Nays T!ng
"Gerçeğ!n Kenarından Hayatın Düzen!ne..."

Cırt Cırt

Cumartesi, Ekim 06, 2012


Ben bu alemin, bu kainatın tesadüfen ve kendi kendine oluştuğuna değil müthiş bir denge ile en güzel şekilde tasarlandığına inanıyorum. İnsanlar, hayvanlar, bitkiler, moleküller, gezegenler, sistemler,galaksiler, uzay... hepsi tamamen birer tasarım harikası. Zaten Kur'an da bu tasarım ve ölçüye bir çok kez değiniliyor.

(Furkan suresi, 2) "... Her şeyi yaratan ve bir ölçüye göre düzenleyen Allah'tır"
(Rad suresi, ayet 8) "...Onun katında her şey bir ölçü iledir."
(Kamer suresi, ayet 49) " Biz her şeyi bir ölçüye göre yarattık."
(Zariyat suresi 20,21) " Gerçeklere inananlar için, yeryüzünde ve kendi vücudunuzda Allah'ın varlığına nice deliller vardır; bunları görmez misiniz? "

Bir ormanda birbiri ile beslenen yüzbinlerce canlı yaşıyor ama insan müdehale etmedikçe hiçbir canlı türü yok olmuyor. Bu müthiş bir denge değil midir ? İnsanlar ne kadar zeki ve "yaratıcı" olurlarsa olsunlar kendilerini yaratan ve sahip oldukları yaratıcılığı ve zekayı kendilerine veren yaratıcısının yanında uzaydaki bir nokta kadar olamazlar. Allah'ın ilminin derinliği hakkında düşündüren bir söz söylemiştir Bediüzzaman ; Sineğin midesini tanzim eden, manzume-i şemsi (güneş sistemi) dahi o tanzim etmiştir.

İster inansınlar ister inanmasınlar tüm bilim adamları kainatın muhteşem bir tasarıma sahip olduğu konusunda hemfikirdir. Bu yüzden zaman içinde pek çok bilimsel ve teknolojik buluş ve gelişme bu muhteşem tasarımın taklidi ile gerçekleşmiştir. Uçakların kanatlarından tutun; termal kameralara, araba sensörlerine, dikiz aynalarına, dağcı kıyafetlerine, yüzme paletlerine , havalandırma sistemlerine , robotlara kadar .

Allah'ın müthiş tasarımını taklit ederek ortaya çıkarılan başka bir ilginç icattan bahsetmek, daha doğrusu bu icadın ortaya çıkış öyküsünü paylaşmak istiyorum. Çocukluğumuzdaki cırt cırtlı ayakkabılarımızdan, çantalarımızdan, kız çocuklarının vazgeçilmez oyuncağı bebeklerin elbiselerinden, kol saatlerinden, tansiyon aletlerinden ve daha bir çok yerden tanıdığımız ve günlük hayatta kullandığımız "cırt cırt" ın sıradan olmayan hikayesini merak ediyor musunuz ?


İsviçreli bir mucit olan George de Mestral 1940' ların sonunda bir gün köpeği ile ava çıkar. Bu gezintide çalılıklar arasında yürümek zorunda kalırlar. Hem kendisi hem de köpeği inatçı dikenlere maruz kalırlar. Dikenler kıyafetlerine çok kötü bir şekilde kenetlenmiştir. Mestral bu basit dikenlerin nasıl bu kadar inatçı olabildiklerini merak eder ve eve gidince mikroskop ile ayrıntılı olarak inceler. Dikenlerin üzerinde yüzlerce küçük çengelin olduğunu ve bu çengellerin her birinin pantolonunun ipliklerine geçtiğini görür. Bir kaç yıl üzerinde çalıştıktan sonra üretmeyi başardığı çengelleri bantların üzerine yerleştirir ve dünyada "Velcro bantları" olarak bilinen , bizim "cırt cırt" dediğimiz ürünü icat etmiş olur. Böylece doğadaki "vahşi dikenler" taklit edilerek günlük hayata aktarılmış olur.

Ben diyorum ki farklı şeyler görmek için sadece başka yönlere bakmak gerekmiyor. Aynı yöne daha farklı bakarak bulduklarımız, başka yönlere aynı şekilde bakarak gördüklerimizden daha orjinaldir. Birazcık daha farklı bakabilmenizi sağladıysam ne mutlu bana :)

Son olarak 18 dakikanız varsa izleyin derim.

Hakan Gürsu from TEDxReset on Vimeo.




Read On 0 Yorum

Leyla İle Mecnun | Nizami

Çarşamba, Ekim 03, 2012

Bundan yaklaşık bir ay kadar önce kuzenimin düğünü için Adana'ya gitmiştim. Yolda canım sıkılmasın diye kitap almaya karar verdim , gideceğim günün sabahı erkenden açık bir kitapçı aradım ve nihayet buldum. Aklımda ne bu ne de başka bir kitap vardı. Tek kriterim yolda bitirebileceğim kalınlıkta ve akıcılıkta olmasıydı. Sonra "Leyla ile Mecnun" çarptı gözüme. Bir "Leyla ile Mecnun" dizisi fanatiği olarak " Ohaaa.. Leyla ile Mecnun'un kitabı çıkmış laaan ! " demedim ama başka dizilerde böyle olayların yaşandığı aklıma geldiği için kitaba uzanırken gülümsedim. Kitapçı neden gülümsediğimi anlamadı. Anlatmadım. Aldım ve çıktım. Yolda bitti.

Kitabı aldım çünkü "Leyla ile Mecnun" un bir aşk hikayesi olduğunu, Mecnun'un Leyla'ya olan aşkı yüzünden Mecnun adını aldığını, gerçek adının Kays olduğunu, o aşk sayesinde ilahi aşkı bulduğunu biliyordum. Başka da bir şey bilmiyordum dürüst olmak gerekirse ( ki gerekir). Kulaktan dolma bilgilerle yetinme durumu ne zamana kadar sürecekti ?

Ben bu eseri çok daha uzun hayal ediyordum ama aldığım kitap 255 sayfaydı ve 80 sayfası Allah'a yönelik güzel sözler, yakarışlar, dualar ve sonrasında peygamber efendimize, dört halifeye ve eseri sunduğu padişaha övgüler için ayrılmıştı. Öyküye başlamadan oğluna da öğütler veriyordu. Hikayeden biraz bahsetmemi beklemeyin zaten herkes biraz biliyor. Ama tamamını okumadıkça "biliyorum" demeyin bence. Size Nizami'nin öyküye başlamadan önce yazdıklarından örnekler verebilirim ama.

Mesela birazdan paylaşacağım alıntının Cern deneylerini anımsatıyor olmasından daha ilginç yanı eserin 900 yıl önce kaleme alınmış olması bence.

" Sanır mısıın ki ipeklere sarılmış bu yedi kümbet nedir, nasıl yaratılmıştır diye uğraşırsan bir şeyler öğrenirsin ? Hayır, yaratılış gizinin gerçeği, bu gören gözle görülmez. Bu ip, kaza ucu bulunabilecek şekilde dokunmamıştır. Allah gücünün ipucu ; o düğüm hiç kimseye açılmamıştır. Bu dünya denen kağıt parçası nasıl oluşturuldu diye, bütün akıllar aciz ve deli oldular.

Eğer biri bu dünya dediğimiz kağıt parçasının nasıl yaratıldığını bilseydi; belki kendisi de öyle bir dünya yaratırdı. Dünya halinin gerçeğini kavramak olanaksızdır. Onun nasıl olduğunu düşünmekse hayalin de üstündedir. "


Bu kitabı yazmasının nedenini de anlatıyor Nizami;

"Bir gün, uğurum açık, neşeli bir haldeyim. İçimde huzur ve sevinç kaynıyordu. Sanki Keykubat Padişah'tım.
...
Düşündüm ki zaman, çalışacak zamandır. Ne zamana dek boş oturup bir iş yapmayayım ?
...
O anda bir postacı gelip Şah Hazretlerinin buyruğunu getirdi. Şöyle yazılmıştı ;

... İstiyorum ki, Mecnun'un aşkını anarak, dizilmiş inci gibi sözler söyleyesin. İstiyorum ki, elinden gelirse, bakir Leyla gibi sözde de birkaç bakir söz anıtı dikesin."


Ancak Nizami herkesin bildiği ama kaleme almadığı alamadığı bu efsaneyi nasıl anlatabileceğini bilmemektedir. Sınırları çizilmiş bir konuyu hakkıyla yazamayacağından endişe duyar ve şöyle der oğluna ;

" Şahtan emri alında, aklım gönlümden dimağıma gitti. Ne Şah'ın buyruğundan çıkmaya cesaretim ne hazineyi elde etmek için gidilecek yolu görecek gözüm var. Zayıflığımdan ve yaşlılığımdan utanıyordum."

Nizami aşk gibi yolunu bilmediği bir konak üzerinde ne denli ince söz söyleyebileceğini düşünürken oğlu ona cesaret vermiştir. "Hüsrev ve Şirin yazdın, bu kadar insanları sevindirdin. Şimdi Leyla ile Mecnun' u da yazmalısın." diyen oğluna Nizami şu cevabı verir ; Ama ne yapayım, bu iş göründüğü gibi değildir. Bir yönden güç, bir yönden kolaydır. Fikrim geniş, göğsüm dardır.

Sonra şöyle der ve kitabı yazmaya koyulur ;

" Efsanenin geçidi dar olunca, söz o dar yerde dönüp dolaşmaktan topal olur. Söz alanı geniş olmalıdır ki, şairin gücü orada biniciliğini göstersin. Bu efsane gerçi ünlüdür ama içinde neşe ve naz adına bir şey yoktur. Söze çeşni veren, neşe ve nazdır. Süssüz söz sıkıcı olur.

Bu Arabistan çöllerinde geçmiş bir serüvendir. Bunda çöllerin kuruluğu, dağların sarplığından başka bir şey yoktur. Böyle dar bir konuda, aşka ilişkin ne söylenebilir ? Bu konudaki acı ve üzüntü yüzünden, şimdiye dek kimse bunun hakkında bir şey yazmadı. Yazanların aciz kalmaları yüzünden , şimdiye dek bu efsane yazılmadı. Madem ki dünyanın şahı, bu kitabı benim adıma yaz diyor, konunun darlığına karşın onu güzellikte öyle bir yere vardırayım ki, Şah Hazretleri onu okudukça yolunun üzerine delinmemiş inciler dökülsün. Onu okuyan donmuş, duygusuz da olsa, kesin aşık olsun."

Okuduktan sonra aşık olur musunuz yoksa zaten aşık olduğunuzun farkına mı varırsınız bilmem ama ben okuyunca kendi içimdekilerle kıyasladım haddimi aşarak. Nasıl bir sonuca vardığımı sormayın. O bende kalsın.

Read On 5 Yorum

.........♫ Ne Dinliyorum ♫.........


Angus & Julia Stone - Paper Aeroplane
Ne Dinledim ?              Ŧคtเђ

Son Güncelleme

  • Le Renard Et L'enfant - Yıllar önce izlemiş olduğum ve belirli aralıklarla defaaten izleyip nasip olursa bir kaç kez daha izlemeyi düşündüğüm benim için özel bir film...
    1 yıl önce

------------Süper Lig--------------



Ne Okuyorum ?

Nice Things

Haftanın Blogu                     Haftanın Yazısı

Haftanın Videosu              Haftanın Fotoğrafı

Herkesin Bir Popisi Vardır

Related Posts with Thumbnails

Sohbet Koyu.. Sen de Katıl !

................Çay da var hem. Çay içen mi?...........


................Çay Erdal Bakkal'da içilir ................

Son Yorumlar