Nays T!ng
"Gerçeğ!n Kenarından Hayatın Düzen!ne..."

Düşündüm de ;

Salı, Eylül 25, 2012

Bence "Nasıl gidiyor? " sorusu tekerleğin icadından önce halk arasında oldukça popülerdi ve günümüze kadar gelmeyi başardı.

Sanırım böyle giderse bir gün hepimiz boncuk yutmuş olacaz

Keşke ölüm olmasaydı en başından. Sonra ölümü bulsaydı insanlar. Ve topluca ölseydi tüm "ilk ben almalıyım" diyen salaklar

Umumi tuvaletlerde o lanet kapının olması gerekenden iki karış yukarda olmasında amaç kıçı görünenin kıçını görenleri görememesi mi?

Yatağımın küçük bir köşesini kediye ayırdım. Neden ayak tarafı diye de itiraz etmiyor. Bir hayvan kadar masum olmadıkça insan olamayız.

Kedi sayısı ikiye çıktı odamda. Benden önce gelip uyuyorlar. Git gide otobüs durağına dönüyor odam. Sonumuz hayrolsun. Amin.

Üç oldu. Kediler yatağımda ben kanepede uyuyorum.

Kalbimi çaldı dedi. Mutlaka seni bilen biridir dedim.

Ajdar'dan ne kadar şarkıcı olursa Aykut Kocaman' dan o kadar teknik direktör olur.Biri herkesten büyüğüm diyor diğeri Alex' ten

Hayatta en korktuğum şey karşımdaki elini kaldırıp "çak kanka!" dediğinde o elini karşılayamamaktır. Geriliyorum işte yapmayın.

#bazenask beyazdır.Tüm renklerin karışımıdır ama ne yeşili görürsün içinde ne maviyi. Bir rengi çıkarsan aşktan bin renk bir aşk etmez bir daha

İçine bol şekerli çay taşmış çay tabağı ya da gece son seferini yapan otobüsteki demirler gibisin. Ağır konuşurum demiştim..

Sosyal Medyaya nasıl ayar verecekler bakalım? " Üzgünüz. Bu kadar sık eleştiri yapamazsınız "  gibi mi?  #SosyalMedyadaSansüreHayir

#sene2012olmuş hala "gripin" hayvan kadar büyük ve hala " bunu böyle mi yutuyoruz yoksa açıyor muyuz?" diye soruyoruz.

Gün aydın başlamıyor bu ülkede. Güneş hep gecenin gizlediği acıları aydınlatıyor ve gece hep gündüzün acılarını örtüyor karanlığıyla.

Bence bazı insanların driverları yüklenmemiş.

Bazıları için "Aşk" konserve kavanoz kapağı gibi bir şey. Her yıl değişir her yıl eskir. Kavanoz kalır kapak gider.

İyilik yapmamanın kötülük sayıldığı bir ülke ile kötülük yapmamanın iyilik sayıldığı bir ülke birbirinden çok farklı iki ülkedir.

Bazen dünyaya sırf benden önde yürüyenlerin kaldırıma attığı izmaritleri söndürmek için gönderildiğimi düşünüyorum.

Tuttuğun takım 2 gol yediğinde utandığın kadar; hepimizin adaleti, 14 yaşındaki engelli kıza tecavüz eden 5 kişiyi kutsadığında da utansan..

Sabaha kadar üzüm yemiş gibiyim. Pencereye çıkıp çocuklara " Hadi herkes kendi evinin önüne!" diyesim de var. O kadar kötüyüm.

Devlet "Bu ay maaş yok!" dese hepimiz sokaklara dökülürüz. Kimseye 5 kuruşumuzu kaptırmıyoruz ama yıllarımızı almaları umrumuzda değil

Hiçbir şeye sahip olmayıp her şeye ait olursun bazen. Bazen de her şeye sahip olup hiçbir şeye ait olamazsın. Hangisi daha kötü sence?

Bazen mutlu olabilmen için sadece uyuman gerekir. Ama çok az insan mutsuzken uyuyabilir.

Ağzımla kuş tutsam ve sen yine " olmaz " desen anlarım seni. Sen tutsan ben de vazgeçerdim heralde. Ağızla kuş tutmak ne la?

Kalbimi özelleştirsem ihaleye fesat karıştırıp sana verirdim. Yapardım bunu.

Git diye yapılan yollara dur diye kasisler yapmışlar. Uç diye sevgiyi verip düş diye aşkı yaratmak gibi.

İnanmadığımız şeylerde bile iyi ve kötü iki ihtimal bulunur.Iyi ile dalga geçer kötüye ise inandığımız şeylerden bile daha fazla inanırız

Moralim bozuk, kafam bozuk, psikolojim bozuk ve annem beni şekerle sevindirmeyi denedi az önce.

Hissetmediğimiz şeyleri hissetmediğimizi hissettiğimizi sanan insanlara anlatmak,hissettiğimiz şeyleri tüm insanlardan saklamaktan daha zor.

Son kullanma tarihinden önce kullanamadığınız ve asla iade edemediğiniz tek ürün "zamandır" . Zarar verir, kanser yapar ama vazgeçemezsiniz.

Işıklar da aptal. Aptal olmasalar yanlış yolları bu kadar güzel aydınlatmazlardı.

Bazen attığın adımların büyüklüğü geriye kalan yolun uzunluğuna oranla daha fazla küçülür.

Yalanları gerçeklerden daha çok beğenmeye başladığınızda beğendiğiniz en büyük yalan olarak kendinizi bulursunuz karşınızda

Twitterda izlediğim bir takım ınsanlar için takipsizlik kararı verebilirim bugün. Evet.
Read On 2 Yorum

Kara Yağmur | Karl Olsberg

Cumartesi, Eylül 22, 2012
Karl Olsberg ismini daha önce duymamıştım. D&R da haftalık olağan ziyaretimde dikkatimi çekti "Kara Yağmur" ve "Sistem" adlı kitapları. Baktım indirim de var hemen aldım. Sistem'in konusu da ilginç geldi ama önce "Kara Yağmur" a başladım. Arka kapağında "Neo naziler ile Türk işçiler arasında kavga büyümekte, ülkedeki yabancı düşmanlığı tırmanmaktadır." cümlesi ile başlayan bir açıklamanın olması ve nükleer felaketten bahsetmesi bu kitaba olan merağımı (merakımı diye mi yazılır bu bilemedim) arttırdı. Kısa sürede de okuyup bitirdim.


Konusundan azıcık bahsedeyim isterseniz. Sonra da kapak yazısını paylaşır sonuç kısmında da tavsiye edip etmediğimi açıklarım. Yazar Karl Olsberg memleketi Almanya'yı anlatıyor. Gerçek soyadı da Olsberg değilmiş ayrıca. Sanırım orada yaşadığı için bu adı kullanıyor. Bilmiyorum başka özel sebepleri de olabilir. Almanya'nın en büyük veya en önemli şehri olmamasına rağmen Karlsruhe ' da Hiroşima' dan 10 katı etkili olan bir nükleer saldırı gerçekleştiriliyor. Şehir yerle bir oluyor yüzbinlerce insan ölüyor ikiyüzbinden fazla insan radyoaktif ışıma ve patlama sonrasındaki nükleer yağmura maruz kalarak ölümcül hastalığa yakalanıyor. Yazar saldırıdan öncesini t- olarak anlatıyor. İslam karşıtlığı ve yabancı düşmanlığının tırmanması dışında Almanya'da her şey normal gibi görünüyor. Karlsruhe şehrini önemli kılan en büyük etken bir kaç gün önce Müslümanların ibadethane açmasına yasak getiren Almanya Anayasa Mahkemesi'nin burada bulunmasıdır. Çoğunluğu Türk olan müslüman göstericiler zararsız bir şekilde karara tepki göstermektedirler. Ancak Alman milliyetçileri ile bu göstericiler arasında sık sık kavgalar yaşanmaktadır. Ülkedeki en büyük problem bu iken  yazarın t0 diye bahsettiği süreç başlar. Karlsruhe bir terörist saldırısı sonucu yerle bir olur ve dünyanın gözü bu felakete çevrilir. Daha sonra da t+ ile patlama sonrasını ele alır. İlk önce bunun islami bir terör örgütünün işi olduğu düşünülür. Ama Amerika'nın CIA aracılığıyla bu saldırıyı yaptırıp İran'a saldırmak için bunu ileri sürmek istemesi de ihtimaller arasındadır. Neo yanlısı savaş sanayisi de, Milliyetçilik ve yabancı düşmanlığını tırmandırmak isteyen bir siyasi parti de, ekonomik çıkar peşinde olan yerli iş adamları da işin içinde olabilir.


Şimdi de arka kapak yazısını paylaşıyorum ;

Türk işçiler ile Neo naziler arasında kavga büyümekte, ülkedeki yabancı düşmanlığı tırmanmaktadır. Yetkililer, Nostradamus’un kehaneti üzerine araştırma yapan çatlak matematikçiyi de ülke genelindeki huzursuzluğu da dikkate değer bulmaz. Ne var ki kimsenin beklemediği bir anda, kulakları sağır eden bir gürültüyle birlikte çığlıklar ve siren sesleri yükselir; ve etrafı zifiri bir karanlık kaplar. Toz haline gelmiş cam parçacıkları yağmurunun ardından yoğun bir sıcak çöker… Ve gökyüzünde beliren duman bulutunun içinden, gözleri kör eden bir ışık yükselip büyüyerek bir ateş topu haline gelir…

Kara yağmur gelmek üzeredir… Her yerde nefret ve şiddet hüküm sürmeye başlar. Hayatta kalmak, cehennemi yaşamaktır ve bu ölmekten daha zordur... Hiroşima’ya atılan bombadan en az on kat daha etkili olan bu korkunç patlamanın sorumlusu olarak başta tüm deliller İslami teröristleri işaret etmektedir. Ne var ki Güçlü Almanya’yı yeniden diriltmek isteyen Nazi yanlısı savaş sanayisi de, Rus mafyası da, ABD’deki “Hakiki Haçlılar” adlı savaş taraftarı bir organizasyon da işin içinde olabilir. Acilen cevap verilmesi gereken başka sorular vardır: Sıradaki iki bomba nerede ve kimlerin elindedir?


Orjinal Dili Almanca
Çeviri : Ömürnaz Kurt
Sayfa Sayısı : 336



Kitabı tavsiye edip etmediğimi soracak olursanız şöyle cevap verebilirim. Gerilim türü kitaplar seviyorsanız veya nükleer tehditler ve gelecek konusunda meraklıysanız bu kitap tam size göre. Kitabın yarısına kadar Almanya'nın içinde bulunduğu durum tasvir edildiği için biraz kopuk ve karmaşık gelebilir. Ama kitabın diğer yarısını anlamlı ve heyecan verici yapan da ilk yarısındaki karışıklık diyebilirim. Yazarın "şaşırma" ve "şok olma" durumlarını hep aynı şekilde "Gözleri fal taşı gibi açıldı." diyerek ifade etmesi yazarın kurgulama yönünün edebi yönünden daha güçlü olduğunu gösteriyor. Tahmin edersiniz ki böyle bir hikayede "korkma"  "şaşırma" veya "şok olma" durumları sayısal olarak normalin üzerinde gerçekleşecektir. Kurgudaki yaratıcılığını anlatımda da gösterse fena olmazdı bence. Ama genel anlamda oldukça akıcı bir anlatımı var. Rahatlıkla tavsiye edebilirim bu kitabı okumanızı.

Read On 0 Yorum

Gitti de Gelmedi Yavrum

Çarşamba, Eylül 19, 2012

Yazamıyorum. Aklıma bir sürü şey geliyor oysa. Gerçeğin kenarından hayatının düzenine bir sürü şey. Ama yazamıyorum. İçimden bir araya getirdiğim kelimeler her gün bombalanıyor. Her biri bin parçaya ayrılıp uzaklara savruluyor. Harfler öyle bir savruluyor ki; bulamıyorum tekrar, öyle bir yanmış oluyor ki kelimeler ; tanıyamıyorum. Sevmekle ilgili düşünürken uyuya kaldığım gecenin sabahında bir şehit haberi geliyor. Sevmek, sevgi, sevgili, sevda ... gibi kelimelerimi o vatan evlatlarının bedenlerine sarıp toprağa veriyorum. Bir gün aşk ile ilgili şeyler düşünüyorum. Yazmak için bilgisayarın başına geçiyorum. Gazetelerde yeni şehit haberlerine rastlıyorum. Aşk, dost, arkadaş, sadakat gibi kelimelerimi de onlara sarıyorum. Her gün başka bir şehit haberi geliyor ve her gün başka kelimelerle vedalaşıyorum. Geriye kan, savaş, şehit, feryat, figan, acı, ağıt gibi kelimeler kalıyor. Ne yazmaya fırsat veriyorlar ne de yazmaya yetecek kelimelerim var artık.

Bugün oturup bir gazetenin sitesinde "şehit" kelimesini arattım ve son bir ayın haberlerine baktım. 800 den fazla haber vardı. Tek tek okudum. Oysa aylardır kaçıyorum televizyonlardan, gazetelerden, radyolardan... Bugün hepsini okudum. Ve bir derleme yaptım. Eksiği var fazlası yok. Keşke tek bir haber tek bir sonuç çıkmasaydı. Ama "her şey ortada" maalesef .

06 Ağustos 2012 Pazartesi:
Hakkari’nin Şemdinli ilçesinde 14 günden beri çatışmalar devam ederken, bu kez de PKK’lılar Çukurca’da saldırıya geçti.Geçimli Jandarma Karakolu’na yapılan saldırıda 6 asker ile 2 köy korucusu şehit oldu.

08 Ağustos 2012 Çarşamba : Şırnak'ın Beytüşşebap ilçesindeki Kato Dağı'nda teröristler tarafından yapılan saldırıda 1 uzman çavuş şehit oldu

09 Ağustos 2012 Perşembe : İzmir Foça'da askeri araca bombalı saldırı düzenlendi ve 1 asker şehit oldu.

17 Ağustos 2012 Cuma: Van'ın Edremit İlçesi'nde depremzedeler için kurulan konteyner kentin güvenliğini sağlayan polis ekiplerine düzenlenen saldırıda Polis Memuru Abdurrahman Doğan şehit oldu. Olayın ardından saldırganların yakalanması için bölgede geniş çaplı operasyon başlatıldı

18 Ağustos 2012 Cumartesi : Hakkari'nin Yüksekova ilçesi Dağlıca bölgesinde teröristlerin yola döşedikleri mayınlardan birinin patlamsı sonucu 1 asker şehit oldu. Patlamanın ardından bölgede hava destekli operasyon başlatıldı.

20 Ağustos 2012 Pazartesi : Hakkari-Van Karayolunun 25. kilometresinde bulunan Erziki Tüneli mevkiinde devriye görevi yapan askeri zıhlı aracın geçişi sırasında önceden yola döşenen mayın büyük bir gürültü ile patlatıldı. Patlama ile birlikte kirpi tipi askeri araç Zap Suyu'na uçtu. Hain saldırıda 2 uzman çavuş şehit oldu, 1 er yaralandı. Bölgede geniş çaplı operasyon başlatıldı.

20 Ağustos 2012 Pazartesi : Gaziantep'te Karşıyaka Polis Merkezi önünde bomba yüklü aracın infilak ettirilmesi sonucu ilk belirlemelere göre 9 kişi öldü, 69 kişi de yaralandı.

21 Ağustos 2012 Salı : Şırnak'ın Uludere ilçesine bağlı Gülyazı köyü yakınlarında askerleri taşıyan sivil plakalı araç şarampole yuvarlandı. Kazada 9 asker ile 1 korucu şehit oldu, 11 kişi de yaralandı.

22 Ağustos 2012 Çarşamba : Hakkari'nin Şemdinli İlçesi'nde askeri konvoyun geçişi sırasında art arda 4 mayın patladı. Güvenlik güçleriyle PKK'lı teröristler arasında çatışma çıkarken, olayda 5 asker şehit oldu, 7 asker de yaralandı.

23 Ağustos 2012 Perşembe : Hakkari'nin Şemdinli ilçesinin Derecik beldesindeki 2. Hudut Tabur Komutanlığı ile Umurlu Karakolu'na havan topu ve roketatarlarla eş zamanlı saldırı düzenlendi. Saldırı sonrasında çıkan çatışmalarda 1 asker şehit oldu, 2'si ağır 4 asker yaralandı.

28 Ağustos 2012 Salı :Hakkari'nin Dağlıca bölgesinde 22 Temmuz'da inişe geçtiği sırada düşen ve 5 askerin şehit olduğu helikopter kazasından yaralı kurtulup GATA'ya kaldırılan 32 yaşındaki Yüzbaşı Barış Kırıcı, yaşam savaşını kaybetti.

03 Eylül 2012 Pazartesi : Şırnak'ın Beytüşşebap İlçesi'ne dün gece kalabalık PKK'lı grubunun uzun namlulu silahlar ve askeri birliklere uzun namlulu silah ve roketatarlarla saldırısında 10 asker şehit oldu, 7 kişi yaralandı.

04 Eylül 2012 Çarşamba : Şırnak'ın Beytüşşebap ilçesi yakınlarındaki Kato Dağı'nda çıkan çatışmada 1 asker şehit oldu.

05 Eylül 2012 Çarşamba : Afyonkarahisar'da konuşlu Kara Kuvvetleri Lojistik Komutanlığı'na bağlı Mühimmat Depo Komutanlığı'nda, el bombalarının depolandığı cephanelikte meydana gelen patlamada, 25 asker şehit oldu, 4 asker de yaralandı. Olayla ilgili idari ve adli soruşturma başlatıldı.

06 Eylül 2012 Perşembe : Hakkari'nin Yüksekova İlçesi'nde yapımı süren karakol inşaatına PKK'lı teröristlerce düzenlenen silahlı saldırıda 1 köy korucusu şehit oldu. Bölgede hava destekli operasyon başlatıldı.

07 Eylül 2012 Cuma : Şırnak'ın Beytüşşebap ilçesinde PKK'lı teröristlerle güvenlik güçleri arasında çıkan çatışmada Piyade Uzman Çavuş 27 yaşındaki İlhan Akkoç'un, şehit düştüğü bildirildi.

08 Eylül 2012 Cumartesi : ŞIRNAK'ın Beytüşşebap İlçesi'ne bağlı Mezra Beldesi'nde arazi arama ve tarama faaliyeti sürdüren askerlerin geçişi sırasında, PKK'lılar tarafından önceden yola döşenen patlayıcının infilak etmesi sonucu bir uzman çavuş şehit oldu. Bölgede operasyon başlatıldı.

09 Eylül 2012 Pazar : Hakkari'nin Şemdinli ilçesinde çıkan çatışmada 2 asker şehit olurken, 7 asker yaralandı. Çok sayıda terör örgütü mensubunun da etkisiz hale getirildiği belirtilen çatışmanın ardından bölgede başlatılan hava destekli oporesyanlar sürüyor.

11 Eylül 2012 Salı : İstanbul Sultangazi Polis Merkezi'ne 'vatandaş' gibi gelen canlı bomba, intihar saldırısı gerçekleştirdi. Karakolun girişindeki x-ray cihazının yanında beraberinde getirdiği el bombasını attıktan sonra üzerindeki bombayı patlatan canlı bomba olay yerinde parçalanırken bir polis memuru şehit oldu, 4'ü polis 3'ü vatandaş 7 kişi yaralandı.

12 Eylül 2012 Çarşamba : Hakkari'nin Şemdinli ilçesine bağlı Zorgeçit Köyü kırsalında gün boyu devam eden operasyonlarda 25 terörist etkisiz hale getirilirken 2 asker de şehit oldu.

13 Eylül 2012 Perşembe : Şanlıurfa'nın Viranşehir ilçesindeki uygulama noktasında teröristlerce düzenlenen saldırıda yaralanan polislerden biri tedavi gördüğü hastanede şehit oldu.

14 Eylül 2012 Cuma : Hakkari Valiliği, Şemdinli ilçesi Güzelkonak Jandarma Karakol Komutanlığı'na teröristlerce yapılan saldırının ardından çıkan çatışmada, 1 korucunun şehit olduğunu, 6'sı asker 9 kişinin yaralandığını, 10 teröristin de etkisiz hale getirildiğini bildirdi. Çatışmanın yaşandığı bölgede hava destekli operasyon başlatıldı.

15 Eylül 2012 Cumartesi : Hakkari-Çukurca karayolunda askeri birliğin geçişi sırasında meydana gelen patlamada 4 asker şehit oldu, 5 asker yaralandı.

16 Eylül 2012 Pazar : Bingöl'ün Karlıova İlçesi yakınlarında, polisleri taşıyan midibüsün geçişi sırasında PKK'lı teröristler tarafından yola döşenen patlayıcının uzaktan kumandayla patlatılması sonucu 8 polis şehit oldu, 7 polis yaralandı.

18 Eylül 2012 Salı : Bingöl'de izinden dönen 200 askeri taşıyan 3'ü otobüs, 2'si minibüs olmak üzere 5 sivil araç ile 10 zırhlı aracın bulunduğu askeri konvoya teröristlerce roketatarlı saldırı düzenlendi. Hain saldırıda 10 asker şehit oldu, 70 asker yaralandı.




Read On 5 Yorum

Hiç Kimse Sıradan Değildir

Çarşamba, Eylül 12, 2012

Şu günlerde kitap okumak dışında kayda değer hiçbir iş yapmıyorum. Son iki hafta içinde bitirdiğim ama burada bahsetmediğim 3 kitap var mesela. Bugün o üç kitaptan birine değil en son okuduğuma değinmek istiyorum. Neden okuduğun kitapları burada paylaşıyorsun ki ? diye soranlar olabilir. Daha önce de söylemiştim. Bir blogcunun yaptığı en yararlı şey zaten bu. Yaptığı, aldığı, izlediği, okuduğu, kullandığı birşeyi beğenip beğenmediğini, neyini beğenip neyini beğenmediğini, eleştirilerini veya o şeyin artılarını yorumlayıp arkadaşlarıyla paylaşmak. Benim yaptığım da bu. Pazarlama veya reklam ile hiç alakam yok. Okuduğum hiçbir kitabın hangi yayınevi tarafından çıkarıldığını bile hatırlamıyorum. Samimi bir şekilde "şu yüzden okuyun" veya " bu yüzden okumayın" diyorum. Hepsi bu.

Bu kitabı alelacele aldım. Her hafta aynı yere gidip kitap aldığım için orada benim ne tür kitapları sevdiğimi çok iyi bilen ve aynı zamanda kendisi de sürekli okuyan genç bir arkadaşım oldu. Saatlerce rafları karıştırıp kitap seçtiğimi söylemiştim. Bu kez sadece 2 dakikam vardı kitap almak için. Önce bakmayı denedim ama karar veremeyeceğimi anlayınca "Bana bir kitap öner" dedim. İki kitap gösterdi. İkisinden hangisini tercih edeceğim konusunda bile düşünmeye fırsatım yoktu. Bunu aldım dedim ve çıktım. Yolda gelirken ön kapağındaki cümleleri okudum. Sözler tanıdıktı. Bir kaç gün önce bir arkadaşım o cümleleri yazmıştı bana. Kitabı bulmuştum şimdi. Sevindim.



Orjinal adı "I am The Messenger" olan kitabın Türkçe adı "Hiç Kimse Sıradan Değildir" . Benim gibi kişisel gelişim kitapları sevmeyenler belki isminden dolayı uzak durabilirler bu kitaptan ancak okuyunca Türkçe adının orjinaline göre kitaba daha uygun olduğunu düşünecekler. Yazar Markus Zusak'ın ilk kitabı değil ama çok beğeni toplayıp kendini üne kavuşturan ilk kitabı olmuş. Diğer eserlerinden çok beğenilen bir başka kitap da "Kitap Hırsızı" . Onu da okumayı düşünüyorum en kısa zamanda.

Arka kapakta şunlar yazıyor ;

"19 yaşındayım, taksi şoförüyüm. Sadece bu işe yarıyorum, bir de arkadaşlarımla kâğıt oynamaya. Başka hiçbir uğraşım, isteğim, hedefim yok. Bir ev arkadaşım var, adı Kapıcı. Kendisi aynı zamanda köpeğim olur ve karşılıklı kahve içmekten büyük keyif alırız. Kısacası sıradanlığın mihenk taşıyım ve bundan şikâyetçi değilim. Ama bir gün posta kutumda bulduğum iskambil kartının, çerçevedeki bu resmi değiştireceğini nereden bilebilirdim ki? "Hiç" oluşum, kimliği belirsiz birini rahatsız etmişe benziyor ve belli ki benimle oyun oynamak istiyor. Neden sorusunun cevabı aslında çok basit: umursamak için.

Peki o halde, oyuna hazırım!"



Dilde sadeliği kullanma yeteneğini başarılı bir şekilde ortaya koyan Markus Zusak, Hiç Kimse Sıradan Değildir adlı eğlenceli olduğu kadar düşündüren romanıyla, herkesin yapabileceklerinin ötesine geçebileceğini en sıradan insanlar üzerinden göstererek zekâsını gözler önüne seriyor.



"Zusak dilde abartıdan uzak duran, sadeliği kullanarak hayal dünyanıza girmeyi ustalıkla başaran bir yazar. Hiç Kimse Sıradan Değildir de bu yeteneğini ortaya koyan iyi bir örnek."
Time Magazine

"Yalın ve akıcı bir dille anlatılan, güzel olduğu kadar etkileyici bir roman."
Kirkus Reviews

"Olağanüstü bir kitap. Mutlaka okunmalı."
School Library Journal


Aslında kapakta yazanlar kitabın konusu için ne eksik ne fazla. Fazlasını söylemek kötülük etmek olur size. İyilikler yapmak için olağanüstü biri olmamız gerekmediğini çok akıcı ve gösterişten uzak bir dille anlatmış yazar. Kitabın ortasına geldiğimde kısa süreliğine " sıradan " olduğu hissine kapıldım. Muhtemelen siz de kitabın ortalarında benim gibi düşüneceksiniz. Ama bu düşünceniz hızla değişecek ve kitabın verdiği mesajı aldığınızda "iyi ki okudum" diyeceksiniz. Yabancı bir yazarın bize yabancı bir toplumu anlatıyor olması kitaptaki karakterlerin toplumumuzda karşılıkları olmadığı anlamına gelmiyor. Tam tersine ülkemiz; potansiyelinin farkında olmayan, kendini işe yaramaz gören, öz güvenini yitirmiş gençlerin yoğun olduğu bir ülke maalesef. Bu sebeple bu kitabın öncelikle tüm okul kütüphanelerinde olması gerektiğini düşünüyorum. Siz arkadaşlarıma da okumanızı öneriyorum. Filmi çekilse çok güzel olur ancak bırakın da insanlar biraz kitap okusun değil mi ?




Kitaptan bir kaç cümle ;


"Aptalların pek çok arkadaşı olduğunu fark etmiş miydiniz? Bu sadece bir gözlem."

Neden ben?" diye sordum Tanrı'ya. Bir şey söylemedi.
Güldüm ve yıldızları izledim. Yaşamak güzeldi...


Bazen insanlar çok güzel oluyordu.Görünüşleriyle değil,söyledikleriyle de değil.Sadece varlıklarıyla.

Şimdiden iyi okumalar :)
Read On 11 Yorum

.........♫ Ne Dinliyorum ♫.........


Angus & Julia Stone - Paper Aeroplane
Ne Dinledim ?              Ŧคtเђ

Son Güncelleme

  • Le Renard Et L'enfant - Yıllar önce izlemiş olduğum ve belirli aralıklarla defaaten izleyip nasip olursa bir kaç kez daha izlemeyi düşündüğüm benim için özel bir film...
    7 ay önce

------------Süper Lig--------------



Ne Okuyorum ?

Nice Things

Haftanın Blogu                     Haftanın Yazısı

Haftanın Videosu              Haftanın Fotoğrafı

Herkesin Bir Popisi Vardır

Related Posts with Thumbnails

Sohbet Koyu.. Sen de Katıl !

................Çay da var hem. Çay içen mi?...........


................Çay Erdal Bakkal'da içilir ................

Son Yorumlar