Nays T!ng
"Gerçeğ!n Kenarından Hayatın Düzen!ne..."

Anlatabildim mi ?

Pazar, Eylül 26, 2010

Son 3 yazım böyle ortaya bir fikir koyan yani ne bileyim üzerinde kafa yorduğum konulardan değil,netekim ben de bir fikir adamı değilim.Gereksiz konuşmalar yapma özgürlüğüne sahip kendi blogunun sahibi "genç yaşta öğrenci" olmuş bir demokratik sosyal hukuk...öhm öhm efenim ne diyordum...insanım diyecektim.Sivilim ben evet.Öğrenci olmayana sivil deniyor ya memlekette.O yüzden sivil dikta olduğunu düşünenlerdenim ben de.Herşeeeeeyy siviller için.Demiş merhum demokras.Kendinden meçhul bu kişilik için bir gemi kalkar bu limandan falan fistan.Ne anladın evladım söylediklerimden.Şey hocam.Otorr terbiyesiz cevap vermeee.Sen kalk en son ne dedim kızım söyle bakim.-Otooor terb.. Oto bazarında artiz mi ne artizi artiz ne gezer la bazarda.Şurdan iki öğrenci bi insan.İnsan mı? Ne insan.İnsağğn.Biz neyiz.Öğrenci hayvan mı? Kız öğrenciye kiralık ev.Bu nası yazı la meta tagların ağzına sıçtın.


Yukarıdaki yazıyı okumak belki sana bişey kazandırmadı.Belki başın göğe ermedi.İstediğini bulamadın.Beni izlediğine pişman bile olmuştursun.Kimbilir.Mağaralarda yaşamış tarih öncesi insanlar duvarlara çizdikleriyle ne anlatabildi sana.Her dediklerini anladın mı? Hayır.Ama çoğu kişi için onlar birer sanat eseri.Fotoğraflarını duvarlara asanlar bile var.Peki neyine şaşırdı bunca insan.Ne yani erken doğmuşlar diye aptal mı olmaları gerekiyordu.Onlarda senin benim gibi doğdu yedi içti büyüdü öldüler.Hatta düşünmek için bizden daha fazla vakitleri oldu.Onca düşünüp duvarlara çoğu anlamsız gelen şekiller çizmiş olmalarında hayranlık verici düzeyde şaşırtıcı olan ne? Duygularını anlayabiliyor muyuz onların.Hayır.Duygular aktarılmıyor dostum anlatılıyor.Kelimeleri yerinde kullanmak,doğru cümle kurmak vs.Bunlar duygularını şekle sokan şeyler.Oysa kelimeleri kullanma amacımız ne.Duygularımızı aktarmak mı yoksa kalıplara sokacağımız duygularımızın olduğunu ıspatlamak mı? Şöyle düşün iletişim kurmayı.Yan yana iki oda var.İki odayı birbirine bağlayan tek şey 2 cm yarıcaplı yarım metrelik bir boru.İki taraftada oyun hamurları var ve birbirlerine bu hamurlardan yaptıkları şeyleri verecekler.Her biri yaptığı şeyi diğerine vermek için o borudan geçirmek zorunda.Bu durumda her iki tarafta ne yaparsa yapsın yaptığı şeyi karşısındakine iletmek istediğinde şeklini bozmuş olacaktır.Ya küçük şeyler yapmalıdır borudan geçebilecek kadar.Ya da bozulmadığı kadarıyla karşıdakine iletmiş olmayı kabul edecektir.İnsanın duygu ve düşünceleri de tıpkı o duvarlar ardında oyun hamurundan yapılan şekiller gibidir.Dil ise aradaki borudur.İletişim sağlamanın yolu boruyu kullanmak yani düşünceleri yazıya resme şekle dönüştürmektir.Ancak yaptığın şey ne kadar güzel olursa olsun,duyguların ne kadar güçlü olursa olsun bir başkasına anlatmaya çalışırken bozarsın.Onun için insanlar bazı güzel duyguları anlatmaya yanaşmazlar.Çünkü bilirler onun mükemmelliğinin kelimelerle bozulacağını.Tam olarak anlatabildiğimiz duygular o dar borudan geçebilecek kadar küçük oyun hamurları gibidir.Küçüktür.Basittir.Ayrıntıdan yoksundur.Anlatabildim mi bişeyler.Tam olarak anlatabildiğimi sanmıyorum.Çünkü yazmaya başlamadan önce çok güzel şeyler yapmıştım oyun hamurundan.Kocamandı üstelik.
Read On 4 Yorum

Tırnak Mendili

Pazar, Eylül 19, 2010

Uzat ellerini
Bi dakka bi de şuraya bakayım.Nerde bu yaa...
Hadiiii.
Yaaa bekle.Önce ona (yanındaki) bak.

...
30 saniye sonra
...

Uzattt.
Al.
Tırnak temiz.Bu mendil tırnak mendilin değil.
O.
Aç bakıcam pis mi?
Tırnağımı kestim.Bu da tırnak mendilim.
Tamam aç mendili.
Açtım bak.
Bunla burnunu da silmişsin.
Silmedim.
Bu ne?
:S
Tırnak temiz mendil yok.Eksiii.
Var işte.
O burun mendilin.
Değil.
Tamam burun mendilini çıkar o zaman.
O yok.
Tamam eksi.
Ama benim burnum akmaz ki !
Olsun bi eksi daha.
Neeee? Niye yaa?
Burun mendilin yok.
Var.
Var mı hani?
Evet tamam o yok ama tırnak mendilim var o zaman.
O pis.Burnunu silmişsin bi kere.
Tamam bu benim tırnak mendilim değil o zaman.Burnumu siliyorum.Tırnak mendilimi unuttum bi eksi ver sadece.
Olmaz bu burun mendilin değil.
Laaaaaaaaaaaannnn başlıycam ama.Al ulan siliyorum işte foşşşşşttt.
Tamam bi eksi.Pislik.


Turnağını kesmiştir ancak beyaz mendilini unutmuştur.Bu ona pahalıya patlar.Sümkürdüğü sırada sınıftaki derin bir sessizlik bir anda sınıfın en efendi çocuğunu en görgüsüz öğrencisi yapmış ve tüm kızların gözünden düşmüştür.Bir kaç gün kimse "O benim sınıf arkadaşım" diyememiş ancak zamanla bu olay herkesin başına geldiği için unutulup gitmiştir.Unutulmayacak şeylerde vardır.Mendil muhabbeti sırasında sınıf başkanı tarafından adı,konuşanlar listesine yazılmıştır ve o ders başında sınıfı ziyaret eden müdürden yediği azar yediği tokattan daha kalıcı iz bırakmıştır.O küçük çocuklar artık unutanlara kendi beyaz mendilllerini uzatır olmuşlardır.Ben senin kardeşinim demektir bir anlamda.İnsan olmanın bir sonucudur hata yapmak.Mutlaka olmalı hayatında sana mendilnin uzatacak bir dost ve onlar koşmalı ilk yardımına. Hiçbir şeyden korkma artık,sana beyaz mendilini uzatacak dostlarını unutmadıkça.
Read On 3 Yorum

Ejderha Dövmeli Kız

Perşembe, Eylül 02, 2010

Kendinizi altı yüz kırk altı harika sayfanın sonundaki beş boş sayfa kadar boşlukta hissedeceğiniz unutamayacağınız tadı 'dimağınızda' kalacak enfes bir polisiye-macera kitabı.Okuduğum en güzel en özel kitaplardan biri oldu şimdiden.Baş ucu değil baş tacı olacak bir başyapıt.Tam da denildiği gibi bu kitap tüm övgüleri hakediyor ve fazlası bağımlılık yapıyor.Son on yılın en iyi polisiye romanı olduğu gerçek dışı değil.İnanılmaz gerçeklikte karakterler yaratmış ve kitabı bitirip elinizden bıraktığınızda hala onları zihninizde koşturuken buluyorsunuz.Karaktelerin gerçekliği kadar keskin bir gerçek de bu kitabın yazarı Stieg Larsson'un artık yaşamadığı.Evet bu kitabından sonra iki kitap daha yazmış ama sadece bunun raflarda yerini aldığını görebilmiş.Kitaplarının tüm dünyada çok satanlar arasına girmesini görememek onun için ne kadar büyük bir şanssızlıksa kitabı okuduktan sonra böyle bir yazarın artık yazamayacağını düşünmek okuyucular için o kadar büyük bir şanssızlık.

Kitabın başının özellikle ilk elli sayfasının sıkıcı olduğundan şikayet ediliyor ama bence bunun sebebi İsveçce isimlere aşina olmamak.Bu konuda sıkıntı yaşamam diyorsanız daha ilk sayfalardan kitabın sizi kendine çekeceğinden emin olabilirsiniz.Çok farklı bir polisiye öncelikle.Yeni bir soluk,yeni bir bakış açısı.Ve bana göre bir miktar da bir ölünün, ülkesi hakkındaki betimlemelerine yer verdiği bir mektup.


Kendimce kitabın konusundan birazcık bahsedeyim.Korkmayın bir filmin fragmanı bir filmden ne kadar bahsediyorsa ben de bu kitaptan o kadar bahsedicem.Spoiller yok.Merak unsurları var.Bir çok kitap hakkında yazdım.Öğrendim sanırım bu işi :)


"Güvendiği bir arkadaşından aldığı bilgilerle İsveç’in en büyük dolandırıcısı olan saygın işadamı Hans-Erik Wennerström hakkında basında şok etkisi yaratacak bir makale yazan Millenium dergisinin genel yayın yönetmeni ve başyazarı Mikael Blomkvist,güvendiği gizli kaynaktan aldığı bilgilerin ve belgelerin sahte olduğunun ortaya çıkarılmasıyla oyuna getirildiğini anlar ama iş işten geçmiştir.Mahkemenin yüklü para cezası ile birlikte 3 ay hapis cezasına çarptırdığı Mikael,bir anda tüm ülkenin hedefi haline gelmiş, eleştiri oklarını üzerine çekmiş ve güvenirliğini büyük ölçüde yitirmiştir.Derginin geleceğini düşünerek istifa eder ve bir süre köşeye çekilmeye bu arada da hapis cezasını çekmeye karar verir.Ama hiç ortada yokken ilginç bir iş teklifi alır.Yaklaşık 2,5 milyon kron gibi çok büyük bir para öneren bu şahıs,ülkenin zengin ve saygın işadamlarından biri olan Vanger aile şirketinin başındaki yaşlı Henrik Vanger'dir.Henrik Vanger’in isteği ailenin büyük bir bölümü Hedestad adasında yaşayan Vanger ailesinin tarihini de içine alacak şekilde kendi biyografisini yazdırmaktır.Ama bu asıl iş değildir.Gizli anlaşma şudur ki;Blomkvist tam 36 yıl önce feci bir kaza sebebiyle köprünün kapandığı ve adayla anakaranın bağlantısının kesildiği bir gün, merhum kardeşinin 16 yaşındaki çok sevdiği torunu Harriet Vanger adlı kızın esrarengiz bir şekilde ortadan kaybolması olayını araştırması ve öldürüldüğüne inanılan Harriet’in kim tarafından neden öldürüldüğünü ortaya çıkarmasıdır.Yani 36 yıl önce öldürülen Harriet’in katili kimdir? Mikael bu işi almak istemez çünkü olay gerçekleştirdikten sonra yıllarca aramalar yapılmış,izi sürülmüş,şüpheliler dinlenmiş,insanlar sorguya çekilmiş,tüm kanıtlar toplanmış ama Harriet hakkında hiçbir ize rastanılmadığı gibi cesetine dahi ulaşılamadığı için öldüğünden bile emin olunamamış.Henrik Vanger anlaşmaya göre Mikael’in sonuç almak zorunda olmadığını bir yıl sonunda her halükarda önerdiği parayı vereceğini,tek amacının ölmeden önce bu olayı son kez Harriet olayını araştırmak olduğunu,Mikael’in işinin biyografisini yazmak olduğunu,sadece bu işi yapmasının bile o parayı haketmesi için yeterli olduğunu söyler.Ama Mikael’i asıl ikna eden şey,yaşlı işadamı Henrik Vanger’in Wennerström’üm tüm kirli çamaşırlarını belgeleriyle birlikte bir yılın sonunda Mikael’e teslim edeceğini vaadetmesi olmuştur.Artık ünlü ekonomi muhabiri Mikael Blomkvist,herkesten uzakta sessiz ve esrarengiz Hedestad adasında ümitsiz çalışmalarını sürdürmeye başlamış fakat aylarca çalışmasına rağmen bir arpa boyu yol alamamıştır.Ta ki yolu sorunlu bir sosyopat,zararsız bir asosyal,garip görünüşlü çelimsiz bir kız olan Lisbeth Salander ile kesişene kadar.Gerisini siz okuyun ve bu muhteşem macera ve gizemin derinliklerine bırakın kendinizi."

Filmini de kitaptan sonra izlemek daha akıllıca.Aşağıdaki fragmanı izlemenizde hiçbir sakınca görmedim. :)


The Girl with the Dragon Tattoo hits screens


Ve Başkaları ne demiş bir bakalım...

“Bu kitap kendisi için söylenen her bir övgü sözcüğünü hakediyor…Kitap karanlık ve kesin olarak etkileyicidir…Benim okuduğum en iyi polisiye kitaplardan biri…Üçlemenin geri kalan kitabı bunun yarısı kadar bile olsa,Larson bize müthiş bir miras bırakmış olacak.”
Sharon Wheeler,Reviewing the Evidence

Bu kadar çok gürültü patırtı yapılmasının haklı bir nedeni var…Bu kitap her cephede –karakter,kurgu,atmosfer- övgüyü hakediyor
Marcel Berlin,The Times

Larsson’un kitapları hayatımız için bir tehlike oluşturuyor.Parklar okuyucularla tıka basa dolacak,çalışma dünyası altüst olacaktır.Bütün bunların nedeni hiç kimsenin kitabı elinden bırakamamasıdır.
Bams

Bir yazar Lisbeth Salandergibi birinin karmaşık ve büyüleyici bir temimlemesini yaptığında bizim yapabileceğimiz tek şey onun önünde saygıyla eğilmektir.Bundan daha iyisi yapılmazdı.
Gefle Dagblad,İsveç

“Larsson'un bu kitabı saatli bir bomba gibi...”
-Bob Cornwell

“Hipnotize edici.”
-Usa Today

“Tam bir dinamit.”
-Liz Smith

“Çılgınca… Müthiş bir gerilim.”
-The Washington Post

Diğer macera kitabı yazarlarının aksine,Larsson son sayfanın çevrilmesinden uzun zaman sonra bile okuyucuların zhinlerinde var olmayı sürdürmektedir.
Le Monde
Read On 13 Yorum

.........♫ Ne Dinliyorum ♫.........


Angus & Julia Stone - Paper Aeroplane
Ne Dinledim ?              Ŧคtเђ

Son Güncelleme

  • Le Renard Et L'enfant - Yıllar önce izlemiş olduğum ve belirli aralıklarla defaaten izleyip nasip olursa bir kaç kez daha izlemeyi düşündüğüm benim için özel bir film...
    11 ay önce

------------Süper Lig--------------



Ne Okuyorum ?

Nice Things

Haftanın Blogu                     Haftanın Yazısı

Haftanın Videosu              Haftanın Fotoğrafı

Herkesin Bir Popisi Vardır

Related Posts with Thumbnails

Sohbet Koyu.. Sen de Katıl !

................Çay da var hem. Çay içen mi?...........


................Çay Erdal Bakkal'da içilir ................

Son Yorumlar