Nays T!ng
"Gerçeğ!n Kenarından Hayatın Düzen!ne..."
Blogger etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

David Meerman Scott

Çarşamba, Mayıs 02, 2012

Bloglarla ilgilendiğimden beri içinde “blog” yazan her yazıyı önemsedim. İlgi alanıma giriyor olması, seçtiğim meslek ile paralellik göstermesi, blog yazıyor olmam ve blog yazma kültürünü çevremden başlayarak yaygınlaştırma gayreti içine girmemden dolayı “ Blog nedir? Kimler yazabilir ? Kimler blog yazmalıdır? Blog yazmanın faydaları nelerdir? Etkili blog nasıl olur?" gibi soruların en detaylı cevabını aradım durdum. Üniversitede daha önce yapılmamış bişeyi yaptım ve uzun araştırma ve tecrübelerime dayanarak bir seminer düzenledim. Gelecekte daha fazla kişiye daha geniş bilgi ve tecrübeyle yeni seminerler vermek isterim. Tıpkı blog yazarken olduğu gibi hiçbir maddi beklentim olmadan yapmak istiyorum bunu.

Daha fazla bilgi ve daha fazla bakış açısı için kitaplar mükemmel birer kaynak. Genellikle aynı anda iki veya üç kitap okurum ben. Biri fantastik- polisiye-macera türü olur, biri siyasi-tarihi, biri de mutlaka teknoloji. Bloglar konusuna ayrı bir önem verdiğimi söyledim. Ve bu konuda okuduğum en faydalı , en zevkli kitap bugün size bahsetmek istediğim David Meerman Scott ‘un “ Pazarlamanın ve İletişimin Yeni Kuralları” adlı kitabı oldu. Verdiği bilgiler, bu konuda yaptığı araştırmalar ve kendisinin de çok aktif bir blogger olması bana bu kitabı sevdiren faktörler. En güzel tarafı da şimdiye kadar okuduğum teknoloji veya iş kitaplarının neredeyse tamamında gördüğüm resmi, gösterişli, ağır ve sıkıcı terimlerle boğan üslubun yerine yazarın samimi, açık ve anlaşılır bir dil kullanmış olması. Her kesimden insana hitap ettiği gibi her kesimden insanın anlayabileceği kendi tabiriyle “blog dili ” ile anlatmış. “Siz okurlara daha iyi geleceğini düşündüğüm için yeni kuralları sizinle paylaşırken blog dilimi kullandım” demiş.



250 dolarlık kamerasıyla Microsoft çalışanlarının, üzerinde çalıştıkları ve yaptıkları ürünler hakkında düşündüklerini kaydederek internette yayınlayan, böylece ayda 4 milyondan fazla farklı ziyaretçi kitlesi oluşturan bir adam. Satışlarını bir yılda iki katına çıkarmayı yeni medyayı anlamaya ve onun getirdiği yeni kuralları uygulamaya borçlu bir şarap üreticisi. Sadece bir blogcu, bir kamera kullanıcısı ve bir Flickr fotoğrafçısı ile 2006’da Amerikada başkanlık yarışına katılan bir siyasetçi. Ve bu kitapta bahsi geçen daha onlarca insan, olay, örnek.. Hepsi yepyeni bir dünyaya girdiğimizi gösteriyor bize.

Yukarda bahsettiğim “kamerasıyla 4 milyon ziyaretçi çeken adam” , Microsoft’tan ayrılışını dünyaya bloggerların duyurduğu, teknoloji konusunda otorite bir isim olan “Robert Scoble” . Ve o bu kitap için şöyle söylüyor ; Bu kitabı okuyarak, işinizi kurmak için gerekli güvenilirliği nasıl kazanacağınızı öğreneceksiniz. Tadına varın !

David Meerman Scott, eskiden dünyaca ünlü çok büyük bir şirkette pazarlama bölümü başkan yardımcısıyken basılı reklam ve PR ajansı için yılda yüz binlerce dolar harcama yapan biri olarak; eski pazarlama ve PR kurallarının artık işe yaramadığını, internetin gücünden yararlanmak isteyenlerin eski kurallara aldırmaması gerektiğini söylüyor. Kitabın bir çok yerinde bu kitapta anlattıklarının Pazarlama ve PR uzmanlarının uykularını kaçırdığını ifade ediyor. Bir alıntıyla örnek vereyim ;

“ Bazı pazarlama ve PR profesyonellerinin eski alışkanlıklarını değiştirmekte çok zorlandıklarını görüyorum. Bu fikirler insanların rahatını kaçırıyor. Konferanslarda konuştuğum zaman insanlar çoğu zaman savunmacı bir duruş alarak kollarını bağlıyor ve başlarını öne eğip ayakkabılarını seyrediyorlar. Eski kuralları öğrenmiş olan pazarlama ve PR profesyonelleri doğal olarak doğrudan erişimin yeni dünyasına direniyorlar”.

Bu kitap, ürünlerini satın alan müşterilerinin kendilerini nereden bulduklarını öğrenmek amacıyla yaptıkları anketlerden yüzde 90 “internetten” sonucunu elde etmiş şirket yöneticilerinin kalan yüzde 10 için harcadıkları devasa paraları nerelerde kullandıklarını öğrenme fırsatı sunuyor okurlarına. Sosyal medya, Youtube ve blog çağında kitlelere sesleniyormuş izlenimi veren etkisiz televizyon reklamlarına devasa bütçeler ayırıp hiç kimseye sesini duyuramamak yerine çok daha küçük bütçelerle çok daha fazla kişiye ve çok daha etkili bir şekilde ulaşmanın yollarını sıralıyor.

“Yeni Kurallar” söyleminin yakın zamanın “ yeni yalanlarından biri” olduğunun bilincinde olan Scott buna rağmen kitabın adında “yeni kurallar” ifadesine yer vermiş. Eskiden olsa kitabın çok satması ve okunması için reklamlara para harcaması veya bir gazeteciyi kitap hakkında yazması için ikna etmesi gerektiğini ancak şimdi okuyanların kitap hakkındaki düşüncelerini kolayca paylaşabileceği bir ortamda kendi kitabına güvendiğini ve “yeni kurallar” yalanları arasında kaybolmayacağından emin olduğunu söylüyor. Ve haklı çıkıyor ki tüm dünyada bu kitap çok satanlar listelerinde yer alıyor.

Üç kısımdan oluşan kitabın I. Kısmında internetin pazarlama ve PR kurallarını nasıl değiştireceği, II.kısımda bloglar, pod yayınları, forumlar, vikiler, viral yayılma, internet siteleri gibi araç ve kavramları tanıtıyor ama kendisi de bir blog yazarı olan Scott ; "siz bu satırları okuyana dek kitaba ekleyebilmiş olmayı çok isteyeceğim yeni tekniklerle karşılaşacağımdan hiç kuşkum yok. Online araçlar çok hızlı gelişiyor” diye de ekliyor. III. Kısımda da yeni kuralları nasıl hayata geçirebileceğimizi, araçların nasıl etkili kullanılacağını anlatarak okurlara rehberlik ediyor.

Scott, hedeflerine ulaşmakta blogunun ne kadar yardımcı olduğuna hala şaşırıyormuş. Aklına gelen fikirleri blogunda paylaştığını, takipçilerinden aldığı geri bildirimlerin onu yönlendirdiği ve blogculuğun hayatını değiştirdiğini söylüyor. Dünya çapında onlarca konuşma yapmasını da, danışmanlık hizmeti verdiği müşterilerinin önemli bir kısmının kendisini tercih etmiş olmasını da hatta çok satan listelerinde üst sıralarda olan bu kitabını yazmasını da bloguna borçlu olduğunu anlatıyor.

Blogları, blogların gücünü, blog yayınlamayı, bloglardan yararlanan organizasyonları ve blogların organizasyonlara katkılarını da ele alan yazar, blog yazmaya başlamadan önce bilinmesi ve yapılması gerekenleri anlatıyor tek tek.

Blogu olanlar, blog yazmayı düşünenler, Halkla İlişkiler ve Pazarlama uzmanları, Sosyal Medya Uzmaları… Kısacası interneti etkili kullanmak isteyen, yeni dünyaya ayak uydurmak isteyen herkes için çok faydalı olacak bir kitap. Kendiniz için, çocuklarınız için, şirketiniz için alıp okuyun derim.
Read On 12 Yorum

Blogger Yeni Görünüm

Cumartesi, Nisan 21, 2012

Küfretmek istediğiniz birine "Yeni Blogger Arayüzüne Benziyorsun" demeniz yeterli. Ancak çok dikkatli olun ve gerçekten o insanı hayatınızdan tamamen çıkarmak istediğinizden emin değilseniz sakın ola bu benzetmeyi kullanmayın. Evliyseniz ve eşinize bunu söylediyseniz kesinlikle boşanma sebebidir. Bir futbol maçında rakip takım oyuncusuna "F... blogger new interface" deseniz öyle 2 maçla kurtaramazsınız yakayı. Futbol hayatınız biter. Sonra ekranlara çıkıp "Öyle demek istemedim. "F... blogger new interface" aslında "dingil" gibi bişey. Başka anlamda söylediysem dilimi eşşek arıları soksun" gibi açıklamalar yapmak zorunda kalırsınız.


Blogger'ın arayüz yeniliği bize bir kez daha göstermiş oldu ki her gelişim bir değişimdir ama her değişim bir gelişim değildir. Sevmedik. Sevemedik. "Zamanla alışırsınız" taktiği uyguluyorlar ama beni düşündüren şey "google" gibi sadelikten ve kullanıcı memnuniyetinden ödün vermeyen bir şirketin "less is more" felsefesini terkettiğinin sinyallerini veriyor olması. Facebook gibi burnunun dikine hareket etmeye başlaması hiç hayra alamet değil. Kullanıcı dostu tavırlarının karşılığında eksikleri görmezden gelinen hatta tüm mailleri tarıyor olmalarına bile kimsenin ses çıkarmadığı google, belki blogger yüzünden değil ama bu yeni felsefesi yüzünden gelecekte sıkıntılar yaşayabilir.

Kullanıcılara sorulabilirdi. Anketler yapılabilirdi. Fikirler istenebilirdi. Ya da tıpkı kullanıcılara sunduğu hazır temalar gibi farklı farklı arayüzler geliştirilip her kullanıcının kendi arayüzünü seçmesi sağlanabilirdi. Hatta kullanıcılar nasıl ki bloglarının tasarımını veya öğelerin yerleşimini kendileri yapıyorsa arayüzlerini de kendileri geliştirebilir ve özelleştirebilirdi. Ama bunları yapmayıp kullanıcıların yüzde 90'ının sevmediği yeni bir arayüze geçmekte ısrar ediyor ve onları zorluyor. Bari şikayetleri dinleseler. Tepkilere kulak verseler.

Biraz araştırdım yeni blogger için olumlu konuşan sadece bir kişeye rastladım. Genel olarak tepkiler şu şekilde :


@Ipekbocegii Yeni sürümle blogger paneli açmak gelmiyo içimden yorum görme denetleme bile işkence ya offf:(

@bakimlininblogu blogger ın yeni haline alışmak zaman alacak. hiç beğenmedim :s

@bellatrixbegins Blogger'ın yeni hali insanı yazmaktan soğutur. Günahım kadar sevmedim.

@kozmoblog "blogger yeni görünümüne kavuşuyor" cümlsini her okuduğumda titriyorum. nefret ediyorum yahu alıştığım şeylerin kontrol dışı değişiminden.

@seymaslife blogger'ın yeni yüzünü sevemedim, geçmiycem, inat ettim.

@Hapfairy Oh no, I hate the new Blogger layout. Can't find a thing!

@This_girlslife OK really don't like the new blogger layout - why does everything always have to chaaaaaaaaaange - we fear change

@ptnik Dear @Blogger, scheduled post still not publishing. New interface unusable in mobile browsers (to try and publish manually). C'mon.

@reyhanlahersey Bu yeni blogger arayüzünün kayıt düzenle seçeneği nerde yahu! Aramak bile gelmiyor içimden.İlahikomedyaaaaaa! Ben beğenseydim Hamlet derdim

@LunaparkQueen Offff Blogger'ın yeni arayüzü iğrenççç.. Hiç sevmedim :(((

@aynadakikedi yeni blogger arayüzünü sevmiyorum =(

@madammoda Blogger kendi kendine yeni ara yuze gecmis.Zorunda miyim kardesim???

@Ipekbocegii Blogger panel yeni sürüme geçmiş çok mutsuzuumm:(

@valerieboucher Just for the record, I absolutely hate Blogger's new layout.

@eugelng NO BLOGGER, NO. I don't want you to update to the new layout. UGHHHfjalskdjf

@betsymck WOW! How in the world did I miss that the @Blogger was going to change their editing & posting format?? Not very user-friendly :(

@MeTheManAndBaby I dont want it :( everytime I click on to blogger I go back to the old style! @blogger

@pushingrope Looking on Twitter, see that many people hate the newhttp://Blogger.com interface as much as I do. I ask followers, should I try Tumbler

@texasinafrica Here's the thing, Google. Your new cross-platform interface sucks. It sucks on Gmail, it sucks on G+, it sucks on Reader. Why Blogger?

@piratebluestar @blogger -- your new interface looks terrible. What happened? That is not an update. it looks terrible. Uck!

@ipv10 I don't like the new blogger interface. It is confusing

@Swordroll I do not like blogger's new look. :/

@lookcloserblog ughhh i cannot stand the new blogger layout! doing this post is taking forever

@jointhegossip Who else hates the new Blogger dashboard?

@rebeccamherman oh dear God I HATE the new Blogger interface. Why can't it be optional?

@fashionsteeleny I literally Hate the new @blogger outlay. It it super slow, freezes every 2 secs and doesn't save documents properly...hello wordpress :-(
Read On 32 Yorum

Google Friend Connect

Pazartesi, Şubat 27, 2012

Google daha kurucularının zihnindeki bir düşünceyken bile “kullanışlılık” en önemli özelliğiydi. Sergey Brin ve Larry Page adındaki iki doktora öğrencisi cebindeki harçlıklarla, arkadaşlarından aldıkları borçlarla, okuldan rica minnet kopardıkları bozuk bilgisayarlarla “Google” adlı bir program geliştirirken piyasada milyar dolarlık dev şirketlere dönüşmüş onlarca arama motoru vardı. Ama hepsinin temeli zayıftı ve gittikçe çöplüğe dönüşen internet bu şirketlerin sonunu getiriyordu. Aramalar alakasız sonuçlar verdiği gibi bir takım aç gözlü arama motoru şirketleri en fazla parayı vereni sonuçlarda en üstte göstermek gibi şeytani yollara başvurmuştu. “Google” sadece bir programdı. Bir şirketin göz bebeği olacağı düşünülerek geliştirilmemişti. Daha doğru ve hızlı sonuçlar veren bir algoritmaydı. Mevcut arama motorlarına ilaç gibi gelecekti ama Allahtan neredeyse hepsi bu iki gencin 1, 6 milyon dolarlık tekliflerini dalga geçerek reddetti. Onlar da kendi arama motorlarını kurmaya karar verdi. Ve bugün dünyanın en büyük birkaç şirketinden biri haline geldi. Zamanının en gözde arama motorlarını tarihe gömmeyi başardı ve hala büyümeye devam ediyor.

Kullanışlılık en önemli özelliği dedim. Bunu hepimiz biliyoruz zaten. Temiz, reklamsız, iç açıcı ana sayfası neredeyse interneti koklatsan açılıyor. İnternetin henüz sadece 1000 de 4 ünü taradıklarını söylemelerine rağmen doğru ve alakalı sonuçlar verme konusunda en güvendiğimiz arama motoru. Üstelik Google artık sadece arama motoru da değil. “Şeytanlık Yapma” felsefesi ile hareket eden Google’ın “Dünyayı daha yaşanabilir hale getirmek” gibi bir hedefi var. Sadece “arama” ile bunu başaramayacaklarını herkesten daha iyi biliyorlardı. Bu yüzden ilk önce dünyaya bir “ e posta” hediye ettiler. Nisan 1 şakası sandı insanlar. 2004 yılının 1 Nisan’ında bir duyuru ile hizmete başladıGmail. Aramadaki farkını e posta hizmetinde de göstermişti. O dönemde Microsoft, AOL, Yahoo ve daha bir sürü e posta hizmeti veren şirket vardı ama hemen hemen hepsi birbirinin aynıydı. Bazıları maillerinizi sadece 30 gün saklıyordu, bazıları da sadece 2 mb bellek verdiği için e postalarınızı kendi ellerinizle silmeye zorluyordu. Belleği arttırmanız için ciddi miktarda para ödemeniz gerekiyordu. Karmaşık bir yapıları vardı ve hızlı da değillerdi. Gmail gerçek bir şaka gibiydi. Her kullanıcıya 1 GB bellek veriyordu. Üstelik ücretsizdi. Hızlıydı. Kullanışlıydı.

Google insanlar arasındaki iletişime çok önem veriyordu. En fazla e posta gönderiyorlardı internet kullanıcıları birbirine ve google bu hizmeti en iyi verendi. İnsanlar ikinci olarak arama yapıyorlardı. Bunu da tartışmasız en iyi kendisi yapıyordu. Şimdi sıra içerik üretmeye gelmişti. "Blogger" ı Pyra Labs'tan satın alarak başladı bu işe. Kısa zamanda herkesin gönlünü kazanmıştı. Milyonlarca kullanıcıya ulaştı ve şimdi popüler olan facebook veya twitter'dan farklı olarak "kaliteli içerik" sağlıyordu internet alemine. Diğer sosyal ağlar için elinizde bir mouse olması yeterliyken bloglar "klavye" istiyordu. Google , sosyalliğe çok boyutluluk katmıştı "blogger" ile. Ama bir Messenger olamadı. Bir Facebook olamadı. Twitter bile olamadı. Facebook için alternatif olarak düşündüğü Wave tutmadı, yanlış hatırlamıyorsam Facebook’u satın alma girişiminde de bulundu. Şimdi de yeni gözdesi Google Plus. İlk bakışta Facebook çakması gibi görünse de alt yapısı oldukça sağlam. Daha önceki sosyal ağ denemelerindeki başarısızlığı burada da yaşamak istemiyor. “Google’ı, Gmail’i, Blogger’ı ve daha yüzlerce ürünümüzü bedava kullanıyorsanız Google Plus’a da geçeceksiniz arkadaş !” diyor bir anlamda. “ Siz güzellikten anlamıyorsunuz madem biz de sizi mecbur bırakırız” demeye çalışıyor. İletişime yönelik tüm hizmetlerini Google Plus’ta topluyor. Hali hazırda kullanılan hizmetlerine son vererek ürünlere alışmış kitleyi sudan çıkmış balığa döndürmeyi böylece herkesi yeni mecraya çekmeyi planlıyor. Bunlardan biri de Google Friend Connect. Bu en çok blog yazarlarını ilgilendiriyor. Çünkü Friend Connect “İzleyiciler” ürününü barındırıyor içerisinde. 1 Martta son verilecek hizmet blog yazarlarının kafasını karıştırmış durumda. İzlediğim bloglar ne olacak ? İzlemek istediklerime nasıl ulaşacağım ? En önemlisi şimdiye kadarki izleyicilerimi kaybedecek miyim ?

Kapatma duyurusu aylar önce çıkmıştı. Ama kapsamlı bir açıklama yapılmamıştı. Nabız mı yokladılar bilmiyorum ama Google’ı iyi bilen biri olarak “Kendi kullanıcılarına kazık atmaz” demiştim en başından beri. Birilerinin canı yanacak orası kesin ama bloggerlar rahat olsun. Yapılan son açıklama bu gelişmeden “blogspot” kullanıcılarının etkilenmeyeceği yönünde. Ama diğer altyapıları kullanan blog yazarları artık google’ın sunduğu bu hizmetten yararlanamayacak.

Etkilenmeyecek dediysek öyle tam da etkilenmeyecek demedik. Çünkü Friend Connect sadece “İzleyiciler” eklentisi demek değil. Çoğu kullanıcı bilmiyor ama blog yazarının izleyicileri ile iletişim kurmasında büyük kolaylık sağlıyordu. Mesela tüm izleyicilere tek seferde kolay bir şekilde ulaşmak , hepsine birden bir mail veya bir duyuru göndermek çocuk oyuncağıydı. Bunun nasıl yapılabildiğini alttaki resimden anlayabilirsiniz.




1 Marttan itibaren son verilecek olan bu hizmet ile birlikte bu kolaylık da ortadan kalkmış olacak. Ama kim bilir belki de daha iyi bir sitem getirilir yerine. Çünkü dediğim gibi google daha kullanışlı olanın peşinde hep. Bu arada bloglarımızda kullandığımız “izleyiciler” eklentisinin de gelişmiş özelliklerini buradan ayarlıyorduk. Hizmete son verilmesi durumunda blog sahipleri bu ayarlamaları yapamayabilir artık. Varsayılan şekilde kullanmak durumunda kalırlar. Elbette bir süre sonra kodlarla bu soruna da çare bulunacaktır ama ben düşündüm ki hala bu ayarları yapmak basitken arkadaşlarıma nasıl yapabileceklerini göstermekte fayda var. İzleyiciler eklentisini varsayılanın dışında kullanmak isteyen arkadaşlarımız 1 Mart’a kadar hizmette olacak Google FriendConnect’ten aşağıda anlattığım şekilde değişiklikler yapabilirler.





Google Plus(Google +) 'a kimse zorlamadan da geçerim diyenler buraya , zaten üyeliğimi aktifleştirmiştim diyenler Naysting'i oradan da izlemek yani çevrelerine eklemek isterlerse buraya, kendi blogunuza da böyle bir sayfa açmak isterseniz (facebooktaki sayfa olayı gibi) buraya tıklayın.

Artık kendinize iyi bakabilirsiniz.
Read On 0 Yorum

.........♫ Ne Dinliyorum ♫.........


Angus & Julia Stone - Paper Aeroplane
Ne Dinledim ?              Ŧคtเђ

Son Güncelleme

  • Le Renard Et L'enfant - Yıllar önce izlemiş olduğum ve belirli aralıklarla defaaten izleyip nasip olursa bir kaç kez daha izlemeyi düşündüğüm benim için özel bir fil...
    10 yıl önce

------------Süper Lig--------------



Ne Okuyorum ?

Nice Things

Haftanın Blogu                     Haftanın Yazısı

Haftanın Videosu              Haftanın Fotoğrafı

Herkesin Bir Popisi Vardır

Related Posts with Thumbnails

Sohbet Koyu.. Sen de Katıl !

................Çay da var hem. Çay içen mi?...........


................Çay Erdal Bakkal'da içilir ................

Son Yorumlar