Nays T!ng
"Gerçeğ!n Kenarından Hayatın Düzen!ne..."

Ölü Babalar Kulübü


Yolda olmak tam olarak açıklayamadığım bir şekilde rahatlık veriyor bana. Yolda telaşlanan, stres yapan, korkan insanları gördüğümde bu halleri bana çok anlamsız geliyor o yüzden . Çünkü yolda olmak henüz hiçbir yere ait olmamaktır. Yolda olmak bir "gitmektir" bir de" gelmek" oysa ne gitmiş olmaktır yolda olmak ne de gelmiş olmak. Hesap sorulamayacak bir vaziyettir yolda olmak. Neredesin diye sorulduğunda " Yoldayım" diye cevap verdiğinizde hissettiğiniz duygudur yolda olmak. Tüm yükümlülüklerinizi hükümsüz yapan bir faaliyettir. Teslim olmak evet. Ne yapmalıyım şimdi diye endişe etmenin faydasız olduğu bir teslim oluştur. O yüzden bunaldığımda yola çıkarım ben. Yürürüm. Önce kendime en uzağından bir hedef belirlerim gitmek için. Sonra giderim. Tatilde okuduğun bir kitap ya da merak edip severek araştırdığın bir konu veya ders gibidir benim için yürürken düşündüğüm şeyler. Zorunda olmadan yaptığımız şeylerden biri. Yolculukta böyledir işte. Zorundalıklarının son kullanma tarihi geçmemiştir ama hepsinin canı cehennemedir öyle değil mi ?



Öyle. Bu yüzden son dönüşümde en uzun yolculuğu seçtim. Treni. Uzundu evet. Tam 28 saat sürdü. Daha önce denemediğim için pişmanlık duyduğum bir deneyim oldu. Tren yolculuğunun neden diğerlerinden daha eğlenceli olduğunu bir başka yazımda belirtirim. Şimdilik neden uzun sürecek bir yolculuğu seçtiğimi bilin yeter.


Yolda yapmayı en sevdiğim şeylerden biri (Şeylerden biri dediğime bakmayın. Ya müzik dinlersin ya kitap okursun ya da aynı anda ikisini yaparsın) kitap okumaktır. Bu yüzden biletten sonra hemen soluğu kitapçıda aldım. İki kitap beğendim. Biri "Travma" diğeri "Ölü Babalar Kulübü" . Trende bitirebileceğime inandığım kitapı seçtim. "Ölü Babalar Kulübünü". Bitti de zaten. Hatta Travma dan da bi 80 sayfa okudum. Yolculuk sırasında sadece kitap okuduğumu sanacaksınız şimdi. Ama bu doğru değil. Dedim ya anlatırım yolculuğu daha sonra. Kitap okurken müzik dinlerim ben. İkisi aynı anda yapılır evet.


"Ölü Babalar Kulübü" nün yolculuk için ne kadar doğru bir seçim olduğunu anladım. Yolculuk içinde yolculuk. Zaman tüneli gibi. Düşünsenize kitabı kapatıp bir yolculuktan çıkıyorsunuz başka bir yolculuktasınız. Güldüren, hüzünlendiren, sürükleyici bir hikayeydi Matt Haig'in kitaptaki Philip karakterinin hikayesi. Aslında bir kaç alıntı yapsaydım kitabın sıcaklığı hakkında daha sağlıklı bir fikir edinirdiniz ama bunu yapmadım maalesef. Ayrıca hiç eleştirmeyecek miyim sandınız ? Tek bir şey var ki o da şu bence ; kitap sanırım sonda iki üç sayfaya ihtiyaç duyuyor. Daha net açık ve güzel bir son olsa bu eleştiriye de gerek kalmazdı.


Kitabın kendi tanıtım yazısını da verip bitireyim. İyi okumalar.


"Bar sahibi babası trafik kazasında ölünce on bir yaşındaki Philip Noble'nin tüm dünyası altüst olur. Amcasının annesine göz koyması da ayrı bir sorundur. Sonunda bir gün, babasının hayaleti Philip'in karşısına çıkar ve kaza sonucu ölmediğini, cinayete kurban gittiğini söyler. Hayalet babanın, oğlundan istediği tek şey intikamını almasıdır. Katilin de, kardeşi Alan olduğunu açıklayınca bir anda Philip'in dünyası kararır.


Philip okuldaki bilim laboratuvarından çaldığı zehirlerle hayaletin isteğini yerine getirmeye karar verir. Ama bir yandan da aklı fikri Alan Amca'sının koyu dindar ortağının güzel kızı Leah'dadır. Çeşitli gelgitler yaşayan Philip'in kafasında yanıtlanması gereken pek çok soru da vardır. Hayaletlerin sözlerine güvenilebilir mi? Yoksa onlar da yaşayanlar gibi yalan söylerler mi? Philip sonunda kararını verir. Ne var ki harekete geçme anı geldiğinde, kendisi de bir felakete doğru sürüklenir..."
6 Yorum:

Kitabın tanıtımı değil de yolda olmanın huzuruna binaen..

"Önce kırıkları farkediyorsun. Küçük çatlaklar, döküntüler, zayıflık emareleri... Sonra yavaş yavaş derinleşiyor yarıklar.
Gözlerini kapama! Tek yapman gereken bu, tek yapman gereken olanca korkuna, olanca dehşetine rağmen gözlerini açık tutmaya çalışmak. Çatlakları görmezden gelmenin bir faydası olmayacak, onları görmelisin.
Bina nihayet yıkılacaksa eğer, ihtiyatlılıkla terket orayı. Acele etme, içeride kıymetli eşyalar kalmasın. İşine yarayacak olanları, sevdiklerini yanına al. Korkunun buna mani olmasına izin verme. Acele etme, sakın acele etme!
Sonra dışarı çık. Binanın çöküşünü, o güne kadar içerisinde yaşadığın yuvanın yerle bir oluşunu seyret. Bir çöküşü canlı canlı izlersen eğer, bütün binaların çökebilir durumda olduğunu göreceksin. Hiç bir binaya yeterince güvenemezsin artık. Hiç bir yer sonsuza kadar “ev” olamayacak sana.
Yeni bir ev ara sonra, yeni bir yurt, yeni ilişkiler. Ama artık biliyorsun, hiç bir yer yeterince dayanıklı değil. Hiç bir yer sonsuza kadar yurt olmayacak."


Son zamanlarda senin yazıların veya kitap tanıtımın bana hep bir şeyleri çagrıştırıyor.

Bu kitabı okumadım ama konusu tümüyle Hamlet..okudunmu veya izledinmi bilmiyorum..


Doctor Blue Balloon : bu yorum ıçin ne diyeceğimi bilemedim. Yorumsuz diyerek tembellik mi yapmış olurum diye düşünüyorum ama başka da ne denir ki. Güzel anlatmışsın o duyguyu.çok güzel.

Aslı : ben bişeyi tam olarak anlatmak yerine çağrışım yapmayı isterim. Alakasız bişey çağrıştırsa bile. Düşünceleri fitillemek kadar güzel ne olabilir. Belki farklı bir bakış açısı doğar. Kitaba gelince evet bir hamlet trajedisi. Ama onu küçük bir çocuğun gözünden anlatmış ve bazen komik olmuş. Güzel de olmuş. Okuyabilirsin ben kefilim :)


Yanlış anlaşılmasın tırnak içindeki kısım benim değil. avlu dergisinden alıntı. Ancak kimin olduğunu bilmediğim için yazmadım. Küçükken içine "gitmek" kaçmış biri olarak, sık sık aklıma gelen ve çok şeyi anımsatan, anlatan, çağrıştıran ya da her neyse bir çok şeyi noktalayan bir alıntı.. vesselam..


sözler başka bi yerden olabilir ama bu bana o duyguyu güzel anlatmış olduğun gerçeğinı değiştirmez :) sağol üşenmeyıp yazdığın ıçin.


.........♫ Ne Dinliyorum ♫.........


Angus & Julia Stone - Paper Aeroplane
Ne Dinledim ?              Ŧคtเђ

Son Güncelleme

  • Le Renard Et L'enfant - Yıllar önce izlemiş olduğum ve belirli aralıklarla defaaten izleyip nasip olursa bir kaç kez daha izlemeyi düşündüğüm benim için özel bir film...
    1 yıl önce

------------Süper Lig--------------



Ne Okuyorum ?

Nice Things

Haftanın Blogu                     Haftanın Yazısı

Haftanın Videosu              Haftanın Fotoğrafı

Herkesin Bir Popisi Vardır

Related Posts with Thumbnails

Sohbet Koyu.. Sen de Katıl !

................Çay da var hem. Çay içen mi?...........


................Çay Erdal Bakkal'da içilir ................

Son Yorumlar