Nays T!ng
"Gerçeğ!n Kenarından Hayatın Düzen!ne..."

Anlaşılamayan Olmak


İletişim konusunda en sıkıntılı dönemim lise yıllarım olmuştu. Aslında çevrem ile iletişim kurmamda hiç sıkıntı yaşamadım. Bahsettiğim konu daha çok anlaşılmak. Evet anlaşılmak herkes gibi benim de en büyük problemim olmuştu o yıllarda. Lise yılları deyince o yaş aralığının kritik döneme rastladığını ve bu yüzden böyle hissetmiş olabileceğimi düşünebilirsiniz ama değil. Yani "kimse beni anlamıyoooorrr" , "çook yanlızımmmm" gibi şeyler söylemiyordum içimden de olsa. Tam olarak sorun şuydu ; arkadaşlarım beni anlamıyor ve anlamak istemiyordu. Kendimi ifade etmekte yetersiz değildim. En az diğer arkadaşlarım kadar başarılıydım. Ama bütün lise hayatı boyunca toplamda yarım saat sesini duymadığım arkadaşlarıma benzemiyor, çekinmeden konuşuyor tartışıyor fikrimi söylüyordum. Bu da beni bazen şakayla bazen de ciddi olarak hedef haline getiriyordu. Birşeyi olabileceği en basit şekilde anlattığınızda bile insanlar sizi anlamıyorsa ya sizinle dalga geçiyorlardır, ya konu onların düzeylerine uygun değildir ya da aptal bir toplulukla karşı karşıyasınızdır. Yok hayır arkadaşlarım aptal değildi. Konularda çetrefilli olmuyordu genellikle. Biraz dalga geçme ama daha çok beni sinir etme eylemiydi onların yaptığı. Bundan zevk alıyorlardı. Beni sinir eden anlaşılmamak değil, söyleyecek tek bir sözü olmayan insanların ilgilendikleri tek şeyin benim anlaşılmazlığım (!) olmasıydı.

Liseye kadar hep sınıf başkanı olmuştum. Okulun en sevilen ve tanınan öğrencisiydim. Okulun en yaramaz, en başarısız ama en değerli en candan insanlarıyla aynı sınıfı paylaşıyordum. İçeri zili çaldıktan sonra okuldaki tüm öğretmenlerin ve müdürün dilinde olan sınıfımızın "ölüm sessizliğini" sağlamaya çalışırdım. Baskıcı bir insan değildim oysa. Kimsenin de ismini öğretmene vermezdim. Daha o yaşlarda insanların konuşa konuşa anlaşabileceğini kavramıştım. Ben konuşurdum sınıf dinlerdi. Öğretmen masasına oturur adeta sınıfı hipnotize ederdim. Öğretmenin sınıfa girmesiyle birlikte bir kıpırdanma bir uğultu başlardı, teneffüste bu gürültüye dönüşürdü ve içeri ziliyle birlikte bir sonraki terapi başlardı. Sınıfın en başarısız öğrencilerini cesaretlendirmek, en yaramaz öğrencisine onun ne kadar zeki olduğunu anlatmak, en sessiz ve içine kapanık arkadaşlarımızın dilini çözmek gibi şeylerdi yaptığım. Bu beni de mutlu ediyordu sınıfı da. Belki de bu yüzden öğretmen olmak istedim. Belki de bu yüzden blog yazıyorum. İnsanlarla konuşmak. Konuşarak anlaşmak güzel.

Lise ve üniversitede "anlaşılamaz" sıfatı yapıştı üzerime. Anlaşılmamak beni rahatsız ediyordu. Benim rahatsız oluşum da insanları eğlendiriyordu. Zamanla alıştım tabi. Ben alışınca farkettim ki artık beni anlamadığını söylemek sınıfta "komiklik" olmaktan çıkıp "salaklık" olarak algılanmaya başlamış. İşin ilginç yanı bana sürekli "kitap okumam" tembihleniyordu. Evet bir dönem kendimi ifade edemez hale geldim. Nedenini de biliyorum. Kendimi ifade edemez hal geldim çünkü " anlaşılamadığımı" düşünmek beni geriyordu. Basit bir formülle anlatabilirim bunun nedenini. 3 kelimeden meydana gelen bir cümle düşünün. Her kelimenin 2 alternatifi daha olsun. Yani ilk kelime için toplamda 3 farklı seçenek. İkinci ve üçüncü kelimeler için de 3'er seçenek. Birinci ikinci ve üçüncü kelimelerin yerleri değişmediği halde 3x3x3= 27 farklı seçenek var aynı şeyi anlatmak için. Üstelik kelimelerin sırasını değiştirmedik daha. Bir de onu deneyelim. Özellikle basit bir kelime seçiyorum. "Ali ata bak" mesela. Burada "Bak Ali ata" , " Ata bak Ali" cümlelerinde olduğu gibi kelimelerin yerlerini değiştirsek toplamda 6x27 = 162 farklı ifade etme seçeneği çıkar ortaya. Basit bir cümlede bile. Basit ve 3 kelimeden oluşan bir cümle ve ifade etmek için 162 farklı seçenek. Eğer konuşurken anlaşılamayacağınızı düşünürseniz bu bir kaosa neden olur kafanızda. Çevremdeki çoğu insanın bir şeyi ifade etmek için tek bir cümle dahi kuramadığı bir dönemde onlara en basit ve anlaşılır şekilde anlatabilmek için onlarca cümle kurup birini seçmek durumunda kaldığım için gerçekten "anlaşılamaz" hale geldim ve bana kitap okumamı isteyen öğretmenlerimden bile daha çok kitap okuduğumu bile bile içime attım bu durumu ve zamanla alıştım. Ayrıca belirtmek isterim ki okumak, konuşmayı geliştirmez. Yazmak geliştirir. Yazmayı geliştirmenin yolu ise okumaktır. O yüzden rica ediyorum ifade güçlüğü çeken çocuklara "kitap oku" ya ek olarak "blog yaz" , "günlük tut" gibi öneriler sunun.

Geçenlerde Okan'ın programını izliyordum yine. İzlediğim ender progamlardan biridir Okan'ın haftanın 5 günü farklı isimlerle yaptığı programlar. Genelde herkes uyumuş olur o vakitte ve genelde uyku tutmaz beni gece geç vakitlere kadar. Ayrıca işlediği konular ve davet ettiği konuklar ile gerçekten faydalı ve farklı programlar yapmakta kendisi. Ve benim gibi milyonlarca gencin o anda benimle aynı şeyi izlediğini bilmek de güzel. Twitter'ın en aktif kullanıldığı ve seyircinin en fazla dahil edildiği televizyon programı olması da neden farklı olduğunun cevaplarından sadece biri. Sabahları denk gelirsem trt de Okay Karacan'ın sunduğu Spor Manşet'i izliyorum bazen de twitter'dan soru ve görüşlerimi gönderiyorum. Tek kanallı siyah beyaz dönemleri de görmüş insanlar olarak bir tv programında konukların sorduğunuz sorulara cevap vermesi ve orda kısa süreli bir beyin fırtınası estirmiş olmanız ilginç bir deneyim gerçekten. Bazen de Okan'ı izlerken yapıyorum bunu. Geçen günlerde "Alışveriş Çılgınlığı" konusu tartışılıyordu. Buna benzer bir konuyu geçen yıl üniversitede sınıfta tartışmıştık. Sınıfın tamamı paranın herşey olduğunda ve insanı mutlu etmek için tek başına yeterli olabileceğinde hemfikirdi. Hatta hoca da onlara katılıyordu. Sonra dedim ki ben de " Tamam para önemsizdir diyemeyiz ama dediğiniz gibi herşey de değildir. Para yaşam standardını yükseltir ama yaşam kalitesinde başka faktörler de söz konusudur. Yaşam kalitesi ile yaşam standardını birbirine karıştırmayalım." Tabi bazıları katıldı bana ama çoğu örnek ver deyince ; Mesela Ali Ağaoğlu kadar zengin olsanız onun gibi mi yaşamak ister misiniz ? Onun kafasında yaşamak karşılığında size onun ki kadar para verilse kabul eder misiniz? Sizce Stephen Hawking kaliteli bir yaşama sahip mi? Ben cevap vereyim. Türkiye'nin en zengin adamı olma imkanı verilse bile bir başkası gibi yaşamak istemiyorsunuz. Siz o kadar zengin olsanız daha farklı şeylerin peşinden gidersiniz, daha farklı hayalleriniz var. Siz bu hayalleriniz için zengin olmak istiyorsunuz. Neden bir deli zengin olmak istemiyor. Çünkü hayalleri yok. Kimse zengin olmak karşılığında hayallerini vermez. Daha faydalı işler için harcarsınız o serveti, farklı hizmet alanlarında iş yaparsınız, dünya turu belki, belki okullar, yoksullara yardım, sokak hayvanları için projeler, kendi eğitiminiz.. uzar gider.. Kimse " onun kadar zengin olsam" dediği insanın kafasında yaşamak istemiyor haksız mıyım ? Çünkü para, yaşam standardını yükseltir sadece. Daha iyi imkanlar verir. Oysa yaşam kalitesi için para; sevgi gibi, aşk gibi, evlat gibi, eğitim gibi, kültür gibi, doğruluk, mutluluk, arkadaşlık, dostluk gibi sadece bir faktördür. Herşey değildir. Sadece sağlık bile kalite için yeterli değildir. Stephen Hawking bir dakika konuşabilmek için saatlerce hazırlık yapıyor. O kadar hasta ama mutsuz mu ? Ayrıca paraya ihtiyacı olmadığı halde para onun için bir şey ifade etmiyor. Mutlu çünkü başarılı. Çünkü dünya ona saygı duyuyor " dedim. İkna olmuştu herkes. Ve geçen gün programı izlerken bu konuşmayı hatırlatan bir atmosfer oluştu birden. Ben de yazdım. " Hayat kalitesi ile hayat standardını birbirine mi karıştırıyoruz acaba?" diye. Bu bir eleştiri değildi. Suçlama felan da değildi. Genel olarak konuşmuştum ama Okan sürekli eleştirilmekten olacak paranoyak bir tavır sergiledi. Olayı eleştirilmek olarak algıladığı için basite indirgeyemedi ve azıcık devreleri yandı gibi. Allah'tan konuğu yetişti imdadına. Kendimi uzun zaman sonra yeniden anlaşılmaz biri olarak hissettim. Ve ilk kez bu kadar insan önünde "anlaşılamaz" damgası yedim :) Hayır kasma bu kadar Okan. Sakin ol. Eleştirmek istesem "adama bak burnunu karıştırdı" derdim. Değil mi ama ?







Sakin olaydı iyiydi.
23 Yorum:

ÖN YARGI İŞTE SİHİRLİ KELİME.İNSANLARIN ANLAYIP DİNLEMEYE TAHAMMÜLÜ YOK.NE DEMEK İSTEDİĞİNE BİLE KAFA YORMUYOLAR.PROGRAMDAKİ MİSAFİR KONUK ARAYA GİRDİKTEN SONRA FİKRİNİ DEĞİŞTİRMESEYDİ.ATTIĞIN TWİTİN ÜZERİNE DAHA ÇOK KONUŞURDU.


anlasılmaz olmak yalnlzıgı da getrebılıyor ınsanlara

anlasılamadım yalnız kaldım dıyen ınsanlar da cok,,,

ama saırler,
ama yazarlar
ama yuksek sorumluluk alanlar
hepsı coklukla yalnız
,
bazen bıseyler bıseylerı getırıyor mecburen


okan bayulgen konusunda
ne yazık kı bana cok anıpatık gelen bır ınsan


Fortuna; insanların genelinde var bu ama bu program bence diğerlerine göre daha çok dinliyor insanları. Seyirci önemseniyor. Dinlemek daha sihirli bir kelime. Mevlana ne diyor ; dinle. Bir çoban dahi olsa dinle. Hiçbirşey bilmiyorsa senden iyi koyun gütmesini bilir.

öykü; söylediklerin çok doğru öykü. Ama ben diyemiyorum ki ' yalnız kaldım , anlaşılamadım ve şöyle oldum böyle oldum' diye :) bişey olamadım gitti yani :) Okan'a gelince. Bazı insanları tanımadan da seversin bazılarını tanıdıktan sonra sevmezsin . Bazılarını da tanımadan sevemezsin. Okan öyle biri. Ben de sevmezdim. Antipatik bi insan. Her haliyle. Ama duyarlı. Çoğu zaman mantıklı. :)


ahahahha neden o kadar takmış ki:)) twetucunu bulsa boğuverecek:)
şu anlaşılamamak konusu ile ilgili çook sevdiğim bir söz vardır;
sen ne söylersen söyle söylediklerin karşındakinin anlayabildiği kadardır.

o yüzden birisi beni anlamıyorsa anlatmaya tenezzül etmem, o kaybeder:))
küçükken saçları tansu çiller modeli olan kızların ortak düşüncesi kabul edebilirsin:)


İrma; anlayamadım ya kusura bakma.

:) şaka şaka :)

evet o doğru. Zaten o yüzden alıştım. anlatmak zaten garip bi etkileşim. Herkese bişey anlatılmaz. Ya da bişey herkese anlatılmaz. Karşındakinin zihin yapısını zekasını bilmeden nasıl anlatabilirsın ki? Bence herkese kan veremediğin gibi herkese de anlatamazsın bişeyi.

Anlatmak konusunu da bi ara yazmıştım. Bi bak istersen :)

naysting.blogspot.com/2010/09/anlatabildim-mi.html


Fatih :) o senmiydin :) ben bu bölümü izlerken, gelen maillere bakıyor ya Okan, en çok onu merak ederim kimler atıyor, o sırada ne düşünüyor diye, süpersin :) peki ardından neden Okulda yaptıgın açıklamaya ilişkin bir twit atmadın? eminim o zaman anlardı.


Aslı ; twitter bişeyi anlatmak istersen insanı sinir edebilecek bi araç maalesef :) o yüzden sevemedim uzun bi süre. 200 karaktere çıkması için nerede yürüyüş yapmalıyız bilen var mı? :)


Fatih ben ne Twitter nede Face kullanmıyorum :) çevremde nerdeyse herkesin var, o yüzden nerede yürüyüş yapmalı onuda bilemicem :)


:) şaka ya. Banane kalsın böyle 140 karakter :) kullanmam olur biter. Seni biliyorum. Mail bile kullanmıyorsun gibi :) en iyisi. Bende de arada bir kullandığım bi twitter var işte :) başka da yok.


O kadarda degil :) mail kulanıyorum tabiki :) ama sanırım blogta görünmüyo dimi?


sanırım görünmüyo evet :)


Einstein ne demiş?
"Beni ömrü hayatımda sadece bir kişi anladı.
O da yanlış anladı."
ok?


Ecehan : Ok :) Onu hala anlayan yok zaten. Bence o zaman yolculuğu yapmış ama bunu nasıl yaptığı konusunda tam bir fikri olmayan bir adam. :)


Lisedeki anlaşılmama durumun çok ilginç herşeyden önce ama ben yine çevrene veriyorum sende sorun olabileceğine ihtimal vermiyorum.böyle de bi körükörünelik var bak :)) okan zaten senin youmundan önce de gerginmiş dediğin gibi bayaa bi paranoyakımsı vücud dili hakimdi o an kendisinde :)) bence yaptığın ayrım çok yerinde hayat kalitesi ve hayat standardı çok başka şeyler.herkes bu ayrımı idrak edip relax olabilse keşke biraz ;) on numara post olmuş yine dostum ama ! :)


benim tarafımı tuttuğun için teşekkür ederim Bilge :) lise işte ya :) bi süre ergen dolu bilirsin :) teşekkür ederim yorumun için.


NE SÖYLEDİĞİNİZ ÖNEMLİ AMA..!!!
düşündüğünüz,
söylemek istediğiniz
söylediğini sandığınız
söylediğiniz.....
karşınızdakinin duymak istediği,
duyduğu
anlamak istediği
anladığını sandığı
anladığı
arasında farklar vardır....
DOLAYISIYLA İNSANLARIN BİRBİRİNİ YANLIŞ ANLAMASI İÇİN EN AZ 9 İHTİMAL VARDIR........!!!


anlaşılamamak her bilgenin sorunudur bu insanı deliliğe götürebilir deli olmaktan alıkoyansa senin herşeyi anlıyacak hale gelmendir kötülük yapanın neden yaptığı iyilik yapanın neden yaptığı sorulan soruya verilen cevabın samimiyeti bütün bu durumlara senin sabırla yaklaşımın bilgeliğini gösterir o yaşlarda herşeyi değişterebilceğene inanır insan sabırdan uzaktır karşı durduğu şeyleri yapanları aşağılar bu da onu toplumdan uzaklaştırır ama bilgeliğe eriştiğinde karşı çıktığı ve aklının almadığı şeyleride anlar. 2*2=4 ediyorsa bu dünyanın başlangıcı değil sonudur hiçbirşey bu kadar net değil


Ayy bu cok guzel olmus...yureginize saglik... Kendimden biseyler okudum sanki... Ben simdileri bunu soyle olmus olabilirdi diyorum ozamanlarimda... Bazi insanlarin soyledikleri sadece "aklindan" geceni degil ayni zamanda o bir hizli sekilde "gonul kapisinada ugradigi icin" bu anlasilmamazlik oluyordu iste... Cunki eger karsindaki su dudakdan cikan sozleri sadece kulaklariyla duyduysa sadece ALGILAMIS olur... oysa bide yuregiyle tartsa iste o zaman Anlamis olur :) Yurekden gecmemis... sirf akla gelen sozleri :) samimi bulmuyorum ...


yazdıklarınız gerçekten güzel ve yazdıklarınıza bakılırsa gerçekten özel birisi olmalısınız.
ayrıca size bir okur önerisi temanızı değiştirseniz gerçekten daha güzel olur çünkü okurken gözlerim ciddi derecede yoruluyor. hatta şu an ağrımaya da başladı.


Yanlız değil yalnız...


güzel paylaşım tebrikler...
http://elestirelyorumm.blogspot.com


"Körler çarşısında ayna satma, sağırlar çarşısında gazel atma" =)


Yazıyı ilgiyle okurken bir yandan profil oluşur benim kafada:)
Sen anlaşılmaz değilsin ,Sen iyi bir yazarsın bana göre.Bakış açımdan yani.
Şimdi bir şair yazar şiiri, duygusunu anlatabilmek için sayfalar dolusu.Ve bir şair daha yazar 2 satıra sayfalar dolusu anlam yükler.
Sen 2. şair kategorisindesin ve bunu sadece anlamak için okuyan anlar,okuyup geçenler anlayamaz.Burada farklı olan sensin evet ama diğerleri yani anlamayanlar sıradan:)
Okan Bayülgenin canlı yayın performansına vermelisin eğer aydınlatıcı bir twit daha atsaydın o özrünüde diler konuyu dallandırıp budaklandırmasını da bilir izlerim her zaman.Bence anlamadı aslında özellikle onun anlaması lazımdı.
Birde şu var hemşerim:) acaba bu kadar açıklamayı yapmasaydın ve direkt twitlediğin cümleyi buraya yazsaydın neler olurdu ?Düşün artık!!


.........♫ Ne Dinliyorum ♫.........


Angus & Julia Stone - Paper Aeroplane
Ne Dinledim ?              Ŧคtเђ

Son Güncelleme

  • Le Renard Et L'enfant - Yıllar önce izlemiş olduğum ve belirli aralıklarla defaaten izleyip nasip olursa bir kaç kez daha izlemeyi düşündüğüm benim için özel bir film...
    1 yıl önce

------------Süper Lig--------------



Ne Okuyorum ?

Nice Things

Haftanın Blogu                     Haftanın Yazısı

Haftanın Videosu              Haftanın Fotoğrafı

Herkesin Bir Popisi Vardır

Related Posts with Thumbnails

Sohbet Koyu.. Sen de Katıl !

................Çay da var hem. Çay içen mi?...........


................Çay Erdal Bakkal'da içilir ................

Son Yorumlar