Nays T!ng
"Gerçeğ!n Kenarından Hayatın Düzen!ne..."

Senarist Olsam Mesela


Bugün daha önce hiç gitmediğim yollardan gittim daha önce çok gittiğim bir yere.. Bazen böyle yapın.. Bazen hep kullandığınız yollarda giderken de kafanızı kaldırın biraz.. Yukarıya bakın.. Dikkat Edinnnn !!! Özür dileyin şimdi.. Gülümseyin ve fırsat bulduğunuzda binaların üst katlarına bakın.. Dikkat edin ama.. Düşmeyin.. Çarpmayın..

Evlerin bitişik bitişik olduğu dar sokaklardan geçip gittim bugün. Bir çocuk gördüm. Yeni yeni yürüyor gibi. "Gitti" dediğine göre de bazı kelimeleri de söyleyebiliyordu. Kapıdan çıktığında hemen yola çıkmış olmuyordu. Kapı yoldan bir metre kadar içerde olduğundan. O giriş bölümünde elinde turuncu bir balonla yoldan geçenlere bakıyordu. Sonra birden elinden kaçtı balon.. Yol boyunca yavaş yavaş uzaklaşmaya başladı. Ama ayağında ayakkabısı olmayan küçük çocuk yola da çıkamadığından olduğu yerde öne doğru eğilip yavaş yavaş uzaklaşan balonuna bakıyordu. Tam o sırada kapı hizasına gelmiştim ben. Bana baktı ve ellerini birbirine sürüp "Gitti." dedi. Ağlamadı ve tekrar başını öne eğip izlemeye başladı. Balon sanki akıllıydı ama.. Bulduğu ilk arada yön değiştirdi. O aranın hizasına geldiğimde balon başka bir evin eyvanında duruyordu...

Aklıma ne geldi o anda.. Bir film senaryosu yazdım hemen.. Elinden kaçan balonu takip eden küçük çocuk daracık yollardan köprülerden geçer ve ıssız bir yere gider.. Kaybolur. Zamana yolculuk yapılan gizli bir tünele girer ve çıktığında 17 yaşında olarak bambaşka bir ülkede bambaşka bir zamanda bulur kendini.. Ama sadece bedenen büyümüştür. Konuşacak kadar olgunlaşmıştır ancak konuşabildiğinin bile farkında değildir.. Koşabildiğinin, konuşabildiğinin bile farkında olmayan bir gencin kendini Filistinde veya Bosna'da veya Afganistan'da çatışmaların ortasında bulması.. Olaylara tüm önyargılardan uzak bakınca nasıl bir tablo ortaya çıkardı acaba.. Ayıbı, günahı, ölümü, ayrımı, savaşı bilmeyen bir gencin yaşam mücadelesi ve anne özlemi.. Bence farklı olabilirdi.. Gerisi hayalgücüne kalmış..

Böyle birşeyi daha önce Kapadokya gezisinde düşünmüştüm. Yeraltı şehirlerini gezdiğim sırada aklıma gelmişti buna benzer bir senaryo. Neden yok ki dedim. Buradaki yerlatı şehirlerini bilmeyen yoktur. Şurada Kapadokya bölgesindeki yerlatı şehirlerinden bahsederken şöyle diyor ; "...bölgedeki hemen bütün evlere gizli geçitlerle bağlanan, dışardan açılması olanaksız taş sürgülerle kilitlenebilen, olmadık tuzaklarla dolu koridorları, bir labirenti andıran galerileri, oturma odaları, ahırları, erzak odaları, şırahaneleri, öğütme taşları, kiliseleri ve hatta mezarlıkları, bugünün modern akıllı binalarını kıskandıracak denli gelişkin havalandırma ve haberleşme sistemleriyle bu gizemli kentlerin ..."

ve aynı yazıda şunları söylüyor ;

"İstilacılarla bölge sakinleri arasında yaşanan yüzlerce yıllık bir kaçma-kovalama sürecinin sonunda Kapadokya’nın yeraltı dünyası, neredeyse kusursuz bir savunma mekanizmasına dönüştü. Yeryüzündeki kiliseler yeraltına taşındı ve Kapadokya’nın yeraltı kentleri giderek yasak dinlerin manastırlarına dönüştü. Yeryüzünün derinliklerinde sürdürülen inziva hayatları rahatsız edecek her türlü izinsiz giriş için ince önlemler düşünüldü. Duvarlarına kandil ve mum koymak için oyuklar açıldı. Kandiller için dışardan bezir yağı getirildi ve ısınma sorunu da bu şekilde çözüldü. Çapları 2.5 metreyi, kalınlıkları ise 50 cm. yi bulan ve çoğu yerinden kesilen yuvarlak sürgü taşlarıyla dışardan açılması olanaksız kapılar yapıldı. Bunların ortaları delindi ve böylece bir yandan düşmanın görülmesi sağlanırken, bir yandan da düşmana saldırabilme olanağı hazırlandı. Uçsuz bucaksız koridorlarda yolunu kaybetmiş umutsuz istilacıların, 3 metrelik tuzaklara düşmekten kurtulmuş olanları üzerine kızgın yağ dökmek için dikine delikler açmayı da ihmal etmediler. Hayvanları derinlere indirmenin güçlüğü nedeniyle genellikle giriş katlarına yapılan ahırların duvarlarına açılmış yemlikleri bugün bile görmek mümkün"



Bu bilgiler ışığında şöyle bir senaryo hayal edin.. Bugünün moderN dünyasında yaşayan, her türlü teknolojik imkana sahip, okulunda başarısız ama zeki bir genç.. Belki üniversite sınavlarına hazırlanıyor.. Belki aşık olduğu kız tarafından reddedilmiş.. Belki ailesi tarafından başarısızlıkları sebebiyle dışlanan problemli görülen , ergenlik çağındaki bir çocuk... Kendini nasıl olduysa bir gün çok eski bir tarihte Kapadokya bölgesinde yaşayan ve istilacılarla mücadele eden o halkın içinde buluyor.. Teknoloji yok.. sevdikleri insanlar yok.. Hiçbir şey yok.. Ama zeki ve modern dünyayı biliyor.. Bunun nasıl olduğunu anlayamadan ölüm tehlikesi yaşıyor ve zamanla buraya nasıl geldiğini düşünmeyi bırakıpistilacılardan nasıl kurtulacakları konusunda kafa yoruyor. Sevdiği strateji oyunları sayesinde geliştirdiği özellikleriyle kısa sürede o halkın lideri olmayı başarıyor.. Olaylar olaylar...

Neden olmasın? Hem de çok güzel ve etkili bir tanıtım olur. Bu yeraltı şehirlerini daha ayrıntılı olarak araştırırsanız söylediklerim size daha anlamlı gelecektir. En azından alttaki şu videoyu izleyin ve tekrar düşünün söylediklerimi :)




3 Yorum:

Yok yok yazayım demedim :) ama olsun yani. Yazılsın.. Yazılsa güzel olur :)


güzel bir senaryo kokusu aldım diyebilirim..

özellikle konuyu bu kadar belli ettikten sonra..


.........♫ Ne Dinliyorum ♫.........


Angus & Julia Stone - Paper Aeroplane
Ne Dinledim ?              Ŧคtเђ

Son Güncelleme

  • Le Renard Et L'enfant - Yıllar önce izlemiş olduğum ve belirli aralıklarla defaaten izleyip nasip olursa bir kaç kez daha izlemeyi düşündüğüm benim için özel bir film...
    7 ay önce

------------Süper Lig--------------



Ne Okuyorum ?

Nice Things

Haftanın Blogu                     Haftanın Yazısı

Haftanın Videosu              Haftanın Fotoğrafı

Herkesin Bir Popisi Vardır

Related Posts with Thumbnails

Sohbet Koyu.. Sen de Katıl !

................Çay da var hem. Çay içen mi?...........


................Çay Erdal Bakkal'da içilir ................

Son Yorumlar