Nays T!ng
"Gerçeğ!n Kenarından Hayatın Düzen!ne..."

Anne- Çocuk - Banyo


Geçen gece İrma'nın Zaman Tüneli başlıklı yazıma yaptığı yoruma uzuuunca bir cevap vermek istemiştim ama cepten binbir zahmetle yazdığım onca şeyin avea'nın yine çekmiyor oluşu sebebiyle heba olmak üzere olduğunu görünce yazdıklarımı bir post-it'e geçirdim daha sonra yazmak için. Çünkü aynı şeyleri yazmak zor oluyor çoğu zaman. Neyse işte baktım cevap harbiden uzunmuş ve üstelik ben bunlardan bahsetmek istiyordum ilerde ; dedim yorum değil post olsun bari. Eklemeler düzeltmeler yaptım size bir post çıkarttım.

Önce mevzuyu hatırlayalım.



Şimdi bu küçük çocukların banyo olayı çok mühim. Herkes bir zamanlar çocuktu, hatta hala çocuk olan 2 buçuk milyar insan var. Yani bir şekilde bu dünyaya gelmiş her insan az sonra söyleyeceklerimden bihaber olamaz. Keşke annesinin karnında dünyaya gelmek için sabırsızlanan Fetuscanlar hatta yıllar sonra bir araya gelip bir insan olacak vitaminler, mineraller, tüm organik ve inorganik maddeler de beni duyabilse de nasıl bir annenin kucağına doğacaklarını öğrenseler.

Dünyanın dörtte üçü su bildiğimiz gibi. Mantıken bir canlının sudan korkacak bir fıtratla yaratılmış olamayacağı aşikar. Zaten bebeklerin yetişkin insanlar gibi yüzebildiği de Mavi Göl filminden beri herkesin bildiği birşey. Yani nasıl olur da bir çocuk kısa bir süre içerisinde kuduz belirtileri gösterir şekilde sudan korkabilir. İşte şimdi size hidrofobinin nedenlerini anlatıyorum iyi dinleyin.

Çocuk suyun rahatlatıcı özelliğini, yumuşaklığını daha doğmadan önce öğrenmiştir ve dünyada da ilk görüşte aşık olur suya. Eğlencelidir bir kere, sıçratılır, kafaya boca edilebilir, temizdir, sesi de güzeldir. Ama bişey olmuştur, garip bir durum söz konusudur, suya bişey olmuştur, üstünden buharlar yükselmektedir. "WwaaW !" der çocuk içinden. "Çok egzantriiiiiik...Çok mistik laaaağnnn" der. Birazdan olacaklardan habersiz. Ya arkadaşlar ben o birazdan olacak şeyleri geçmek istiyorum. Yüreğim el vermiyor. Büyüsün biraz hadi. Bi anda büyüsün. Filmlerdeki gibi. Yazık :(

Çocuk neredeyse okul çağına gelmiştir. Kirlenmek reklamlardaki gibi güzel olamamıştır onun için. Çünkü kirlenirsen annen sana temizlenmek cezası verir. Temizlik su olmadan olmamaktadır. Su sıcak olmadan temizlememektedir. Pazar günü Allah'ın kadınların çamaşır ve çocuklarını yıkaması için özel olarak yarattığı bir gündür çocuklar için. Pazara yaklaştıkça tedirginlik artar. İştahsızlık baş gösterir. Son gün titremelere yol açar. Kalp atışları hızlanır. Terleme başlar. Genellikle saati bellidir banyonun. Çocuk önceden bilir. Zaman daralır. Son saate girilir. Çocuk kimysal olarak banyodan önce pozisyonunu almaktadır. Birazdan başkalaşım geçireceğini sanmaktadır. Banyodan önce ve banyodan sonra şeklinde hayat iki bölüme ayrılır. Tükürük bezleri iflas eder. Ağız kuruluğu ve yutkunamama problemi yaşanır. Vücuttan sıvı bir şekilde atılacaktır ama. Bu dengeyi sık sık tuvalete gitme ile sağlar.

Kaçış yoktur. Banyonun çocuk açısından nasıl geçeceği annenin kazağı çocuğun başından nasıl çıkardığından anlaşılır. Annenin psikolojisi bu süreçte çok önemlidir. Çocuk sızlanıp annenin kafasının tasını attırmak istemez. Çünkü çocuk birazdan kendi kafasının, annesinin elindeki tasın altında olacağını bilir. Kazak kulaklarını koparacak kadar acıtır ama acı içine atılır. İçine ağlanır. Dudaklar büzüşür. Gözler dolar. Ama ses çıkarılmaz.

Anneden önce koşulup gidilse de hiçbir zaman şartları lehine çevirmeye yetecek kadar yalnız kalamaz çocuk banyoda. Kürsüye oturur ve bekler. Göz bebekleri büyümüştür. Bir musluktan sıcak bir musluktan soğuk su dolar kovaya. Ama neden sıcak daha çok açılmıştır. Bu noktadan sonra susmanın bir anlamı yoktur. Çirkefliğe başvurulur. Sıcak musluğuna el uzatılıp kısmaya çalışılır ancak kafaya geniş metal tas yenilince geri çekilir o el. Çocuk zaten en savunmasız haliyle annenin elleri arasındadır. O yaştaki çocuk kime nasıl yalvaracağını henüz bilmediği için kısık sesle "nooolur çok sıcak olmasııın!" der. Ama olur. Sıcağın alası olur hem de. Öyle ki çay demlesen demlenir. Zaten anne için bir bulaşıktan kir nasıl çıkarılıyorsa bir çamaşırdan bir yağ lekesi nasıl sökülebilirse çocuktan da kir öyle çıkarılır öyle sökülebilir. Anne, "banyo yaptırmak" adı altında bir haftalık stresini atmaktadır orada.

Anneleri o suyun sıcak olduğuna inandırmak için banyoda geçen sürenin yüzde 87'sinde ağlamak , zırlamak, ve yalvarmak gerekir. Kalan sürede ılık suyla yapılan banyo "çevireyim yanmasın" düşüncesi ile yapılmıştır. Yüz göz sabunlandıktan sonra kovaya sucak su ilave edilmesi ihtimalidir çocukları ileriki hayatlarında paranoyak yapan. Ayrıca anneler için çocuğun yüzü gözü ağzı burnu ile kıçı arasında hiçbir fark yoktur. Aynı kuvvetle, aynı basınçla aynı saldırgan tavırla yapılır bu iş. Sabunun beyne doğru ilerlediğini acıyla hisseden çocuk, yer yer kaybetmiş olduğu derisine dökülen kaynar suyla tüm diğer acılarla birlikte burnundaki sızıyı da unutur. Suyun sıcaklığı ile çıkan kir arasında doğru orantı olduğuna inanan annenin saç kökleri ile de bir alıp veremediği vardır. Son durulama da atlatılırsa yaşam devam edecektir. Fakat hala hayati tehlike geçmiş değildir.O su öyle bir sıklıkla ve tazyikle çarpılır ki surata; önündeki bir kaç dakika boyunca nefes alamayacağını anlayan çocuk bir miktar sabunlu suyla birlikte ciğerlerini havayla doldurur.

Ama biter. Ve kimse ölmez. Çocuk bir kaç saat kendine gelemez. Ailenin üvey çocuğu olduğunu düşündüğü bir kaç saatten sonra hayat normale döner. Bu döngü yıllarca devam eder. Bence bir çocuğun tek başına banyo erişkinliğine gelmiş olması kutlanacak bişeydir. Hatta tek başına banyo yaptığı ilk gün, her yıl coşkuyla kutlanmalıdır da.


Ve size ŞUNU izletme güzelliğini de yaparak gidiyorum buralardan. Güzel bir nostalji oldu diye düşünüyorum. Hoşçakalın.
21 Yorum:

Eheh güzel bi tespit olmuş :) ama ben bunu yaşamadım sanırım, hep yeterli sıcaklıkta suyla yıkadı annem beni, kazağı çıkartırken de acıtmadı kulaklarımı melek annem benim!:)


:)

resim de pek tatlı.
küçükken banyo seremonileri vardı değil mi,
pazar geceleri genelde.
çok sevimli bir yazı böyle yanakları olsa sıkardım yazının:)


cok seker bı yazı olmus

ekledıgın fotograf ta oyle:)


Hayatımda hiç bir posta bu kadar gülmemiştim ! :D Ne yere bakan yürek yakansın sen Fatih ! Canın istedi mi mizahın babasını yaparsın :))) Ne olur hep yapsana ve hep böyle yazsana !! :))) Bi tanesin kankam ! :))


Zaten anne için bir bulaşıktan kir nasıl çıkarılıyorsa bir çamaşırdan bir yağ lekesi nasıl sökülebilirse çocuktan da kir öyle çıkarılır öyle sökülebilir. Anne, "banyo yaptırmak" adı altında bir haftalık stresini atmaktadır orada....
ben de pazar günü gümbür gümbür yanan kömür sobasının yanında bir yandan tv izler, bir yandan ödevlerimi yapardım. burada dikkat yüzde 10 ödevlerde, yüzde 90 tvdedir:))
sonra sıra banyoya gelir. babam sobaya biraz daha odun atardı. ve çileli dakikalar başlardı !
annelerde ki hırs neydi öyle, annnem şampuanı döktükten sonra resmen kafamı kazırdı. zaten kendisini çok yormayayım diye saçlarım hep küt kestirilirdi. bu da 90'lar kız çocuklarına yapılan inanılmaz bir eziyetti. yaşıtlarımın hepsi rapunzel gibi uzun saçlıdırlar ve kuaförde iki parmaktan fazla kesilse depresyona girerler.(tıpkı ben) işte bunun nedeni hep o küt saçlardı. beni tansu çiller diye seven komşularımız vardı tabiki o kadar çirkin değildim, sadece saçlarımız benziyordu.
bi de bu kadar şeyden sonra söyleyeyim annem kesinlikle öz annemdir. ne yapsaydı yani kadın soğuk su dökseydi de üşüsem hasta mı olsaydım. yorumu okusa annem direk böyle derdi:))


çok iyi! hatta efsane olmuş!
bayıldım. bu kadar mı çocuk psikolojisi yazılabilir.

diğer yazıların da böyleyse fırsat buldukça görüşücez demektir!:)

hakikaten çok doğru tespitler, zihnine sağlık!

neyse benim şimdi banyo saatime yetişmem lazım, hoşçakal;)


Kimsenin haykıramadığı bir yaraya parmak basmışsın kısaca Fd.Ama,galiba,sanırsam bende İrma ile kaderdaşım:b


Luna : Az sayıdaki şanslı çocukluklardan birini yaşamışsın sen. Aslında nnelerin neden böyle davrandıklarını da araştırmak gerekli. Sen de iyi bi anne ol Luna. :)

temerrüt : Beğenmene sevindim. Yorum yaparak yazının yanaklarını sıkmış oldun. Pazar günü dedenizde kalmak eğer 3 bekar teyzeniz varsa çok mantıklı değildir mesela. Salçalı ekmekle kandırılır. ordan oraya savrulursunuz. kimse sevmez sizi.

Öykü : Çok teşekkür ederim çocuklara bayılan çocuk :)

Tazekahve : dediğim gibi bunları da çok iyi şartlarda yazmadım. Yeri geldi diye sadece. Ah bi mutlu olsam. Teşekkür ederim.


İrma : Bak neler hatırlattın bana. Öncelikle sağol. O sobadan hala olduğu için ben özlemini çekmiyorum. Hala yanında oturma şansım var evin kedisi gibi. Ve ders masada çalışılmazdı. Yüz üstü uzanılırdı yere.. en güzeli öyle çünkü. Tansu Çiller gibi saçları olan kızlar benim zamanımda çok karizmatikti. Dert etme yani. Kolay yıkansın diye kesiliyor olması da bana başka şeyler hatırlattı. Benden bir yaş küçük erkek kardeşimle beraber dışarda saçlarımızın el makinesiyle babam tarafından kesilmesi ve uzamış saçlarda müdürün açtığı tren yolları.. Bizimkide özdü ama niye öyle yapardı bilemedim şimdi. :)

Nini : Teşekkür ediyorum. Beğenmene sevindim. Diğer yazıların çoğu bunalım.. şartlar yüzünden.. ama böyleleri de var.. yorum geç oldu.. şimdi çoktan ak pak olmuşundur. saatler olsun :)

Kafe de Mola : Burdan anlaşılan o ki erkek çocuklar hayata bir sıfır yenik başlıyor. itilip kakılıyor. yazık bize. :)


Ayrıca yazının sonunda bir video linki paylaştım. İzleyin.


cok tatlı bı yazı olmus vıdeoya da bayıldım:)


:) teşekkür ederim :) efsane bir film ama değil mi ?


yazı çok güzel olmuş beni de biraz anlatıyor sanırım :)


sen de bizdensin o zaman yeşil elma :)


Pazar günleri banyo işkencesi vardı, annem beni ablamı ve kardeşimi sıraya dizerdi. Kimse önce yıkanmak istemezdi, ben saklanmaya çalışırdım :) sıra bana geldiginde ki mutlaka ikinci ben olurdum işkence başlardı. Yemin ederim her hafta sanki on yıl yıkanmamışız gibi muamele görürdük :) ay Fatih neleri hatırlattın bana. İlk kendi banyomu yaptıgım gün özgür oldugum gündü..

Yazın beni hem güldürdü hemde hüzünlendirdi. Çok güzeldi tskler..


:) Aslı hüzünlendiren neydi merak ettim. Tamam eskiler , küçüklükler felan akla gelince bişey oluyor içte ama .. başka bi sebebi var mı ? ayrıca teşekkür ederim.


Galiba o günleri özledim ben Fatih, hiç bir kaygımın olmadıgı günlerdi :)


OĞLUMU HEP ÇOK ILIK SUDA YIKARIM HATTA EŞİM BİLE BİRAZ DAHA SICAKTA YIKA DER BU YÜZDEN OGLUM BANYO YAPMAYA BAYILIYO.ÇIKINCA AGLIYO:) KAZAĞINI ÇIKARTIRKENDE KEPÇE KULAKLARINA HEP DİKKAT EDERİM:)YAZIN HARİKA. 9O LI YILLARIN COCUKLARINI VE ANNELERİNİ OLE GZL İŞLEMİSSİNKİ.BENDE BİRAZ EKLİYİM BİR ERKEK OLARAK BUNLARI BİLMEZSİN BENİMDE SAÇIM TANSU ÇİLLER SAÇIYDI VE ANNECİM Bİ AVUÇ SAÇIMI ÖYLE ACITARAK TARAR OYLE ACITARAK TOPLARDIKI TEPEME.BİŞEYEDE BENZEMEZDİM .BENDE HEP UZUN SAÇLI GÜZEL ÖRGÜLÜ KIZLARIN SAÇLARINA İMRENİRDİM.AMA BENİM TİPİMDENDE ÇOK VARDI SINIFTA SENİN YAZINI VE YORUMLARINI OKUYUNCA MAZİ CANLANDI GÖZÜMDE.ÇOK GÜZEL ANLATMIŞSIN DİĞER YAZILARINIDA MERAKLA TAKİP EDİCEM BANADA MİSAFİR OLURSAN SEVİNİRİM.BİDE YORUM YAZARSAN HAVALARA UÇARIM:) SEVGİLER


Fortuna öncelikle hoşgeldin :) Sen iyi bi anneymişsin :) Ben bilmem belki ama iki kız kardeşim var ve gözlemlemek için yeterince iyi iki örnek onlar :) 90 lar herşeyin değiştiği hızlandığı yıllardı ve biz o dönemde çocuktuk. Bunları işlemek eğlenceli önümüzdeki dönemde bu konuda daha çok şey yazacm. Takipte kal :)


çok güzel bir yazı olmuş bir solukta okudum:)
ne kadar yanlış birşey tabiki çocuklar yıknmak istemez mesela ben oğlumu doğduğundan beri dirseğimi yakmayacak şekilde bir su hazırlayı yıkarım hemde karda kışta bile bu böyledir..
mutlu günler..


ilginç bir testmiş dirseği yakmayacak kadar sıcak. kulak memesi kıvamında gibi. :)teşekkür ederim. tekrar beklerim :)


.........♫ Ne Dinliyorum ♫.........


Angus & Julia Stone - Paper Aeroplane
Ne Dinledim ?              Ŧคtเђ

Son Güncelleme

  • Le Renard Et L'enfant - Yıllar önce izlemiş olduğum ve belirli aralıklarla defaaten izleyip nasip olursa bir kaç kez daha izlemeyi düşündüğüm benim için özel bir film...
    1 yıl önce

------------Süper Lig--------------



Ne Okuyorum ?

Nice Things

Haftanın Blogu                     Haftanın Yazısı

Haftanın Videosu              Haftanın Fotoğrafı

Herkesin Bir Popisi Vardır

Related Posts with Thumbnails

Sohbet Koyu.. Sen de Katıl !

................Çay da var hem. Çay içen mi?...........


................Çay Erdal Bakkal'da içilir ................

Son Yorumlar