmak kolaydır... Anneye karşı tahammülsüzlük vardır... Babaya alabildiğine sabırlı davranılır... Anne ti'ye alınabilir... Baba asla... Bu samimiyet "Nazım sana geçiyor anne" ile laubaliliğe de dönüşebilir... Yer yer sevimsizlikler yaşanır... Çok feci bir duygudur; evladımın kalbini kırdım galiba... Ve aynı şekilde fenadır; anneyi üzmek... Hemen pişmanlık başlar ve taraflardan biri alttan almaya çoktan hazırdır bile... Çocukların itiraz sebepleri çeşitlidir... Fakat anneler sanki hep aynı kaynaktan faydalanıyorlarmış gibi, ortak bir dil kullanırlar... Yurdumuzun dört bir yanında her anne, aynı serzeniş dilinden, aynı kalıplaşmış ifadeleri kullanır:


Seni doğuracağıma taş doğursaydım...
Senin çocukların da aynısını sana yapsın inşallah...
Hep babanın tarafını tut sen...
Benim günahım neydi de....
Bana anne deme!..
Kanser ettiniz beni...
Kızdım mı adım kızdı oluyor...
Öleyim de kurtulun benden...
Sen de kulağını buraya verme...
Gün yüzü göstermediniz bana...
Kime çektin sen bilmem ki...
Onu, beni azarlarken düşünecektin...
Seni alan üç gün sonra geri getirir...
Yaptığın banaysa, öğrendiğin sana...
Sen dururken ben mi gideyim ekmek almaya...
Seni dokuz ay karnımda taşıdım ben...
Kimin çocuğuna gülüp, kimin çocuğunu kınadıysam başıma geldi...
Hep sen yüz veriyorsun buna...
Sana da iyilik yaramıyor...vs...


Bu serzenişlere maruz kalmış... Kola almak için para istediğinde "ne kolası karpuz var dolapta" cevabını duymuş... Hava kararmadan evde olması gereken... Bereketi kaçıyor diye misafire hazırlanan sıcak köftelerin, böreğin yanından kovulmuş... Aynısından evde var veyahut da dönüşte alırız yalanlarıyla kandırılmış... "Patates o patates" denilerek her defasında kereviz yedirilmeye çalışılmış... "Babası şuna bir şey de" ile sarı kart gösterilmiş... Annesini ihmal etmiş, üzmüş çocukların kitabıdır Meğer Annem Haklıymış...Bir nevi toplu özürdür... "Anneleri Anlama Kılavuzu"dur diğer yanıyla... Ne ister anneler?.. Ne beklerler?.. Neyi niçin yaparlar?.. Hem anneye hem çocuğa, geçmiş yıllarda kalan anıların toparlamasıdır zaman hızla akıp giderken... Annesinin söylediklerinin doğruluyla tek tek karşılaşıp, annesine hak veren çocukların kitabıdır.



Paylaş
2 Yorum:

okuyunca hemen alayım okuyayaım dedim ama kitabın arkada kapağı senin anlatımının etkisini götürdü benden.. o diyalogları hiç yaşamıyoruz ki biz annemle :)
kendimi bulamam demekki ben :)


Kitabın arka kapağı kitabı pek anlatmıyor.Hatta o diyaloglar kitapta hiç geçmiyor.Bence almalıydın.Zaten iki üç saatini alır okumak.


.........♫ Ne Dinliyorum ♫.........


Angus & Julia Stone - Paper Aeroplane
Ne Dinledim ?              Ŧคtเђ

Son Güncelleme

  • Le Renard Et L'enfant - Yıllar önce izlemiş olduğum ve belirli aralıklarla defaaten izleyip nasip olursa bir kaç kez daha izlemeyi düşündüğüm benim için özel bir film...
    1 yıl önce

------------Süper Lig--------------



Ne Okuyorum ?

Nice Things

Haftanın Blogu                     Haftanın Yazısı

Haftanın Videosu              Haftanın Fotoğrafı

Herkesin Bir Popisi Vardır

Related Posts with Thumbnails

Sohbet Koyu.. Sen de Katıl !

................Çay da var hem. Çay içen mi?...........


................Çay Erdal Bakkal'da içilir ................

Son Yorumlar