Nays T!ng
"Gerçeğ!n Kenarından Hayatın Düzen!ne..."

Beyin Göçüğü

Etiketler: ,


Size de oluyor mu bazen bilmiyorum. Şimşek çakar gibi bir fikir gelir aklınıza ama aynı anda yok olup gider. Söner ya da kaçar herneyse. O fikri düşünmeye bile fırsat bulamamışsınızdır. Avuçlarınızın arasından kayıp gitmiş gibidir. Neydi bu şimdi dersiniz. Emin olduğunuz tek şey az önce yanıp sönen şeyin "harika" olduğudur. Öyle hissedersiniz. Milisaniyeler içinde gerçekleşmiş bir " doğuş-batış" olayına şahit olursunuz. Ne hakkında olduğunu bile tahmin edemediğiniz bir buluştur. Zorlarsınız zihninizi, o fikrin geri gelmesi için ama olmaz . Artık gitmiştir. Bir süre aklınızı meşgul eder bu "kayıp parlak buluş" ama bakarsınız ki olmuyor,; boşverirsiniz.

Aslında bence o parlak fikir hiç gitmiyor. Belki de karşımıza dikilip "Hadi ama az önce buldun beni. Bak işte tam karşındayım. Görmüyormusun ? Duymuyor musun beni ?" diye bağırarak söyleniyor bize. Ama artık göremiyor duyamıyoruz onu. O fikir ile biz farklı boyutlardayız. Aynı ortamda daha önce çekilmiş bir video oynatılıyor sanki plazmada. Ve biz o anda orda olmayıp plazmada gördüğümüz insanlara sesleniyoruz. Tıpkı o fikrin bizim karşımızda bize seslenmesi gibi. Duyamadıkları gibi duyamıyoruz. Göremedikleri gibi göremiyoruz. Peki o bir an parlayan, şimşek gibi çakan buluş nasıl görünüyor bize? İşte o da benimle farklı boyutlarda olan bir cevap. O sorunun cevabı da benim karşımda çırpınıyor belki ama ben göremiyorum.

Aklımız almıyor bir çok şeyi. Aklımızın aldığı ancak açıklamak için yeterli dil becerisine sahip olmadığımızdan çöpe giden şeyleri de hesaba katarsak çok çok az şeyle duygularımızı ifade ediyor, konuşuyor, para kazanıyor veya bilgiçlik taslıyoruz. Oysa neredeyse hiçbirşey bilmiyoruz. Oysa bize öğretilenler, öğrendiklerimiz, söylediklerimiz... hepsi toplamda beş para etmeyecek kadar az , eksik ve yanlış.

Kelimelerimiz kadar geniş düşünebiliyoruz değil mi ? Paramız kadar harcama yaptığımız gibi. Mesela çok az ingilizce bilen birinden ingilizce birşeyler söylemesini istesek muhtemelen aklından geçenleri bile yüzde doksan bilebiliriz. " My name is falan filan" . Dikkat edin ne söyleyeceğini değil ne düşüneceğini bildik. Çünkü hangi kelimeleri bildiğini de tahmin edebiliyorduk. Günlük hayatta da konuşabileceğimiz şeyleri düşünüyoruz, ifade edebileceğimiz şeyleri hayal ediyoruz. Elimizde bir torba var. İçinde de kelimeler. Ve biz elimizdeki torbadan çıkarabileceğimiz cümleler düşünüyoruz sadece. Hangimiz hiç anlamadığımız cümleler kurarız kendi kendimize. Mesela günde kaç defa hatta haftada kaç defa birşeyleri anlatmak için kelimeler bulamadığımız olur. Çok az değil mi ? Kelimeler düşüncelerini aktarmakta, kuru fasulyelerden resim yapmak istediğindeki kadar özgürlük tanır insana. Peki bizim beynimiz çoğu saçma sapan anlamlara sahip bir kaç yüz kelimeyi uygun şekilde yanyana getirmekten fazlasını yapamayacak kadar basit mi ? Elbette değil ama malesef kelimelerimizi zorlayacak kadar zorlamıyoruz beynimizi. Başımız ağrıyor çoğu zaman. Yorgun hissediyoruz veya bizi bu şekilde yoran insanlara kızıyor onlardan uzaklaşıyoruz. Nefesimizin yettiği kadar derinine dalabildiğimiz bir deniz ve kelime dağarcığımız kadar geniş ciğerlerimiz var bizim. İfade özgürlüğü sadece başkalarının düşüncelerimiz üzerindeki baskısının kaldırılması değil aynı zamanda kafamızın içinde ifade edemediğimiz şeylerin bileklerine bağladığımız zincirlerin de kırılmasıdır.

Şimdi en başa dönelim. Bir anda parlayıp kaybolan fikir demiştik. Neden kaçıyor neden kayıp gidiyor avuçlarımızdan ? Ve neden geri getiremiyoruz. ? Çünkü yeterli kelime bulamayınca zihin fikri "yok" sayıyor. Sigortası atıyor zihnimizin ifade yetersizliğinden. Error veriyor bir anlamda. Kelime yetersizliğinden atıl kalmış ne çok buluş var zihnimizde kimbilir. Ve açıklanmayı bekleyen ne fantastik hayaller. O yüzden diyorum ki gelişen, büyüyen ve üreten bir toplum olmak istiyorsak önce "konuşmayı" öğretmemiz lazım çocuklarımıza. Okumayı sevdirmemiz. Kendilerini daha iyi ifade edebilmelerini sağlamamız lazım. Özgürce düşünebilmelerine imkan vermeliyiz. Beş şık arasındaki doğruyu bulmayı değil kimsenin bilmediği için şıklara koyamadığı doğruları ortaya çıkarabilmeyi öğretmesi lazım eğitim sistemimizin.

Ohoooo kime diyorum ben.
4 Yorum:

Mesela ben senin yazdıklarını okuduğumda hayal gücü torbama bişeyler doluyor,zenginleşiyor,bazen kelime torbama da tabi :)) bu yüzden takipçinim ya zaten :)


yani kendimi ıfade edemesem konuşmazsın benimle :) bunu mu demek istedin. Şaka şaka çok teşekkür ederim. Karşılıklı zaten.


Kesinlikle okumak en başta gelir.Kelime haznemiz de midemizin haznesi kadar önemli ve doldurulması gereken bir öneme sahip.
Mesela bende de bazen şu oluyor:)Bir fikir aklıma geliyor ,bir bakıyorum herkes aynı fikri çoktan bulmuş paylaşmış,bu neydi şimdi diyorum,beynim saçmalıyor,bunun tıptaki ismi vardır muhakkak ama dejavu değildir herhalde:bMutlu kal.


Aklın yolu birdir meselesinden bahsetmiyorsun değil mi ? :) Bi de şey var mesela daha önce bilmediğim bi kelimeyi öğrendiğim günlerde bir çok farklı ve alakasız ortamda programda kitapta o kelimeye rastlıyorum. İyi ki öğrenmişim yoksa buralarda bunun bu anlama geldiğini bilmeden geçip gidecektim diyorum içimden.


.........♫ Ne Dinliyorum ♫.........


Angus & Julia Stone - Paper Aeroplane
Ne Dinledim ?              Ŧคtเђ

Son Güncelleme

  • Le Renard Et L'enfant - Yıllar önce izlemiş olduğum ve belirli aralıklarla defaaten izleyip nasip olursa bir kaç kez daha izlemeyi düşündüğüm benim için özel bir film...
    7 ay önce

------------Süper Lig--------------



Ne Okuyorum ?

Nice Things

Haftanın Blogu                     Haftanın Yazısı

Haftanın Videosu              Haftanın Fotoğrafı

Herkesin Bir Popisi Vardır

Related Posts with Thumbnails

Sohbet Koyu.. Sen de Katıl !

................Çay da var hem. Çay içen mi?...........


................Çay Erdal Bakkal'da içilir ................

Son Yorumlar