Nays T!ng
"Gerçeğ!n Kenarından Hayatın Düzen!ne..."

Korkunun Anatomisi


Yine güzel bir kitap, yine orijinal bir konu. Bitmesin dediğim etkileyici ve sürükleyici bu hayranlık uyandıran kitap gerilim romanlarında daha önce hiç rastlamadığım bir yöntemle kaleme alınmış. Polisiye-Gerilim romanlarının karmaşıklaşmadan ve soru işaretlerinin dozunu kaçırmadan yazılmış olması ne kadar önemliyse tahmin yapmaya da engel olmaması ve okurken soru işaretlerini tüketmemesi de o derece önemlidir. Tabi her okur bu romanlarda ters köşe olmayı ümit eder. Bunu da sağlamışsa tadından yenmez. Jonathan Santlofer’in orijinal adı “Anatomy of Fear” olan “Korkunun Anatomisi” kitabı az önce ideal gerilim romanları için saydığım şartları fazlasıyla karşılıyor.

Gerilim romanlarının defosu genellikle sonuca bağlama kısmında olur. Son derece akıcı, heyecanlı , sürükleyici bir anlatımın sonrasında anlaşılmaz saçma ve o heyecanın gerisinde kalmış bir final. Zannediyorum bir an önce bitirmek istiyorlar yazarlar. Sabırsızlanıyorlar. Bu kitabın yazarı Santlofer ise yazarlıktan önce bir ressam. Resim yapmak ise sabır gerektiren bir iş. Fazla bir çizgi ile eksik bir dokunuş arasında hiçbir fark yok. İkisi de dikkat dağıtır nihayetinde ve ikisi de kusurdur. Santlofer belli ki bu alışkanlığını yazma yeteneği ile desteklemiş ve ortaya güzel bir kompozisyon çıkmış.




Meraklandıracak kadar konusundan bahsetmenin hiçbir zararı olmaz sanırım. Baş kahramanımız Nathan Rodrigez’in babası Meksika asıllı Amerikalı bir eski polistir. Anne tarafından da Yahudi olan Rodrigez’in babası görev yaptığı sırada öldürülmüştür ve bu olayda Nathan da dolaylı olarak işin içinde olduğu için unutmak istediği bir geçmişle yaşamaktadır. Rodrigez de babası gibi polis olmuştur ancak sokak görevlerine gönderilince 3 gün içinde istifa etmiştir. Çünkü babası yaşıyor olsaydı onu son derece yetenekli bir ressam olarak görmeyi başarılı bir polis olarak görmekten daha çok isteyeceğini düşünmüştür. Ne var ki o çoktan polislik mesleğinin yüz karası olarak damgalanmıştır eski meslektaşları arasında. Birkaç vakada tanıkların tarifleriyle hayranlık uyandırıcı benzerlikte çizdiği robot resimler sayesinde failleri yakalatan Rodrigez dikkatleri üzerine çekmiş olsa da O hala sokak tecrübesi bulunmayan beceriksiz bir eski polis olarak görülmektedir camiada. Küçücük bir bilgi kırıntısı ile failin birebir resmini nasıl çizebiliyor olduğunu kendisi bile anlayamamıştır ama nasıl yapıyorsa yapsın işe yaramaktadır. Cinayet masası kadın dedektifi Terri Russo Rodrigez’in bu yeteneğinden etkilenir ve üzerinde çalıştığı bir vaka için onu beraber çalışmaya ikna eder. Bu kez aradığı yüz kendisi gibi ressam olan bir seri katilin yüzüdür. Katil öldürdüğü her maktulün yanına cinayet anını ve suç mahallini detaylarıyla betimleyerek resmettiği bir eskiz bırakmaktadır. İki ressamdan biri maktulü diğeri katili çizmektedir. Çizimlerin de kitapta yer alması kitaba çizgi roman havası katmış. Ayrıca onlarca İspanyolca kelime ve deyim öğreneceğinizi söylemeliyim.Silahların değil kalemlerin konuştuğu bir düellonun ortasında bulacaksınız kendinizi.


Yok yere esrarengiz bir hava katmak istemem ama okurken burnumun kanamış ve bir damla sayfaya damlamış olmasının dışında yüzüstü uzanmış yerde okurken fantastik bilimkurgu filmlerinden fırlamış gibi çılgın bir örümceğin devekuşu gibi koşup yüzüme sıçraması ve benim müthiş bir refleksle kitabı fırlatıp havadayken onu etkisiz hale getiriş olmamı neyle açıklayacağımı bilemiyorum.

Yazarın diğer kitaplarını da merak ettim. Diğer kitaplarının bir kaçının ismini vereyim. Ölüm Ressamı ( TheDeath Artist) , Renk Körü ( ColorBlind) ve Öldürme Sanatı ( The Killing Art). Anlayacağınız üzere adamın bir tarzı var. Kitap isimlerinden bile bu gayet açık bir şekilde anlaşılıyor. Ve sanırım onlarda da çizimler yer alıyor bu kitapta olduğu gibi. Eee adam bu işin ustası sonuçta. Güzel sanatlar mezunu ve yüzün üzerinde sergi açmış. Yazmaya başlaması da ilginç olmuş. 5 yıllık çalışmaları Chicago’da açtığı sergide yanınca yazmaya yönelmiş.

Kitabın girişinde Paul Ekman’ın “Maskeyi Düşürmek” adlı kitabından güzel bir alıntı var.

“İnsanlar kelimelerle yalan söylemekte, yüzleriyle yalan söylemekten daha ustadırlar.”

Belirteyim Paul Ekman ünlü bir yüz okuma uzmanı.

Kitaptan öylesine iki alıntı ile bitiriyorum. Kendinize iyi bakın. Keyifli okumalar.

…çünkü eğer hayatınızda biri yoksa evli çiftler sizi evlendirmeyi görev addederler…

İnsanlar yüzlerimizin , gerçekten ne hissettiğimizi açığa çıkaran tamamen bağımsız istemsiz kas hareketleri sistemi tarafından kontrol edildiğini fark etmiyor. Gerçeği öğrenmek istediklerinde söylenen şeye bakıyorlar. Bense , insanların yüzünden neler olduğuna bakıyorum.

1 Yorum:

eskiz tarzı oldukça orjinal ama gerilim kısmı çok sıradan kalmış bir kitap bence. biraz daha renk katabilirmiş yazar. kitabı bitirdikten sonra kitap hakkında neler yazılmışa bakarken rastladım yazınıza, çok da fazla bir şey yazılmamış ki ekşi bunu kıyaslamak için iyi bir örnek sanırım. diğer yandan örümceği öldürmüş olmanızı ise asla affedemeyeceğimi belirtmek isterim. belki de sandığınızın aksine kötü bir niyeti yoktu. :))
edit:nepra


.........♫ Ne Dinliyorum ♫.........


Angus & Julia Stone - Paper Aeroplane
Ne Dinledim ?              Ŧคtเђ

Son Güncelleme

  • Le Renard Et L'enfant - Yıllar önce izlemiş olduğum ve belirli aralıklarla defaaten izleyip nasip olursa bir kaç kez daha izlemeyi düşündüğüm benim için özel bir film...
    7 ay önce

------------Süper Lig--------------



Ne Okuyorum ?

Nice Things

Haftanın Blogu                     Haftanın Yazısı

Haftanın Videosu              Haftanın Fotoğrafı

Herkesin Bir Popisi Vardır

Related Posts with Thumbnails

Sohbet Koyu.. Sen de Katıl !

................Çay da var hem. Çay içen mi?...........


................Çay Erdal Bakkal'da içilir ................

Son Yorumlar