Nays T!ng
"Gerçeğ!n Kenarından Hayatın Düzen!ne..."

Neden Yazıyorum ?


İstanbul'dayım. Malatya yengem. İşte böyle salakça bir espri ile başlayacağını dahi kestiremediğim bir yazı ile karşınızdayım. Bilenlerinizin bildiği üzere bu yıl mezun olmuştum. Olmuştum ne be? Sanki Tff diplomamı elimden alıp bir yıl daha devam edeceğime karar vermiş gibi. Mezun oldum demek istedim. Hala mezunum yani. Ama diplomayı almayı beklemeden Malatya'ya dönmüştüm. Acelesi yoktu nasıl olsa. Hala yok aslında ama kpss, ingilizce ve belki ilerde olabilecek diğer kurslarım başlamadan gidip alayım şunu diyerek çıktım yola. Üç dört gündür İstanbuldayım. İki üç gün daha buradayım sonra İzmit. Sonra diploma için Sakarya. Sonra Bursa'ya teyzeme. Sonrada kürkçü dükkanım Malatya'ya. Ölmezsem tabi. Zira dün buna çok yaklaştım takla atmadan nasıl kurtulduğumuzu hala anlayamadığım taksiyle giderken.

Beşiktaş- Maccabi Tel Aviv maçındaydım.

Hani bazı sahneler vardır. Duvardaki bir manzara. Bir resim. Bir fotoğraf. Zoom yapar kamera. Ve manzara'nın çerçeve içinde donduğu andan itibaren başlar bir hikaye. Mesela bir ağaç fotoğrafı. Sonra yapraklar kıpırdar ve canlanır her şey. Hikaye başlar. İstanbul böyle işte. Baktığın her yerde bir tablo. Ve hikayelerin başlaması için bakmanı bekleyen deniz, vapur, insanlar, binalar, martılar... Ne zaman ki İstanbul'u bırakıp kendine dönüyorsun. Düdüğü çalıp kart gösteriyor sana İstanbul, ayaklarını suya sokup çırpan bir çocuk gibi boğazda eğlenen gemiler yardımıyla. İnsan yıllarca tek kelime konuşmadan ve bu halde kafayı sıyırmadan yaşayabilir bu şehirde. Muhabbet etmen için insanlara gerek yok bir kere.



Üsküdar'da Yeni Valide Sultan Camii avlusunda gördüğüm bir kedi hayvanı.

Aslında bu yazıda neden blog yazdığıma değinirim demiştim. Nasıl yazmaya başladığımı da anlatırdım ama gerek yok şimdi. Neden yazdığımın bir çok sebebinden bir kaçını söyleyip bırakmak istiyorum. Neden yazıyorum. Çünkü ne yazabileceğimi merak ediyorum. Çünkü zihnim kalbim bir sandık gibi. Sandığın yanında darmadağınık duran bir yığın giysi. Rasgele attığımda asla sığdıramayacağımı biliyorum. Bu blogda onları katlayıp diziyorum. Belki bu şekilde sığar diye. Bazen aynı şey yüzlerce kez düşünürüz. Bu bana adil gelmez. Bir tarafta bir defacık düşünülmeyi bekleyen konular varken diğer tarafta yüzlerce kez düşünülmüş arsız ve gözü doymayan düşünceler. Düşün ve yaz. Sonra başka şey düşün. Ve şunu çok rahatlıkla söyleyebilirim ki yazmaya başladığımdan beri daha fazla ve farklı şeyler düşünmeye vaktim ve fırsatım oldu. Bir diğer sebep, ben düşünmeyi bir kuyu kazmaya benzetiyorum. Yazmayı da kazıdığım toprağı kuyudan dışarı atmaya. Hepimiz düşünüyoruz yani hepimiz kendi kuyumuzu kazıyoruz. Böyle de biraz ironik oldu ama ne demek istediğimi anladınız siz. Fakat yazmadığımızda kazdığımız toprağın üzerine basıp onu yeniden yerine gömüyoruz. Ve onu tekrar tekrar kazıyor tekrar tekrar olduğu yere gömüyoruz. Yoruluyor ama bir arpa boyu yol alamıyoruz. Kazılmayı bekleyen alttaki toprağa daha da önemlisi asıl amacımız olan su kaynağına bir ömür ulaşamıyoruz. Yazdıkça o toprağı dışarı atmış oluyoruz. Gün geçtikçe daha derine inebiliyoruz böylece. Kaynağa doğru ilerleyebiliyoruz. Diğer yandan bu bir kendini düzene sokma işi aslında. Zamanla hayatınız daha düzenli ve anlamlı olmaya başlıyor. Herkesin hayatı kendi özel odası gibi. Ve odamız bazen darmadağınık olur. Savaş alanına döner. Geçmişin izleri, bugünün dertleri ve geleceğin endişeleri hayat denen bu odamızı öyle bir hale getirir ki köpek bağlasan durmaz. Kapıyı açmadan temizlemek imkansız olur. Bir yerden aldığını odanın bi o ucuna bi diğer ucuna taşımakla temizlik yapılamaz. Önce atılacakları belirler çöpe atarsın. Sonra eşyaların çoğunu salona çıkarıp odayı dip bucak siler süpürürsün. Yavaş yavaş yeniden dizersin eşyalarını. Sabır işidir bu.


İşte kafamızdakileri de böyle toparlarız. Yazdıklarımı değil sildiklerimi okuyorsunuz bu yüzden. Önce çöpleri belirleyip onları çıkarmalıyız aklımızdan. Sonra sıfırdan başlamalıyız. Yazmak kendinizi yeniden tanımladığınız bir işlemdir desem sanırım abartmış olmam. Dediğim gibi sabır işidir bu. Birbirine karışmış bir yumak ipliği kullanmak, açıkta olan ucunu gittiği yere kadar çekmekle olmaz. En başından sabırla açılmalıdır ki ilerde kördüğüm olacak yerden koparmak zorunda kalmayasın.

Hadi siz de yazmaya başlayın !

22 Yorum:

Hemen söyleyeyim , Sakarya dışında tüm yazdığın şehirlere varım , hele izmite ... :)

Sakarya'nın travması var bende de ..

Düşüncelerine ve hislerine katılmamak mümkün değil zira; insanın en namuslu olduğu anlar , kendiyle başbaşa kaldığı anlardır.

Blog da buna benziyor zannedersem .. Maskesiz, oyundan uzak bir ayna ..


Sakarya insanların birbirlerini onun büyük şehir olduğuna inandırdığı bir yer. Yok öyle bir şey aslında. Ama asla şehir suçlu demiyorum. Güzel bir şehir. Ama başkası değil.


kanıksanmış şehirler , mecburiyet caddeleri ..
Zaman geçtikçe anlamlarınu yitiriyor ..

Ama izmit güzel :)


Her şey mecburi. Aynen öyle. Her şeye mecbursun.İzmit güzel evet.Çarşamba da ordayım :)


:) evet herşeye ; resmi plakalı işine , geçmek zorunda olduğun sokaka ," kendi suratına " ..herşeye

izmit'e bile :) ... İzmit demek ? şanslısın ...


bir gün sadece. Benim de şansım ancak buna yetiyor :)


hmm ne diyeyim dosto; bakarsın karşılaşırız ,

Lakin ; izmit nüfus yoğunluğu bakımından istanbuldan sonra 2. sırada olması işi zorlaştırıyor..

belli olmaz tabiki.. İzmit'in tadını çıkar , 1 gün olduğuna göre orası kesin :)


fd'cim sebep olaylarını es geç,sadece yaz sen..çünkü bazı insanlar yazarken akar,akarken yazar,öyle şeyler işte,anladın sen onu..ve ayrıyetten bir sakaryalı olarak ben de üniversiteyi kazanınca topuklarımın izini popoma çıkara çıkara kaçmıştım o şehirden,ama var ya kastamonu'dan sonra oha medeniyet varmış ya burda dedim..dedim dedim de istanbul gibi enfes bir şehirde bile yaşadığım koşuşturmaca ve yorgunluktan sonra ankara ankara güzel ankara diyorum ben,şu an balkonumdan ankara manzarama bakarken..(evet denizi yok,ama naapalım)bu arada izmit mi,boşversene allasen... =) mezuniyetin için de bol tebrik..savaş bakalım artık sen de hayatla.. =b (fazla dağınık yazmışım ama nazım sana geçiyor be fd'cim..)


yeni valie sultan camii ne biz kedili camii deriz mesela. yeni valide camiinin orda buluşalım desek kimse anlamaz ora nere deriz.

geçmiş olsun bu arada..


Peki tamam yazarım içimden geldiği sürece. Sağol. Sakaryayı geç. İzmit daha iyi. İstanbul çok güzel. Ama ben yolda bır iki saat geçirmeye alışık değilim. Ah bi de trafik olmasa. Ankaradan geçtim ama hiç gezmedm. Ankara denilince aklıma temiz ve düzenli sokaklar geliyor. İşin aslı önemli olan insanlar. İyi dileklerin için sağol. ;)

Syhn; Üsküdarı çok sevdim ben. İnsanların merhametine güvensem öyle bir kedi olsaydım derdim İstanbulda.


Aklımdaki karmaşık şeyleri düzenleyip yazıyorsun her seferinde. Üstadsın, en azından benim için..


Yazmaya nasıl başladım. Söyleyeyim. Birinin yazılarını sevdim. Ama o kendini bişey sandı. Ondan beklediğimi kendim yapmaya karar verdim. Yazdım.


Çok güzel anlatım.
Güzel yazıyosun çocuk :)

Her ne sebeple yazıyosan..


Sağol Ness :) Bu arada Bir Milyon Kalem'den ayrıldım. Oraya daha çok katkıda bulunan birileri lazım dedim.


ama o sapanca , o bayraklı tepe, o kampüs özlenmez mi ki...


Eğitim fakültesini köye yapanlar bunun sorumlusu. Maalesef özlemedim. Gençlerini kaybetmiş bir ilçe. Tinerci ve apaçi cenneti.


Katkıda bulunmak istediğin zaman kapı açık, tıklat :)

Sevgiler..


Canı gönülden tebrik ediyorum.İnşallah gönlüne göre de bir iş bulursun Sevgili Fd.


Ness : :) Teşekkürler.

Ebru Özgün : Çok teşekkür ederim Ebru abla. Amin. Huzurun daim olsun inşallah.


ıyı kı yazıyorsun


bu sayede bız de bu guzelım yazılarla tanısmıs senı tanımıs olduk:)


çok teşekkür ederim arkadaşım. Ve arkadaşım diyebiliyorsam şimdi sana burda. Ben de ıyi ki yazmışım demem gerekiyor. :)


.........♫ Ne Dinliyorum ♫.........


Angus & Julia Stone - Paper Aeroplane
Ne Dinledim ?              Ŧคtเђ

Son Güncelleme

  • Le Renard Et L'enfant - Yıllar önce izlemiş olduğum ve belirli aralıklarla defaaten izleyip nasip olursa bir kaç kez daha izlemeyi düşündüğüm benim için özel bir film...
    9 ay önce

------------Süper Lig--------------



Ne Okuyorum ?

Nice Things

Haftanın Blogu                     Haftanın Yazısı

Haftanın Videosu              Haftanın Fotoğrafı

Herkesin Bir Popisi Vardır

Related Posts with Thumbnails

Sohbet Koyu.. Sen de Katıl !

................Çay da var hem. Çay içen mi?...........


................Çay Erdal Bakkal'da içilir ................

Son Yorumlar