Nays T!ng
"Gerçeğ!n Kenarından Hayatın Düzen!ne..."

Film Sepeti 13 (Güney Kore)

Pazar, Ekim 31, 2010


Şimdiye kadar edindiğim tecrübeye dayanarak Kore filmleri hakkında bir tespit yaptım.Bu filmleri sevenler var,sevmeyenler var, hayranları var,Kore,Türk,Hollywood farketmez film seven bir kesim var,pek film izlemeyen,sevmeyen,sıkılanlar var.Ya da illa aksiyon vurdu kırdı olmalı,olmadı bol komedi olmalı diyerek kendini sınırlamış insanlar var.Kore filmleri işin içine girince durum değişiyor.Bana göre bu filmler üçe ayrılır.Neden üçe ayrılır çünkü bu filmler iyi kötü izlenir izlenmez diye sıfat ve tavsiyelerin tek başlarına yetersiz geleceği filmler.Apayrı bir kültür.Herkes izleyemez.Herkes sevemez.İzleyenleri herkes anlayamaz.Neyse şimdi açıklayayım bu filmlerin ayrıldığı o üç kategoriyi.Birincisi Kore seveerlerin,Kore filmlerinin özelliklerine vakıf,artısını eksiğini bilip kabul etmiş,abartıp fanatik bir kore film izleyicisi oluvermiş kesimin mutlaka izlemesi gereken filmler.İkincisi kore filmleri veya başka filmleri önyargısız izleyebilen,tarafsız,olaya sanatsal açıdan bakabilen,merak eden kesimin izlemesinin problem çıkarmayacağı filmler.Bunları birinci grup da izlemelidir elbette.Ama birinci grubun izleyebildiği her kore filmini 2. gruba izletmeye kalkmamalıdır.Çünkü 2. grup 1. gruba kaymakla birazdan açıklayacağım 3. gruba kaymak arasında bir yerdedir.Üst üste gelmiş bir kaç sindirimi zor kore filmi ile önyargının zorla da olsa oluşması işten bile değildir.3 kesim ise Kore filmleri ile yeni tanışmış,aksiyon sever,çabuk sıkılan,az buçuk önyargılı durumda olan,vizyon filmleri meraklısı,vurdu kırdı kovalama yarış temalı filmlerin ayakta tuttuğu bir film sevgisine sahip elemanların izlemesine müsade edilebilecek kore filmleridir.Bunlar kore filmi izlemesin mi tabiki izlesinler.Ama son derece hassas davranılmalıdır onlara.Özel olarak seçilmelidir onların filmleri.Yavaş yavaş yelpazeleri genişletilmelidir yoksa sevmediği film türleri sevdiklerinden fazla olan bu arkadaşların kore filmleri sayfasına mührü kendi ellerinizle vurmuş olursunuz.Madem kategorileri tanıdık birazdan bahsedceğim üç filmden kendinize en uygun olanları kendiniz seçin artık. Şimdiden iyi seyirler.


A Lovers Concerto – Humming



2008 yapımı Romantik bir film A Lovers Concerto.İzledikten sonra bir süre kendinizi derin düşüncelere dalmış bulacaksınız.Özellikle sahip olupta değerini bilmedikleriniz hakkında.İnsanlar sevdiklerinin günün birinde bir daha asla göremeyeceklerini hiç düşünmedikleri için asla hayattayken gerçek değerlerini anlayamıyorlar.Bu film gerçek yaşamla çok ilişkili güzel bir film ve net bir mesaja sahip.En sevdiğiniz insanı bir daha asla göremeyeceğinizi söyleseler son kez ona ne söylemek isterdiniz."Seni Seviyorum" mu? Sevgiliniz varsa onunla oturup izleyin derim.Hangi gruba giriyor bu film diye sorarsanız bence 1. ve 2.grup.



Feathers in the Wind – Git






Bunu iyi sayılabilecek derecede bir kore filmi izleyicisi olarak söylüyorum.İzlemenizi tavsiye etmiyorum.Ağır ilerleyen,oldukça sıkıcı,senaryosu sıradan bir film.Zaman kaybından başka bişey değil.İzlediğim zamanı hatırladıkça sinirlenirim hatta.Fazla da bişey söylemek istemiyorum.Sizi düşünerek fikrimi belirttim.İzlemeyin.

Bodyguards and Assassins- Suikastçiler Fedailere Karşı




Film diye ben buna derim işte.Bir Güney Kore filmi değil,Çin filmi.Her özelliğiyle tam bir başyapıt."Made in China" damgası sizi yanıltmasın gerçekten kaliteli bir ürün.Karakterler çok orjinal,konu zaten gerçek olaylardan uyarlanmış,baştan sona sıkılmadan izleyeceğiniz bir film.Hani bu bir Türk filmi olsaydı izlemeyeni döverlerdi öyle söyleyeyim.Çin de bunu izlemeyene ne yapıyorlar bilmiyorum artık.Kanlı bir yol olan demokrasi mücadelesini ele alan filmde halkını sefil bir hayata mahkum edip onları doğuştan köle olarak gören Mançu Qing Hanedanına karşı Çin'in dört bir yanından demokrasi fısıltıları yükselirken bu devrim harekatını başlatacak tek kişi olan Dr Sun'un Hong Kong da ki gizli toplantısını yapmasını engellemek ve kıvılcımı önlemek için hanedanın görevlendirdiği çok güçlü ve tehlikeli suikastçilerle Dr Sun'un Misyonunu tamamlaması için canlarını vermeye hazır olan fedailer arasındaki kıyasıya mücadele anlatılıyor.Çekimleri süper,ortam çok farklı,ayrıntılar çok anlamlı,kısacası değişik bir film.İzlemenizi tavsiye ediyorum.
Read On 9 Yorum

Hakemlik Vesaire

Cuma, Ekim 22, 2010

Merhabalar olsun Efeniiimm.Nasılsınız.İyisiniz iyisiniz Maşallah yahu işte orta yaşlı insan daha ne olacak.Hemen konuya giriyorum...Hatırladınız mı bu sözleri bi yerden? Tanıdık geliyordur eminim.Ama tam çıkaramadınız.Benim dilime pelesenk olmuştur bu cümleler o yüzden unutmadım.Yılmaz Erdoğan'ın Telsim reklamlarından birinde Adnan Bey adında çok konuşan bir adamı canlandırması desem belki hatırlarsınız.

Neyse konu o değil.Girişi öyle yapmış olayım dedim sadece.Ama nasılsınız diye sorarken ciddiydim.Yorumlarda ne var ne yok anlatabilirsiniz yani.Ben mi? Ben iyiyim yahu nolsun işte okul,dersler,staj,kpssye hazırlık felan diyebilirdim ama ben size karşı samimi olmazsam siz de bana karşı samimi cevaplar vermezsiniz.İyiyiz be Fatih der geçiştirirsiniz ki ben hiç sevmem bu tavırları.Söylemem ama kırılırım alınırım.Hele de canımı sıkan bişeyler var ama boşver derseniz moralim çok fena olur.Kendimi toparlayamam.Velhasılı kelam samimi bi şekilde nasıl olduğumu söleyeyim de olsun bitsin.Kötüyüm.Hasta gibi.Yorgun.Bitkin.Hatta yürüyecek hale ancak bugün gelebildim.Üç dört gündür ağrı kesicilerle ayaktayım.Merdivenlerden çıkmak bile büyük işkence.Yürürken terliyorum.Sebebine gelince "Hakemlik antrenmanları" arkadaşlar.Geçen yıl başlamıştım bu yıl da devam ediyorum.Ama yönetim değişti.Çalıştırıcılar değişti.Kondisyon yüklemek üzerine programlar yapıyolar sanırım.Çünkü son iki haftadır görünen o.Çok sıkı bir program.Önceki hafta neyse koşu ağırlıklıydı bir saat içinde yaklaşık 8 km koştuk.O zaman da çok yorulmuştum.Sonra bu salı dozu biraz daha arttırdılar ben bittim.Adelelerim yanıyo,kollarımı kaldıramıyorum,beden eğitimi okuyanlar var,hatta askerliğini yapmış beden eğitimi öğretmenleri var.Onlar bile biz böyle bir idman görmedik diyolar.Neyse sonuçta yapıcaz bunu.Bir bildikleri vardır elbet.Bir kaç haftaya maç verirler sanırım.Daha fazla sevmeye başladım ve iyi ki böyle bir işe giriştim diyorum kendi kendime.Dün Merkez Hakem Kurulu 2.Başkanı Yücel Okçuoğlu geldi ve bir toplantı yaptı hakemlerle.Çok güzel bilgiler verdi,kendi tecrübelerini anlattı,Türkiye'de hakemliğin geçmişinden bahsetti sonra da Türkiye'de Dünya'da ve Avrupa'da hakemliğin bugün ne durumda olduğunu anlattı.Tavsiyeler öğütler verdi.
Tüm bu bilgiler sonrasında daha saygın bir duruma geldi hakemlik gözümde.Ayrıca hakemlik yaptığımız sürede kazanacağımız adalet dağıtma becerisinin tüm hayatımızı her alanda etkileyeceğini ve düzene sokacağını söylemesi beni en mutlu eden şey oldu.Kendimi geliştirmek,devam etmek ve gidebileceğim yere kadar gitmek istiyorum.Neden olmasın.Hem süper ligde de maç yönetmiş akrabam ve hala süper ligde hakemlik yapan tanıdıklarım var.Zafer Demir gibi.Ama aklımda bir yerlere gelebilmek için bir yerlerden yardım almak yok.Yapabilirsem kendi başıma.Olmazsa da ne yapalım.Tek destek tavsiyeleri ve tecrübeleri olabilir.Zaten Mhk Başkanvekili dünkü konuşmasında buna da değindi.Ahmet Çakar döneminde kendisinin olmadığı hakem listesine Çakar'ın hastalanması sebebiyle dahil edilmek istenince kabul etmemiş bunu ve başkası alınmış.Daha sonra kendi çalışması ve azmiyle oraya girmeye hak kazanmış.Başarısını bir başkasına borçlanarak kazanmamış yani.Sonra makam mevkiye de çok önem vermemiş.Fifa için yaşı geçince daha fazla yükselemeyeceği için genç yaşta aktif hakemliği bırakıp arkadan gelenlere yol açmış.

Kısacası dünkü toplantı çok faydalı oldu.Daha bir çok şey paylaştı ama her yerde söylenmesi uygun olmayan şeylerdi bunlar.Bize olan güvenine karşılık onları sadece bizlerin iyiliği için yapılmış samimi bir konuşma olarak kabul ediyorum.

İstediklerimiz,hedeflerimiz,hayallerimiz,alışkanlıklarımız,zaaflarımız,imkansızlıklarımız var.Her insanın vardır.Bittiği bir an.Ümitlerin tükendiği.Yere çakılışı yaşadığı dönemler.Hayatın dönüm noktaları onlar işte.Nasıl ki tohum ancak toprağın altına atılınca filizlenip koca bir ağaç oluveriyor insan da bazen düşebilir,çakılabilir,batabilir.Vazgeçmekse en iyi,en güçlü olduğumuz dönemlerde bile gerçekten bittiğimizin göstergesidir.Bununla alakalı Ahmet Şerif İzgören'in kitabından alıntıyla güzel bir hikaye paylaşıp defolup gidiyorum.Siz bu hikayeyi daha doğrusu gerçek bir olayı bir gerçeği okurken ben çoook uzaklarda olacağım.Tamam tamam sakin olun buralardayım.Kendinize iyi bakın görüşürüz.


Kartallar kuyrukları ve kanatları geniş, bacakları tüylü iri yırtıcılardır. 2-3 yılda erginliğe ulaşırlar. Uçuşta sıkça dönerek yükselirler. Belirgin parmakları( el teleklerinin uçları) yukarı kıvrılır. Ormanlar ve dağlarda yaşarlar. Kaya girintilerinde ve ağaçlarda yuva yaparlar. Tek eşlidirler. Hayatları boyunca eş değiştirmedikleri gibi her yıl aynı yuvayı kullanırlar. Yuvaları genellikle kolay ulaşılamayacak yerlerdedir.yuvayı bıraktıkları bir yada birkaç yumurtanın kuluçka dönemi 6-8 hafta sürer.yavruları yavaş gelişir. Ve ancak 3-4 yaşına giren kartalların erişkinlere has tüyleri çıkar. Önemli özellikleri çok uzak bir şeyi yakın görürler.

Kartal kuş türleri içinde en uzun yaşayanıdır. 70 yıla kadar yaşayan kartallar vardır.Ancak bu yaşa ulaşmak için 40 yaşındayken ciddi ve zor bir karar vermek zorundadır.
Kartalın yaşı 40’a ulaştığında pençeleri sertleşir, esnekliğini yitirir,bu nedenle beslenmesini sağladığı avlarını kavrayıp tutamaz duruma gelir.Gagası uzar göğsüne doğru kıvrılır. Kanatları yaşlanır ağırlaşır.Tüyleri kartlaşır., kalınlaşır. Artık kartalın uçması iyice zorlaşmıştır.Dolayısıyla kartal burada 2 seçimden birini yapmak zorundadır. Ya ölümü seçecektir yada yeniden doğuşun acılı ve zorlu sürecini göğslüyecektir. Süreç 150 gün sürer Bu yönde karar verirse kartal bir dağın tepesine uçar.orada kaya duvarda artık uçmasına gerek olmayan yerde yuvasında kalır.bu uygun yeri bulduktan sonra kartal gagasını sert şekilde kayaya vurmaya başlar. En sonunda kartalın gagası yerinden sökülür ve düşer. Kartal bir süre yeni gagasının çıkmasını bekler. gagası çıktıktan sonra bu yeni gagayla pençelerini yerinden söküp çıkarır.Yeni pençeleri çıkınca kartal bu defa eski kartlaşmış tüylerini yolmaya başlar. 5 ay sonra kendisine 20 yıl veye daha uzun süreli bir hayat kapısı açan değişimin ilk uçuşunu yapmaya hazır hale gelir.

Hayatımızda sık sık yeniden doğuş süreci yaşamak zorunda kalırız. Zafer uçuşunu sürdürmek için bize acı veren eski alışkanlıklarımızdan ,geleneklerimizden,hatıralarımızdan kurtulmak zorundayız.Ancak geçmişin gereksiz olaylarından kurtulduğumuzda yeniden doğuşumuzun getireceği fevkalade sonuçlarından tam olarak faydalanabiliriz. Pes etmek yok, sana yepyeni bir hayatın kapısını açacak değişimi yaşa ve ilk uçuşunu gerçekleştir.


Read On 5 Yorum

Küçük Ayrıntılar

Salı, Ekim 19, 2010

‎"Dedesi birbirinden bağımsız nasihatleri birer birer sıralarken,o babasının içtiği sigaranın jelatinini çıkarmış,kağıt olan kısmını tükürükleyip saf jelatin elde etmişti.Dedesi "oğul senden üstün arkadaşlar edin ki.." derken O, saf jelatini daha da sıkıştırıp kalıba sokmuş,bu yaptığı ile ürettiği madenin milli servete neler kazandırdığını düşünüp kendini kahraman ilan etmişti."
Olmayan Kitabımdan Alıntı


‎"Öğrenci kimliği göstermek mecburidir" uyarısı bulunan toplu taşıma araçlarında öğrenci olup da kimlik göstermeden "Bir öğrenci alır mısın?" diyenleri anlamaya çalışıyorsanız eğer,muavinin "Kimliği görebilir miyim?" diye sormasından sonra "Bu yaptığından utanmalısın" dercesine kimliği çocuğun gözüne sokmalarını da hesaba katmalısınız.


Burç yorumlarında eşinden sevgilinden "partner" diye bahsetmesi sinir bozucu.Danscımıyız lan biz.Hayır danscılara bi lafım yok ama.Danscımıyız lan biz yani.Meraba danscı kardeş.Diyorum ki şimdi biz Dansc.. evet otur önce bi otur şurya anlatcam ben mevzuyu.Hı hı evet.Otur abi sen.Bi sakin ol.


Ftgrf Kynk
Read On 11 Yorum

Naber Dünya 4

Cumartesi, Ekim 16, 2010




Obama'nın abisi kendisinden 33 yaş küçük olan 19 yaşındaki Şeila Anyango ile evlenerek Hattrick yapmış.Hali hazırda iki eşi bulunması,üçüncüsünün yaşının bu kadar küçük olması ve bu adamın "President of the United States of America" sıfatı ile namı diğer Obama'nın abisi olması işin ilginç tarafı olsa da abisinin aynı anneden olmaması Obama ailesinde bu durumun geleneksel olduğunu göstermeye yetiyor.Obama ile ilgili çok yönlü hislere sahip bir milletiz.Kimisi "sefaletten Amerika Başkanlığına" diyerek bir başarı öyküsünü düşünüyor,kimisi "melek görünümlü şeytan" yorumunu yapıyor,kimisi de "ailesi,kabilesi,gelenekleri ve geçmişi" ile ilgili duyduğu öğrendikleriyle dalga geçip kendini modern diye tanımlayan Amerikan halkının kendilerine seçtiği başkanın bu haliyle içine düştüğü çelişkili durumu ironik bir şekilde ön plana çıkarmaktan mutluluk duyuyor.Adeta "burnunu dünyanın her ülkesinin iç işlerine sokabilen o güçlü Amerika"ya kazık atmış hissetmenin hazzını yaşıyor.Neyse ne.Biz Obama'nın yeni yengesine mutluluklar dileyerek konuyu kapatalım.Ayrıca bence Barak Obama sadece bir memur :) Abisi kadar rahat değil mesela.Bırakın ikinci kez evlenmeyi,şimdikinden boşanması bile olay olur.Haksız mıyım ? :)







Normalde hiç uzamaması gereken bir muhabbet seviyesiz bir noktaya gelmiş durumda.Arda'nın durumundan bahsediyorum.Her futbolcunun başına gelebilecek bir sakatlık,kendisine hiç söz düşmediği halde Erman Toroğlu'nun yine bir rencide edici konuşması ile gündemden bir türlü düşmedi.Daha önce bir çok futbolcunun bu gibi operasyonlar geçirdiğini ve böyle bir sakatlığın da bir çok sebebinin olduğunu biliyoruz.Antrenman sahasının yapısı,idmanların yoğunluğu ve ağırlığı,maç sırasında aldığı darbeler,özel yaşam...Şimdi bu kadar sebep varken üstelik sebebini söylemek ona düşmezken kalkıp "sex" yüzünden demesi ve bunun üzerine konuşup lafı uzatması,bir gencin özelini tüm Türkiye'nin gözü önünde tartışması Arda'nın da dediği gibi şerefsizliktir.Bir çok milli futbolcumuza bu baskılar yapıldı daha önce ve bunalttılar.Adamlar kaçtı gitti yurtdışına.Çoğu da yanlış tercihler yapmak zorunda kaldı.Sonra geri döndüler ama eski formlarını yakalayamadılar ve kaybolup gittiler.Türkiye'de başarılı futbolcular bilinçli olarak böyle polemiklere çekiliyor ve yıpratılıyor.Erman Toroğlu bir gün programa çıkmasa.Çıkmasa diyorum zaten geçenlerde çıkmadı.Daha doğrusu kovmuşlardı çıkamadı.Şimdi şöyle deseydi birileri "Erman Toroğlu sex yaptığı için programa yetişemedi".Sonra da o söz ertesi gün manşete taşınsa.Erman Toroğlu ve yanında da eşi.Büyük boy fotoğrafları basılsa.Nasıl olur? Kötü olur değil mi? Bence hayır.Size öyle geliyor.







Kuşların barınması için kuş sarayları yapan,soğuk kış günlerinde kar tipi dinlemeyip ölmesinler diye kurtlara köpeklere et dağıtan,göçmen kuşlar için onların konakladığı yerlere hayvan hastaneleri kuran bir ecdadın masum ve savunmasız bir yavru kediyi tekmeleyip kafasını ezen bir kaç kendini bilmez vicdansız şerefsiz torununa mı küfretmeliyim yoksa o vicdanı ve şerefi kazandıramamış nesle mi yanmalıyım bilmiyorum.Bugünlerde moda ya hani Mesut Özil'e küfretmek.Şimdi onlara lafım; "Sen kendi yetiştirdiklerine, besleyip,yedirip içirdiklerine,okutup büyüttüklerine sahip olabiliyor musun da başkalarının yetiştirdiğinden hesap sorabiliyorsun? O adam orda doğmuş orda yetişmiş.Orada karnı doymuş.Acısıyla tatlısıyla çocukluğu orda geçmiş futbola orda başlamış.Orada arkadaşlar edinmiş.Bir Alman kadar Alman.Bunu kendi de söylüyor ama Türk olduğunu inkar etmiyor.Attığı golden sonra sevinmedim.Çünkü atalarıma saygısızlık etmiş olurdum diyor.Dünya kupasında onunla gurur duyduk,onunla sevindik.Almanya'yı destekledik.Onun için Almanya'nın maçlarını izledik.Real Madrid'e gitmesi ile gurur duyduk.Dünya bu Türk asıllı futbolcudan bahsetti biz mutlu olduk.Ama bize karşı oynayınca hain oldu.Bu nasıl iş anlamadım.Avrupa'da milli takımlarda oynayan bir sürü Türk asıllı futbolcu var.Mesut'un bu kadar eleştirilmesinin sebebi onlardan daha iyi bir futbolcu olması mı? Ayrıca bence stratejik bir karar vermiş.Türkiye'de oynasaydı Dünya kupasını kahvehanede izlerdi ancak.Bence önce kendi yetiştirdiklerimizi Mesut kadar iyi şartlarda yetiştirelim,iyi eğitim verelim kendi evlatlarımıza.Önce çocuklarımızı adam edelim.Bu topraklarda insanları mutlu edebilirsen,Alman kökenliyi bile "Mesut" bulursun.
Mutlu edemediklerimiz "Mesut" oluyor.Bizse "Neden 'mutlu' edemiyoruz?" diye soracağımıza "Neden 'Mesut' oldu?" diyoruz
Read On 2 Yorum

.........♫ Ne Dinliyorum ♫.........


Angus & Julia Stone - Paper Aeroplane
Ne Dinledim ?              Ŧคtเђ

Son Güncelleme

  • Le Renard Et L'enfant - Yıllar önce izlemiş olduğum ve belirli aralıklarla defaaten izleyip nasip olursa bir kaç kez daha izlemeyi düşündüğüm benim için özel bir film...
    7 ay önce

------------Süper Lig--------------



Ne Okuyorum ?

Nice Things

Haftanın Blogu                     Haftanın Yazısı

Haftanın Videosu              Haftanın Fotoğrafı

Herkesin Bir Popisi Vardır

Related Posts with Thumbnails

Sohbet Koyu.. Sen de Katıl !

................Çay da var hem. Çay içen mi?...........


................Çay Erdal Bakkal'da içilir ................

Son Yorumlar