Nays T!ng
"Gerçeğ!n Kenarından Hayatın Düzen!ne..."

Empati - Adam Fawer

Etiketler: ,


Adı : Empati
Yazar: Adam Fawer
Sayfa: 640
Kişisel Fikrim :Haaarikaaa


Okumadım evet.Olasılıksızı hala okumuş değilim.Bir kitabı okumak için okumaya başlamadan önce o kitabı okumaya çok iyi konsantre olmam gerekiyor.Ve herkesin aynı anda bir kitaptan bahsetmesi benim o kitaba olan ilgi ve konsantrasyonumu olumsuz yönde etkiliyor.O yüzden Olasılıksız ile değil Empati ile başladım ben Adam Fawer okumaya.Empati'yi anlamak için Olasılıksız'ı okumak gerektiği fikrini savunanlar bence Empati'den bahsederken Olasılıksızı da okumuş olduğunun bilinmesine gayret eden cin fikirlilerdir.Sizi gidi entellektüeller siziiiii :) Tabi şu son iki cümleyi sarfetmemin sebebinin "Olasılıksız'ı okumamış bir Empati okuyanı" bakış açısı olduğunu da düşünenler olacaktır..Her neyse canınız hangisini önce okumak isterse onu okuyun.Çünkü ben denedim bu kitapta açıklaması eksik olan bir kavram yok.Yani Tek başına bir kitap ve hiçbir yerine "Bkz. olasılıksız" dipnotunu koymanıza gerek yok.


Empati uzun ama sıkmayan,sıkmadığı için aslında kısa denilebilecek bir kitap.Başka şeyler okurken sizi okumaya ara vermeye yönelten bazı gereksinimlerden örneğin televizyon dizisi,filmler,internet,gezme,alışveriş.. gibi uzayıp gidecek olan bir listede yer alacak tüm her şeyden alıkoymuyor sanki bu kitap.Sanırsın kitabı okurken yemek yemiş ,alışveriş yapmış,bir güzel uyku çekmiş,hiç kaçırmadığın bir diziyi izlemiş,dışarlarda gezmişsin.Aksiyon,gerilim,bilim kurgu,biyografi,belgesel türü filmler izlemişsin gibi hatta.Aslında tüm bunların kısaca açıklaması şu olmalı.Akıcı ve doyurucu.

Bazı yazarların dili Türkçe'ye pek uygun değil ve kitabı ne kadar güzel olsa da okutmuyor kendini.Ama Adam Fawer bu konuda şanslı kişilerden biri.Sanki kitap farklı bir dilde yazılmamış ve yazar yıllardır aramızda yaşamış.Zaten kitap tüm dünyada ilk olarak Türkiye'de basıldı.Daha ingilizcesi basılmadan Türkçe çevirisi çıktı piyasaya.Bunun birkaç sebebi var.Birincisi Olasılıksız'ın Türk okuyucular tarafından çok tutulması,okuyanlardan gelen olumlu tepkiler...İkincisi Amerika'da kitabı basacak yayın evinin Empati'nin çok tutulacağını öngörmemesi yüzünden basıma yanaşmaması.Yani git kendini kanıtla öyle gel demişler resmen.Eee Türkiye'de Adam'ın yüzünü kara çıkartmamış.Olasılıksız'dan sonra zaten böyle bir ilgi bekleniyormuş.Japonya ve Almanya'da da çok tutulan bir yazar ama dünyanın hiçbir ülkesinde Türkiye'de olduğu kadar popüler değil.Kitabın bu kadar çok satacağı konusunda bazı ülkelerin o kadar büyük kaygıları varmış ki,Hollanda basımında ismi "Einstein Code" olarak değiştirilip kapağına da bikinili yeşil bi kadın konulmuş.Kitap o haliyle basılmış mı bilmiyorum ama "Da Vinci Code" un yeni çıktığı bir dönemde yapılacak böyle bir teklif bile yayın evlerinin tedirginliklerini açıklamaya fazlasıyla yetiyor.Ama daha sonra bu endişelerinin gereksiz olduğunu anlamışlardır sanırım.Adamın ikinci kitabı da müthiş derecede tutulmuş çünkü.


Yazdığı ilk kitapla bu kadar büyük bir üne kavuşan kaç yazar var acaba.Üstelik 6 yaşından itibaren görme problemi yaşayan bir yazar.Açıkçası ben kitabı okumaya başlamadan önce görme engelli bir adamın yazacağı kitabın betimlemelerinin yetersiz olabileceği konusunda ön yargılıydım.Ama bunun yanında ruhsal ve psikolojik tasvirlerin de çok daha güçlü olacağından emindim.Yüksek hayal gücünün,görme engelli bir yazar tarafından okurlara aktarılmasının ne kadar zor,bunu hakkıyla yapabilenin de ne kadar büyük bir yazar olduğunu söylememe gerek yok.Ve evet okuyunca gördüm ki ya Adam Fawer Empati'de anlattığı kurgunun en büyük tanığı,yani büyük bir zihin bükücü,bir empat,ya da gerçekten büyük bir yazar.Olasılıksız'ı okuyanlar belki Adam Fawer'ın büyük bir yetenek olduğundan emin olabilirler ama Empati'yi de okuyunca kararsızlık yaşayacaklardır.Çünkü belki de Adam Fawer hayranlık duygusu göndermiştir kelimeleriyle,onun empatik özelliği,ses,görme,koku ya da dokunma değil kelimelerdir.



Yarım yamalak da olsa konusundan biraz bahsedeyim.İnsanların doğuştan varolan önsezilerinin zamanla kaybolduğunu ama bazı insanların bazı nedenlerden dolayı bu özelliklerinin giderek geliştiğini,bu insanların etrafındakilerinin zihinlerini bükerek istedikleri psikolojik pozisyona sokabildiklerini söylüyor.Yani karşısındaki insanın korku,sevinç,güven,tatmin,kaygı gibi hislerini koku,renk,ses veya doku yoluyla anlayabiliyorlar.Mesela korkunun rengi mor ise bu empat için ve karşısındaki korkuyorsa hemen gözlerinin önündeki hayali platforma mor renk hakim oluyor.Kırmızı olursa farklı bir his,siyah olursa farklı.Mesela bazı empatlar için mutluluğun notası mi, korkunun do, vs. Bazı empatlar için ise kaygı küf kokusu örneğin.Bunlar böyle değil sadece örnek verdim.Ve bu empatik özellikleri gelişmiş sayısı az insanlar,karşısıdakilerinin zihinlerini kendi istekleri doğrultusunda yönlendirebiliyorlar.Aslında her insan bir empat,yani karşısındakinin hislerini belli ölçülerde anlayabiliyorlar,her insan her farklı his için farklı frekanslarda sinyaller gönderiyor ve eğer bu frekans değerine sahip başka insanlar varsa onlar sinyali gönderenin hislerini anlayabiliyor.Yakın değerde frekanslara sahip olmanın etkenleri farklı.Akrabalık bağları,yakınlık,çevre gibi.O yüzden aynı evde yaşayan insanlar,aynı yörede yaşayan insanlar,aynı ülkede yaşayan insanlar birbirini daha iyi anlayabiliyor.Çünkü frekansları yakın.Aslında yazar bu empatik özelliğin insanlarda var olmasını bir kaç değişik şekilde anlatıyor.Farklı olasılıklar koyuyor önümüze.Artık hangisini anlarsanız gibi.Bir diğer teori de her insanın karar verme mekanizmasının beyinde küçücük bir elektromanyetik alandan ibaret olduğunu söylüyor.Bu alanı etkilerseniz,yani bu manyetik alana herhangi müdahalede bulunursanız,o kişinin vereceği kararları etkileyebilirsiniz.Peki bu empatların diğerlerinden farkı ne.Onların diğerlerinden farkı elektromanyetik alanlarının,yani zihinlerinin geniş olması.Kafatasının içinde küçücük bir nokta olması gerekirken bir oda büyüklüğünde hatta bir stadyum büyüklüğünde.O yüzden o odanın hatta stadyumun içinde kim ne hissediyorsa bu empatlarında elektromanyetik alanları içinde yer aldıkları için empatlar da o hisleri biliyor.Korkan bir insanı,hüzünlü,kaygılı,hoşnut,hayran...yani her türlü insanı algılamaları onlar hiç zor olmuyor.Dolayısıyla kendi hislerini de,kendi zihinleri içinde yer alan insanlara pompalayarak,güçsüz zihinleri kendi istedikleri hislerle dolduruyorlar.Yani kısacası zihinleri bükebiliyorlar.Ama aynı zamanda etrafındaki insanların hisleri ile doluyorlar.Yani başkalarının sevinçleri için gülüp eğlenip,başkalarının üzüntüleri için ağlıyorlar.Ağlarken şiddetlenen hüznü tekrar istemeden diğer zihinlere gönderebiliyorlar.Umarım anlatabildim :)Konu bu değil tabi ki.Yazar sürekli bunu anlatıyo değil.Bir aksiyon,gerilim,bilim kurgu öyküsü baştan sona akıcı bir şekilde sizi kolları arasına alıyor.Hadi küçücük daha yazıp bitireyim :) CIA bu az sayıdaki insanları bulmaya çalışıyor ve bunu da gönüllü insanlar üzerinde deney yaparak gerçekleştirmek istiyor.Ama 1982'de Amerikan başkanı Ronald Reagan tarafından insanların deneylerde kullanılması yasaklanınca operasyon durduruluyor.Tabi yasadışı bir şekilde CIA'in bir kolu olan Organizasyon ile devam ediyor bu işler.Ve bir de büyük kalabalıklara kendi dinini anlatan bir zihin bükücü ve ona inanmak zorunda kalan Gnostisiztler vardır ki işler artık daha korkutucu boyutlara geliyor.Kitabın sonu çok şaşırtıcı.Ters köşe olmayacak okuru kutlarım.Kitap bitince ortada kalıyorsunuz.Kitap bitmeden de kitabı kimseye anlatmaya çalışmayın.Zaten yapamazsınız. :)

Operasyon gerçek dışı değildir,kendi dinlerini yayan din adamları da yalan değildir,Nazi bilim adamı Kurt Blome ile Yahudi-Amerikan bilim adamı Sidney Gotlieb zamanında gerçekten de bir ekip oluşturup,doğruluk serumları ve daha birçok ilacın etkilerini Kuzey Koreli savaş esirlerinin,Amerikan askerlerinin ve San Fransisco ile New York şehrindeki sivillerin üzerinde denemiş.

Kitaptan uzuuuuunnncaaa bahsettim..Böyle uzun ve güzel bir romana da bu yakışırdı zaten.Uzun yazının kısası.Okuyun :)
9 Yorum:

sonunda bitirmişsin kitabıı ohh çok şükür ;)

Olsılıksızı da empatiyi de okumuş biri olaraktan söylemek isterimki illa ilk önce olasılıksızı okumalısın gibi söylemleri yapanlar sadece ama sadece güncel ve çok satanlar listesindeki kitapları okuyan ucubeler.

İki kitap arasında yazardan gayri hiç bir bağlantı yok. ha bir de ben empatiyi okuduktan sonra sinestezik insanlara karşı bir ilgi merak uyandı bende :) bir hayli araştırdım falan yani :D hatta üstüne sinestezya diye yine sinesteziklerle ilgili olan bir kitap daha bitirdim ama o kitap empati kadar tattlı değildi sadece biraz bilglendirme yönü ağır basan bişeydi.

kitabı okumuş olmana çok sevindim, ve sayende adam fawerin görme sorunları yaşadığını öğrendim. teşekkürler =)


Çok uzağa gitme cat :)
Sinestezya 'yı biliyorum
Hatta keşfedilmemiş Adam Fawer diyolardı onun yazarı için.Arada bağlantı olmadığını öğrendim ben de senden.Birisinden de iki kitabın birbirinin tam tersi olduğunu duymuştum.Evet bitti.Ama bi hafta oldu yani :)


Empatide Olasılıksızda keyifle akan kitaplar....Bir sır vereceğim :
böyle okumaya devam ettiğin sürece 3.5 sen e sonra bu kitaplar (gerilimler dahil)seni kesmeyecek.
Bunları ancak kafanı boşaltmak amaçlı çerez olarak okuyacaksın.
Nereden mi biliyorum?
Tecrübe :)
oku ,yorum yap ,paylaş. devam ppp


Anlamadım şimdi :) Küçümsedin mi ? :)
Yoksa gidişatım iyi mi değil ? :)
Ne yapacağımı da söyler msin ? Ne yapmalıyım?


Estağfurullah :=)
niye küçümseyeyim.Okumak okumaktır,demek istediğim insan okudukça derinleşiyor,derinleştikçe okudukları değişiyor .Onu belirtmek istedim.Bu kitapları okumuş biri olarak nasıl küçümseyebilirim :)


Zaten ihtimal vermemiştim :)
Evet haklısın artık kitap seçmeye başlıyo insan :) Ama o kadar çok okuyacak şey var ki.Gelecektte nelerden hoşlanacağımı bilemiyorum :)


Sen yinede keyifli bir kaç saat geçirmek istiyorsan Kurtlar imparatorluğunu oku.Umarım filmi görmemişindir.
Biliyorsun Grange'nin kitapları hep farklı ülkelerde geçiyor.Bunun Türkiyede ve Çiller döneminde geçmesi ve olayları doğru gözlemlediğini görmek Grange olan saygımı artırdı.....Bir kaç eksik olsada :)


Ben filmi unutmaya çalışıyorum.O yüzden okumadım :) Ve unutacak gibiyim.Yakında. :)


İki kitabı da okudum. Bir solukta Olasılıksızı okudum. Artan bir hevesle Empatiye devam ettim.Ama açıkcası Olasılıksız kadar sürüklemedi beni.


.........♫ Ne Dinliyorum ♫.........


Angus & Julia Stone - Paper Aeroplane
Ne Dinledim ?              Ŧคtเђ

Son Güncelleme

  • Le Renard Et L'enfant - Yıllar önce izlemiş olduğum ve belirli aralıklarla defaaten izleyip nasip olursa bir kaç kez daha izlemeyi düşündüğüm benim için özel bir film...
    7 ay önce

------------Süper Lig--------------



Ne Okuyorum ?

Nice Things

Haftanın Blogu                     Haftanın Yazısı

Haftanın Videosu              Haftanın Fotoğrafı

Herkesin Bir Popisi Vardır

Related Posts with Thumbnails

Sohbet Koyu.. Sen de Katıl !

................Çay da var hem. Çay içen mi?...........


................Çay Erdal Bakkal'da içilir ................

Son Yorumlar