
Evvvettttt arkadaşlar. Sonunda merakla beklenen
“Açlık Oyunları” filmi vizyona giriyor. Hatta birçok ülkede vizyona girmiş bulunuyor. Türkiye’de ise 23 Martta gösterime girecekmiş. Tüm bekleyenlerinin gözü aydın.
Okuyanların okumayanlara anlattığını da varsayarsak –
ki bu kitapları okuyup da en az 5 kişiye anlatmaya çalışmamış olanın akıl sağlığından şüphe ederim – abartmıyorum yarım milyardan fazla insan bu filmi bekliyordur dünyada. Kimileri haftalardır, kimileri aylardır, kimileri filmin çekileceği duyurulduğundan beri, kimileri de benim gibi kitap ilk çıktığında okuyup son sayfayı çevirdiğinden beri.

Kısa sürede birçok ülkede çok satan kitaplar listesinde zirveye yerleşen ve aradan geçen yıllara rağmen başarısını sürdüren “
Açlık Oyunları” tüm dünyada her yaştan insanın beğenisini topladı. Bence kendinden önceki serilerden farklı olan bir yanı da hayran kitlesindeki çeşitlilik. Öyle sahiplenildi ki her ülkede adına açılan onlarca fan sitesine üye olan okurlar kitaptaki karakterlere film için kendi oyuncu tercihlerini sıralar oldu. Çok konuşuldu tartışıldı. Kitaptaki bazı sahneleri temsilen resimler çizildi. Animasyonlar hazırlandı. Bunun yanı sıra “
Açlık Oyunları ve Severleri” oyun şirketlerinin de gözünden kaçmadı. Birçok oyun piyasaya sürüldü. Ama bence asıl patlamayı film tüm dünyada gösterime girdiğinde yapacak. Bundan sadece bir ay sonra Açlık oyunları takıları, Açlık Oyunları giysileri, Açlık Oyunları ojeleri, makyajları, saçları, oyunları, oyuncakları, posterleri, çıkartmaları şeklinde geniş ve büyük bir sektör oluştuğunu göreceksiniz.
Ayrıca sadece gençlerin, çocukların, ergenlerin veya kızların dilinde de olmayacak “
Alacakaranlık” gibi. Çünkü kitaba sadık kalındıysa –
ki hem oyuncular ve yapımcılar hem de gösterime girdiği ülkelerde izleyenler kitaba büyük oranda sadık kalındığını söylemiş - bu film bir çocuk veya bir ergen filmi değil tam bir yetişkin filmi olmuş demektir. Ayrıca şiddet sahnelerinin çocuklara ne kadar uygun olacağı da henüz bilinmiyor.

Film için “
Amerika tarihinin en etkileyici filmi olabilir” yorumları yapılmış. Dediğim gibi Suzanne Collins’in bu serisi sadece kitap değil bir senaryo serisi. Şayet hakkıyla beyazperdeye aktarılmışsa en etkileyici film olması hatta Twilight efsanesine son vermesi hayal değil. Ayrıca yazar Suzanne Collins de filmin çekimlerinde aktif olarak yer almış ve filmin afişinde yapım yönetmenleri arasında adı geçiyor. Değişikliklerde fikri alınmış ve sürekli etkileşim halinde olunmuş. Kitapları okuduysanız filmden memnun kalacaksınız çünkü kitaptan pek fazla sapmadık denilmiş.
Bu yazımı filmi duyurmak için yazmıyorum. Film zaten kendini duyuracaktır. Amacım güzel olacağından ümitli olduğum ve yazarından oyuncusuna kadar herkesin ümit verdiği çok konuşulacak bir filmden daha fazla zevk alabilmeniz adına filmi izlemeden önce kitabı okumanız için kısa da olsa hala zamanınızın olduğunu bildirmek. Bu film ilk kitabın filmi. Serinin tamamını okumanız gerekmiyor bu kısa sürede. İlk kitap “
Açlık Oyunları”. Fazla zamanınızı almaz. Bir gece bir gündüz yeterli bu muhteşem deneyim için. Çünkü oldukça sürükleyici ve okuyucuyu içine çeken bir roman. Ama etkisinden kurtulmak o kadar kısa sürmeyecektir. Bu kitap hakkında en çok duyacağınız yorum kaç saatte okunmuş olduğudur.
Kitabın ve dolayısıyla filmin konusuna hiç ama hiç girmek istemiyorum. Yazar acımasızlığın ortasında kalmış bir aşkı anlatıyor. Hissizliğin ortasında kalmış hisleri açığa çıkarıyor. İç güdülerin insanları nasıl vahşi bir hayvana çevirebildiğine şahitlik edeceksiniz. Yazar savaşı ve insanların ölümlere kayıtsızlığını eleştiriyor. Romanın ana karakterini “
Reality TV programlarıyla gerçek savaş görüntüleri arasında zapping yaparken” oluşmaya başladığını söylüyor.
Kısacası Açlık Oyunları “
The Hunger Games” filmi geliyor. Önce kitabını okuyun. İzledikten sonra okuyamayacaksınız çünkü.