Nays T!ng
"Gerçeğ!n Kenarından Hayatın Düzen!ne..."

Dip Dalga | Fatih Bayhan

Pazartesi, Kasım 19, 2012

Fatih Bayhan , inceleme ve araştırma dalında 2003 ve 2007 de "Yılın Gazetecisi" , 2009 da ise "Yılın Yazarı" ödüllerinin sahibi olsa da adını en çok yakında çıkacak olan"Mustafa'dan Kemal'e Atatürk"  adlı kitabında yer alan Atatürk'ün Malatyalı olduğu iddiası ile duyurdu. Atatürk'ün Malatyalı olup olmadığı tartışmalarının giderek alevlendiği günlerde artan terör olayları bu tartışmaları da gölgede bırakmıştı. Basın bu iddiaları yeniden gündeme getirmeyi kitabın çıkacağı tarihe ertelemiş gibi görünüyor.Benim bu isme aşinalığım aldığı ödüllerden beridir diyemem. Kitabını alıp okuduktan sadece bir hafta sonra gündeme bomba gibi düşen iddiaların sahibinin Fatih Bayhan olması şaşırtmıştı beni. Yeni öğrendiğim bir kelimenin aynı gün başka bir yerde hem de konunun bütününü anlayabilmem için en kritik noktada kullanılmış olmasının eminim bilimde bir karşılığı vardır. Neyse bu tuhaflıkları ilerde konuşuruz. Size okuduğum bu kitap hakkında bir kaç şey söylemek istiyorum bugün.

Kitabın adı Dip Dalga. Aslında kapak tasarımı kitabın orjinal adı konusunda karmaşaya yol açmış gibi geldi bana. Kitabın adı dış kapakta "Dip Dalga Davutoğlu" gibi duruyor. İç kapakta "Dip Dalga : Türkiye'nin Stratejik Aklı Davutoğlu" . Aslında tam ve doğru adı "Dip Dalga" . Konusu ise "Türkiye'nin Stratejik Aklı Davutoğlu". Eğer kitabın orjinal adı konusunda ben yanılıyorsam başta söylediğim - Kapak tasarımı karmaşaya yol açmış - tespitimde ben haklıyım demektir.


Okumaya başlamadan önce Dip Dalga'nın anlamını bilmek gerek ancak kitapta bu kavramdan bahsedilmemiş. Bence bu önemli bir eksiklik.. Peki nedir dip dalga ? Mecaz anlamına değinmeden önce "yüzeyi sessiz sakin olan okyanusların derinlerinde meydana gelen güçlü akıntıdır" diyerek gerçek anlamını belirtmiş olayım. "Dipten gelen dalga" şekliyle gerçek anlamını alıp "toplumsal ve siyasi bir terimdir" dipnotuyla çarpıştırırsak tam olarak "Dip Dalga" nın manasını elde etmiş oluruz. Sessizce güçlü bir şekilde gelip sonrasında kolay kolay başedilemeyecek  büyük değişimler ve etkiler meydana getirmek. Tsunami de bir dip dalganın sonucudur, Arap baharı da. İkisinin de sebepleri köklü ve derindedir.


Kitabın içeriği ne peki ?   diye sorarsanız. Öncelikle uyarımı yapayım ; Ne Ahmet Davutoğlu hayranları  kapağına bakıp büyük beklenti ile alsın bu kitabı ne de hükümet karşıtları önyargı ile yaklaşıp uzak dursun. Kitap Ahmet Davutoğlu'nun biyografisine çok fazla yer vermiş değil. Daha çok Türkiye'nin dış politikasının tarih içindeki genel seyri ve son on yıldaki Davutoğlu etkisi üzerine bir inceleme. Davutoğlu'nun akademisyen kimliğinin yani "Hoca" oluşunun  ve Mevlana şehri Konya da yetişmesinin kendisine kattığı birleştirici ruhun devlet adamlığı kimliğiyle  dış politikaya nasıl yansıdığını anlatıyor yazar. Son on yılda sürdürülen dış politikanın mercek altına alındığı kitapta Avrupa Birliği, Rusya, Amerika, Almanya, Suriye, Fransa, Ermenistan ve daha onlarca ülke ile yaşanan sorunların geçmişi ve son durumu hakkında akıcı bir şekilde bilgi veriliyor. Kıbrıs sorununda son durum ne ? Ermeni sorunu ne durumda ? Avrupa Birliği yolunda neredeyiz ? Eksen kayması var mı ? Suriye krizinde Türkiye ne yaptı ? Balkanlarda neler oluyor ? ... Belki yüzlerce sorunun cevabını en anlaşılabilir şekilde bu  ince kitapta bulabilirsiniz. 



Ahmet Davutoğlu'nu anlamak bu kitapla mümkün değil elbette. Bunun için  kendi yazdığı kitaplara bakmakta fayda var. Her ne kadar dili biraz ağır gelecek olsa da Ahmet Davutoğlu'nun "Stratejik Derinlik" kitabı mutlaka okunmalı. Ben bir kaç yıl önce aldım, okumaya başladım ama anladım ki bir çırpıda bitirilecek bir kitap değil. Belki 600 sayfanın her biri için başka bir kitap yazılabilir. İster sevin ister sevmeyin Dış Politikamız ona emanet. Ülke içinde olup bitenler gelip geçici ama dışarda yapılanları dünya kaydediyor. Onları silmek mümkün değil. Davutoğlu ise ne yaptığını iyi bilen biri. Bir yolu var, bir çerçevesi, görüşü, felsefesi var. Bunlar da öyle gizli saklı şeyler değil. Kitaplarında açık açık yazmış.Yaptığı tespitler ve sunduğu reçetelere kendisine muhalefet edenlerin bile itiraz edebileceğini düşünmüyorum. Biz dış politikamızı emanet ettik ama uluslararası otoriteler dünyanın emanet edildiği dört kişi içinde gösteriyor onu. Tabii Wikileaks  en tehlikeliler arasında gösterse de onu.


Neyse başlıktaki kitaba dönelim. Kitap hem Ahmet Davutoğlu hem de dış politika hakkında çok çok derin bilgiler içermiyor olsa da normal bir vatandaşın "Türkiye dışarda kimlerle ne sorunlar yaşadı ve yaşıyor ?" sorusuna çok anlaşılır bir şekilde cevap verebilecek bir kaynak niteliğinde. Arkadaşınız olarak söylüyorum ; size bir şeyler katacak faydalı bir kitap. Okuyun derim.
Read On 2 Yorum

Naber Dünya ?

Salı, Kasım 06, 2012


Bloga iki hafta yazmayacaksın deselerdi inanmazdım. Biriniz de sormadınız "Öldün mü Fatih ?" diye. Yok yok soranlarınız var. Ve onlar neler olduğunu neler yaşadığımı bilen özel insanlar olarak kombineye sahip oldular hayatımda. Artık kolay kolay neler yaşadığımı ve neler hissettiğimi yazmam buralara. Sanki çok merak ediyordunuz da. Hem kim ne yapsın benim sıkıcı hayatımı, hedeflerimi, çabalarımı... Yok şöyle yapmak istiyorum da , yok bunu yapacam da, yok olmadı da.. Bi kere tarih hayal edenleri değil gerçekleştirenleri yaz.. Ne diyorum lan ben. Olum yeminlen bilinçaltımızı ele geçiriyor bu Ağaoğlu.. Sübliminal reklamlar mı kullanıyor acaba bilinçaltımıza binalar dikmek için. Neyse size şimdi ruhumdan ve ruhaniyetimden sıyrılarak hazırladığım son derece gereksiz bilgiler vereceğim. Dilinize dolanan iğrenç bir şarkı kadar rahatsız edici, kaldırımda yürürken hafızanıza kazınan mide bulandırıcı bir reklam yazısı kadar akılda kalıcı şeyler olmasa da amerikan seçimleri kadar güncel şeyler bunlar.

Msn kapanıyormuş ya la ! "Microsoft To Kill Windows Live Messenger", "Windows Live Messenger will die" diyor gavurca sitelerde. Şimdiki ergenler bilmez ama 5 6 yıl önce ergenlik vazifesini yerine getirmiş şimdiki gençlik ve hatta orta yaş sendromu yaşamış ve yaşamakta olan evli barklı insanlar çok iyi bilirler Msn nin ne demek olduğunu. Hani yaşlıların her fırsatta verdiği sosyal mesaj var ya " Eskiden yokluk vardı. Şimdi her şey bol. Ama kıymet bilen kim ?" Heh işte aynen böyle bir durum söz konusu. Şimdi twitter var, facebook var, whatsapp var, ins var cins var.. var oğlu var.. Ama eskiden buralar hep yeşillikti. Msn yeşilliği vardı.. Bilgisayara ilk msn kurardık la. Driverları yüklemeden, winrar ı kurmadan msn i kurardık. Bilgisayarla birlikte açardık onu. Titreşim göndererek sinir ederdik arkadaşlarımızı.. Hatta plus diye bir eklenti ile iki üç hesabı aynı anda açık tutardık tüm gün.. Hey gidi günler.. Günlük hayatta ağzımızdan çıkan herşey anında twitterdan yayınlansaydı "Meseneden gönderiyom bak" cümlesi TT listesinden hiç düşmezdi. Yani bizim için o bir efsaneydi demek istiyorum. Bir sürü mail gelirdi "eğer şuraya tıklamazsanız Msn paralı olacak" diye. Bak şimdi ne oldu? İleti geldiğinde çıkan ses. O ses geldiğinde yaşanan heyecanın zaman zaman sinire dönüşebilmesi. Gün gelecek o lanetimsi sesin bile nostaljiler arasına katılacağı kimin aklına gelirdi. Ama ben demiştim. Saçmalamaktan çekinmediğim yakın arkadaşlarıma sorabilirsiniz. Demiştim ; Gün gelecek gençler büyüklerine soracak "Msn mi, o da ne ?" diye .


Bir internet sitesi sadece 5 dolar karşılığında 1,1 milyon Facebook kullanıcısının profil sayfalarıyla birlikte isim soy isim ve mail adreslerini sattığını duyurmuş. Bir internet pazarlamacısı durumu farkedip Facebook'a bildirmiş. Facebook bunun gizli kalmasını iştemiş ama görünen o ki bu teklif kabul edilmemiş. Durumu facebook'a bildirmesi komik çünkü facebook yöneticileri bunu bilmiyor olamazlar. Hatta facebook tam olarak bunu yapıyor. Kullanıcılarını satışa çıkarıyor. İstenilen yaş aralığında , istenilen cinsiyette, istenilen zevklere ve ilgilere sahip 1 milyon kullanıcıyı belli bir para karşılığı satıyor. Bu olayda karlı çıkan tek kişi o uyanık internet pazarlamacısı. Artık adını tüm dünyaya duyurmuş durumda. İşleri açılacaktır.

Geçen gün bir arkadaşımdan mesaj geldi. Şu tarihlerde google a ve youtube a girmeyelim. Çünkü o gün google ve youtube da Peygamber Efendimize ve İslama hakaretler içeren film yayınlanacak. O tarihlerde kullanmadığımızda google 250 milyon dolar zarar edecek şeklinde bir mesajdı. Bence gayet medeni bir tepki bu. Yakıp yıkmak saldırmak öldürmek çözüm olmadığı gibi o filmi yapanların amaçlarına ulaşmasını da sağlıyor. Provoke etmek istedikleri bu kadar açıkken kalkıp film ile alakası olmayan masum insanları öldürmek zaten İslam'ı anlayamadığını gösteriyor bence. Tepki verme demek değil bu. Ama medeni bir şekilde. Mevlana ne güzel söylemiş "Köpeğin dili değdi diye deniz kirlenmez" . Bu konuyu geniş bir akraba toplantısında tartıştık geçenlerde. Ben de google için 250 milyon doların çok büyük bir zarar olmadığını adamların üçüncü çeyrek raporlarını yanlışlıkla 8 dakika erken açıkladıkları için 22 milyar dolar zarar ettiklerini ancak bunun karşılığında sahibinin sadece biraz üzgün olduğunu söyledim. Ama Hz İbrahim'i ateşe attıklarında ateşi söndürmek için su taşıyan karıncaya senin bir damlan ne işe yarar ki diye sorduklarında verdiği cevap google a verilecek zararın önemini açıklamak için yeterli bence ; Maksat tarafım belli olsun .


Bu günlük bu kadar yeter. Görüşmek dileğiyle.



Read On 6 Yorum

.........♫ Ne Dinliyorum ♫.........


Angus & Julia Stone - Paper Aeroplane
Ne Dinledim ?              Ŧคtเђ

Son Güncelleme

  • Le Renard Et L'enfant - Yıllar önce izlemiş olduğum ve belirli aralıklarla defaaten izleyip nasip olursa bir kaç kez daha izlemeyi düşündüğüm benim için özel bir film...
    1 yıl önce

------------Süper Lig--------------



Ne Okuyorum ?

Nice Things

Haftanın Blogu                     Haftanın Yazısı

Haftanın Videosu              Haftanın Fotoğrafı

Herkesin Bir Popisi Vardır

Related Posts with Thumbnails

Sohbet Koyu.. Sen de Katıl !

................Çay da var hem. Çay içen mi?...........


................Çay Erdal Bakkal'da içilir ................

Son Yorumlar