Nays T!ng
"Gerçeğ!n Kenarından Hayatın Düzen!ne..."

Film Sepeti

Perşembe, Ocak 28, 2010


Bu hafta izlediğim üç güzel filmden bahsetmek istiyorum.Üçü de izlemeniz gereken tatilinizi tatil yapacak,işinizin stresinden uzaklaştıracak,havaların soğuğuna rağmen içinizi ısıtacak filmler.Fazla uzatmadan filmlere geçeyim.

7 Kocalı Hürmüz


7 Kocalı Hürmüz Hikayesi bilinen bir hikaye ve daha önce yanılmıyorsam Türkan Şoray'ın boşrolde olduğu bir 7 Kocalı Hürmüz Filmi vardı.Ama bu bir harika olmuş.Oyuncu kadrosu süper bi kere.Çok geniş bir ekip.E malum en az 8 kişi lazım .7 koca bir hürmüz. :) Hürmüz'ü oynayan Nurgül Yeşilçay bence bu güne kadar ki en iyi oyunculuğunu sergilemiş bu filmde.7 Ayrı kocaya 7 ayrı karakter.Çok güldüm özellikle berber Hasan'ın karısı tiplemesi bitirdi beni.Berber Hasan da süper bir karakter olmuş.Cengiz Küçükayvaz'ın bir an olsun boş bırakılmaması gerekiyor.Türk sineması Sonuna kadar faydalanmalı ondan.Çok büyük yetenek,çok büyük bir oyuncu.Üstelik genç.Ben bu filmde de çok beğendim onu.Hasan rolünü onu izledikten sonra başkasına yakıştıramadım.Gülse Birsel'e zaten ben ne diyebilirim ki.Haluk Bilginer,Mehmet Ali Alabora,Sarp Apak,Erkan Can ve daha fazlasıyla süper bir film 7 kocalı Hürmüz.



Bebek ve Ben

Güney Kore Filmleri'ne olan ilgim geçen yıl izlediğim My Sassy Girl filmiyle başlamıştı.Ondan sonra onlarca Güney kore filmi izledim.Geçenlerde Seyhan'ın bloğunda rastladım bu filme de.Seyhan'ın tavsiyeleri zaten kaliteli oluyor ve hemen hemen hepsini beğendim şlimdiye kadar.Bu Güney Kore filmine rastlayınca düşünmeden indirdim :) İndirdim evet çünkü Kore filmlerini bulmak kolay değil.Cd marketlerde yok.Hatta bir filmciye 3 4 tane film verdim ben.Neyse işte izledim geçen.Komedi mi desem Dram mı desem bilmiyorum ama "Süper bir film" demek istediğimden eminim.Süt bulma macerası oldukça komikti. :) Öğretmeni,anne babası,kız arkadaşı da harikalardı.Ben izleyin diyorum.Haaa beni sallamıyorsanız bakın Seyhan'da izleyin diyo.Ona da mı güvenmiyorsunuz ?

Film için Buraya...

Filmin altyazısı için de Buraya Tıklayınız...



Julie & Julia

Aslında filmin adı Julie/Julia olmalı.Julie bölü Julia nın 1 e eşit olma macerası.Filmin konusuna girip heyecanınızı yok etmek istemiyorum.Bu filmi de Seyhan'ın blogda görmüştüm.Bloggerların ilgisini çekecek bir film olduğunu söylemişti.Evet izleyince biraz kendinizi göreceksiniz.Julie'nin neler hissettiğini çok iyi anlayacaksınız.Filmde Julie'ye bayıldım.Masum bir yüzü var Amy Adams 'ın.Bir kadının kendisinden daha iyi yemek yapan başka bir kadını ne kadar sevebileceğini gördük.Az rastlanan birşey bir kadınınn başarılı başka bir kadını bu kadar sevmesi.İzlemekten zevk alacaksınız.Seyhan'a teşekkürler diyoruz..

Film İçin Buraya...

Altyazısı İçin Buraya veya Buraya Tıklayınız...







Read On 9 Yorum

2 Ödül 1 Mim

Cumartesi, Ocak 23, 2010


Ayşenur'un gönderdiği "Güneş Işığı" ödülünü paylaşmakta gecikince Seyhan'ın Mim i eklenmişti ödevlerime.Onları evde yazdım ve paylaşmak için nete girdim bu kez de Dalgaları Aşmak arkadaşımın layık gördüğü "Yaratıcı Blog Ödülü" ne rastladım.Bu ödülün bir de mim i varmış ama Seyhan'ın gönderdiği mim ile aynı olduğu için hepsini bu postta birleştirmeyi düşündüm.Aslında hepsini ayrı ayrı yazmam gerekirdi ama Başlığımı beğendim."2 Dil 1 Bavul" gibi :)

Önce Ayşenur arkadaşıma teşekkür ediyorum. ayşa's home adlı blogunda kendisine verilen "Güneş Işığı Ödülü" nü bana da layık gördüğü için.



Güneş Işığı Ödülü

Benim Güneş Işığı Ödüllerim de;

"Sehyan'dan Hayata Dair Güzellikler" adlı bloğuyla Seyhan'a....

En iyi takipçilerimden "Dalgaları Aşmak" a...

"Kupa Kızının Defteri" adlı bloğuyla Ceren'e


"Andıran Otu" adlı bloğuyla Gülşah'a..


"Nohut Oda Bakla Sofra" adlı bloğuyla Gülcan'a


gelsin...



Sıra geldi Seyhan'ın gönderdiği "hakkındaki 7 şey" konulu Mim'e.teşekkür ederim Seyhan.En zor Mimlerin kendi hakkında yazılması istenen mimler olduğunu bile bile mi yaptın bunu bilmiyorum ama teşekkürler :) Halbuki ben sana ne yaptım ki hı :) Yok yok nasıl yazacağımı kara kara düşünürken baya uzun yazdım.. ..iştee O 7 şey.


7 ilginç özellik mi yoksa hakımdaki 7 şey mi tam olarak bilmiyorum ama ben 7 madde yazcam ve bazıları ilginç olabilir.

1 ) İlki birşeyi maddeler halinde yazmakta çok kötüyümdür.Maddeler halinde yazdığım 5 şey o anda aklıma gelmeyen 40 şeyin dışında kalanlardır.Madde bağımlısı değilim yani.Maddeler halinde yazmaktan Madde bağımlılığına bağladım ya konuyu şimdi de az kalsın hiçbir kötü alışkanlığım yok diyecektim.Ama yok onu da ikinci maddeye yazayım =) Zaten madde darlığı yaşıyorum.Hepsini ilkinde bitirmeyeyim.

2) Hehehe =) Biliyorsunuz işte.Kötü alışkanlılardan bahsedecem bu maddede.Pardon ne yazık ki bahsesdemeyeceğim çünkü yok sayılır.Tabi nelerin kötü alışkanlık olduğu tartışılır.Mesela içki vs gibi alışkanlıkların zararlarından bahsedecek olursak 10 madde yazabilirim.Madde yazarkenki durumumu biliyorsunuz. Doğru orantıdan 5 madde için 40 akla gelmeyen şey varsa 10 madde için 80 şey aklıma gelmeyecektir şu anda.Neyse işte bana göre zararlı bir alışkanlık olan bu içeceklerin hertürlüsünü içmiyorum.Sigara içmeyi içenlerin aksine çocukça buluyorum.Yanımda içenlere rahatsız olduğumu söylemeyecek kadar da anlayışlıyımdır.

3) Kahvehane gibi mekanları sırf sigara ve boş konuşmalardan dolayı sevmediğimi sanıyordum.Sigara yasağından sonra anladım ki ben ikinci ve bilmediğim üçüncü dördüncü sebeplerden dolayı buradan nefret ediyormuşum.Hayalimde derin düşünce ve fikirlerin tartışıldığı,kaliteli atışmaların yapıldığı,bir köşesinde büyük bir kitaplığı olan,dedikodudan arınmış,siyasetin karşı tarafı anlayarak tartışıldığı,saygılı insanların değer gördüğü,18 yaşından küçüklerin girememesine sebep olan tüm şeylerin olmadığı bir mekanlar var.Kahvehanelerin işsiz gençlerin zaman geçirdiği bir mekan olmaktan çıkması gerekir.İşsizlik var bahanesiyle buralara doluşan insanlar görüyorum sadece.İşsizliğin bu kadar fazla olduğuna da inanmıyorum.Bence biz oturduğumuz yerden para kazanmak istiyoruz hepsi bu.Az çalışmayla çok para hayallerimizden vazgeçmeden işsizliğe çare bulunacağını sanmıyorum.

4) Bundan sonrakileri öncekiler kadar uzun tutmamaya çalışcam.Benim bir özelliğimde,aslında bana en iyi özelliğin nedir diye sorulduğunda ilk aklıma gelen şey;Empati.Kendimi her durumda başkasının yerine koyup olaylara onun gözünden bakmaya çalışırım.Bunun hakkında ilginç bir tespitim var.Bir tartışmada karşımdakine seni anlıyorum dediğimde ve onun kaygılarını ondan önce seslendirdiğimde çoğu zaman sinirleniyorlar.Galiba böyle durumlarda karşımdakinin konuşacak bir şeyi kalmıyor o yüzden.

5) Düzenli,derli toplu birisi miyim ben.Çoğu zaman evet.Aslında şöyle söyleyeyim düzenli olmaktan yanayım.Odamı sık sık toplarım ama dağılmasına müdahalede bulunmam.Anlıyosunuz beni değil mi? Sürekli toplamaktan bıkıyorum ve iyice dağılmasını bekliyorum.Yeterince dağıldığını düşündüğüm an toplamaya başlıyorum : ) sanırım bir çok kişinin cevap veremediği bir duruma mantıklı bir açıklama getirdim. =)


6) Kitap okumayı seviyorum ve çok hızlı kitap okuyanlara imreniyorum.Kitap okumayı arkasında kocaman ve karmaşık bir resim saklayan puzzle gibi düşünüyorum.Okuduğum her kitap resmi gizleyen parçalardan birini düşürüyor ve puzle ın arkasındaki resmi biraz daha açığa çıkarıyor.Kitap yazanlara da imreniyorum aslında,geleceğe yolculuk yaptığımda karşılaşacağım ilk sürprizin benim tanınmış bir yazar olduğum olacağını düşünüyorum.Şu an için geleceğe yolculuk kadar zor bana göre. (Bkz.Hadi bi cesaret sende taşın altına koy elini….)

7) Geleceği merak ettiğim ve zamanı anlamaya çalıştığım kadar geçmişe de ilgi duyuyorum.Nostaljiyi seviyor olmam yaşımdan dolayı bazılarına garip gelse de ben böyle düşünenlerin zamanın garipleri olarak adlandırıyorum.Bana göre sadece şu anı yaşayan biri en fazla 100 yıl yaşar.Ama geçmişi ve geleceği de şu yaşadığı zamanda aralara serpiştirirse geçmiş 100,yaşadığı 100,ve gelecek 100 yıl olmak üzere 300 yıl yaşayabilir.Amaç dada fazla yaşamak değil elbette.Offfff hadi bitti..başlarken ne yazayım diye düşünüyodum ama şimdi daha bir şey yazmadım bile diyorum. :)



Bu mim'i isteyen herkese (kimse kendi hakkındaki şeyleri isteyerek yazmaz ) ve benim istediğim şu 7 kişiye gönderiyorum."

"Paranoyak Satırlar" adlı bloğuyla cAt...

"Loananın Zırvaları " adlı bloğuyla Loana ya..

Burada kendini 100 maddede anlatmış ama yine de gönderiyorum " hakkındaki 7 şey" diye.Kime? "La Vita é Bella " adlı bloğuyla Mia'ya.

"Göğe Bakma Durağı" adlı bloğuyla Betül'e

"αyşα's home " adlı bloğuyla Ayşenur'a

"kayıp alan (lirik-depresif yanım) " adlı bloğuyla dwarfwaves'e

"Süpernova ! " adlı bloğuyla J Brit Dregg 'e



Ve son olarakta "Dalgaları Aşmak" arkadaşımızın verdiği "Yaratıcı Blog Ödülü" var.Çok teşekkür ederim.Ödül kendi içinde bir Mimde barındırıyor ama ben yukarda Seyhan'ın gönderdiği mim'i yanıtlayarak bu mim'i de aradan çıkartmış oldum.



Benim "Yaratıcı Blog Ödülüm" de ;

Kupa Kızı'nın Defteri ♀
Seyhan'dan Hayata Dair Güzellikler...
αyşα's home
CineShoot
İÇİMDEN GELDİĞİ GİBİ~~~
Gidi Kuzgun Güdük Fare
wmina twice

bloglarına...


Bu 7 kişinin yapması gerekenler

*Sizi ödüllendirene teşekkür edin.
*Sizi ödüllendirenin blog linkini yayınlayın.
*Ödülün logosunu yayınlayın.
*7 yaratıcı blogger ödüllendirin.
*7 blogun linkini yayınlayın.(En zoru bu zaten)
*Ödüllendirdiklerinizi haberdar edin.
*Kendiniz hakkında 7 ilginç şey yazın....

Hepsine...hepinize başarılar....

Çoooooooooookkk uzun bir post oldu :) Buradan çıkarılacak sonuç;
"bugünün işini dün yapmış olmalısın"

Kalın sağlıcakla.Uzun süre birşey yazmamam lazım :)
Read On 20 Yorum

Tutup Lampu tu !

Perşembe, Ocak 21, 2010

Okulu içten içe maç gibi görmeye başlamışım.Öyle ki finaller bitipte eve geldiğimden itibaren kendimi devre arasında sanıyorum..Doğal oarak ilk yarının yorgunluğunu üzerimden atmak yerine ikinci devrede ne yapacağımı düşünürken buluyorum kendimi.Şu lige çıktığımın 3.Sezonu hayırlısıyla bitsede ben de önümdeki maçlara baksam.

Okula alışmıştım zaten,bir şekilde idare ediyordum ama bu sefer ki eve gelişimde bir şey farkettim.Ben kendi evimde yabancılaşıyorum.”Çocukluğumu geçirdiğim ev” kavramı sanki zamansız yerleşti bilinçaltıma.Misafir gibi hissetmeler felan.Sanki daha da uzak kalacağıma alıştırdım kendimi.Nerden mi çıkardım böyle şeyleri.Tam olarak şu şekilde başladı.Grangé’ın Siyah Kan’ına başladım onu okuyordum.Dalmışım gecenin ikisi olmuş,gözlerimde ağrıdı artık.Sonra kapattım ışığı çektim yorganı üzerime ama hemen uyuyamadım.Bu anlarda en gereksiz şeyleri en gereksiz derinlikte düşünürüm ve bu düşüncelerim en fazla rüyalarımı şekillendirmekle kalır.Düşündüm yine var olduğumun bilincine vararak.Televizyonu sadece kumandadan kapatınca üzerindeki kırmızı ışık yanmaya devam eder ya hani.Sonra zifiri karanlıksa o ışığın tavana çıktığını görürsünüz.Odanın her tarafını gezer falan.İşte onu düşündüm.Olmuyo artık.Çünkü sokağa bakan penceremin tam karşısına sokak lambası dikmişler.Odanın lambasını kapatınca içerisi yine de yarı aydınlık.Önce iyi olmuş böyle dedim.Ben çoğu zaman yarı aydınlık kalmasını isterdim odanın zaten.Ama sonra şöyle dedim.Eskiden yarı aydınlık istediğimde bunu yapabilirdim gece lambasıyla.,ama şimdi zifiri karanlık istiyorum.Televizyonun kırmızı ışığının,çocukluğumdaki gibi tavana çıkmasını ve lambanın düğmesi ile yatağımın arasındaki şeylere çarpmamak için bir elim düğmenin üzerinde 10 saniye boyunca odanın içine bakıp her adımımı planlamak istiyorum.Yada buradan belediyeye sesleniyorum.Sokak lambasını istediğimde söndürebilmem için yatağımın başucuna bir düğme koyun.Evet en azından bunu yapın.

Tutup Lampu tu !!!! (Malayca ‘Söndür Şunu’ demek) Bkz. Grangé-Siyah Kan
Read On 3 Yorum

Şey -Tana French

Salı, Ocak 19, 2010

Psikolojik gerilimde nefes kesen ,yepyeni bir sesin doğuşunu işaret eden,çarpan bir roman;

Ormanın Derinliklerinde Bir ŞEY Var.

Kaçırılmış fırsatlar,kaçırılmış şanslar ve kaçırılmış bir çocukluk.

Evet arkadaşlar uzun bir aradan sonra nihayet bir kitap bitirdim.
İlk 200 sayfasını çok geniş bir zamana yaymıştım ama kalan 250 sayfasını iki gecede bitirerek kitap okuma alışkanlığımın sekteye uğradığı yönündeki kaygılarıma son verdim :) Şimdi de okuduğum ve çok beğendiğim bu roman hakkında birkaç şey söylemek istiyorum.Tana French in kendini ıspatladığına inandığım bu kitap kendisinin
ilk romanı.Ama kitabı okumaya başlayınca , anlatım şekli ve mantıklı olay örgüsü ile kendinizi bir anda kitabın içinde bulmanız sayesinde yazar Tana French’in kariyerinin doruklarında olduğunu düşüneceksiniz.”İlk eseri olarak düşünüldüğünde süper” demiyorum dikkatinizi çekerim,bu kitap bu hanfendinin son ve en büyük eseri olsaydı bile benim söyleyeceğim bu kitabın “Polisiye-Psikolojik Gerilim” alanında bir başyapıt olduğudur.Kitabın yarısından itibaren kendinizi uzun bir dizinin ikinci üçüncü sezonundaymış gibi hissediyorsunuz.O ana kadar okuduğunuz ve edindiğiniz bilgilerin ağırlığı üzerinizdeyken henüz hiçbir tahminde bulunamamak sizi daha da bağlıyor kitaba.Mantıklı tepkiler ve zekice kurgulanmış olaylar geriye dönük hayal kırıklıkları oluşturmadığı için yazara güveniyorsunuz.ŞEY,yazarın unuttuğu veya görmezden geldiği bir ayrıntının olmayacağına inanarak okuyunca daha fazla zevk aldığınızı keşfedeceğiniz bir roman.

Kısaca Fd


Bir oğlan çocuğu,ormanda travmatik bir olay yaşıyor…Yıllar sonra,aynı çocuk bir cinayeti araştırmak üzere aynı ormana geri dönmek zorunda.

1984 Yazı.Dublin’in küçük banliyölerinde hava kararırken anneler çocuklarını eve çağırmak için sabırsızlanmaya başlıyordu.Fakat bu ılık akşamada,üç çocuk karanlık ve sessiz ormandan geri dönmeyecekti.Polis geldiğinde çocuklardan yalnzca birini bulabildi;dehşetl
e ağaç gövdesine sarılmış,ayağında kanla dolu spor ayakkabılar olan ve az önce yaşadığı saatlere dair hiçbirşey hatırlamayan bir oğlan yirmi yıl sonra,ormanda bulunan çocuk Rob Ryan, Dublin Cinayet Masası’nda polis dedektifi olmuştu.Ve gizli geçmişinin izlerini üzerinde taşıyordu.Fakat aynı ormanda oniki yaşında bir kızın öldüğü ortaya çıkınca,O ve dedektif Maddox-ortağı ve en yakın arkadaşı-kendilerini eski,çözülmemiş bu dava kadar kanlarını donduran başka bir olayla karşı karşıya buldu.Uzun zaman önce gömdüğü hatıralarının bölük pörçük parçaları eşliğinde kala kalan Ryan, hem önündeki dosyanın hemde kendi karanlık geçmişinin gizemini ortaya çıkarmak için büyük bir fırsat yakalamıştı.

Dublin’in banliyölerinden Knocknareeli’de 12 yaşındaki Katy Devlin adlı kız,yerel bir arkeolojik kazı alanında ölü bulunduğunda dedektif Rob Ryan ve ortağı Cassie Maddox,kurbanın sorumlu ailevi tarihini irdelemek zorunda kalmıştı.Devlin cinayetinde yirmi yıl önce aynı mahallede Ryan’ın en yakın arkadaşı olan iki çocuğun kaybolması olayı arasında insanın kanını donduran benzerlikler vardı.Ryan’ın 1984 Davasıyla alakalı olduğundan sadece Maddox’un haber vardı.





Tana French Fransa ,İrlanda, İtalya, ABD ve Malawi de büyümüş. 1990 dan bu yana Dublin de yaşıyormuş.Trinity College'de profesyonel tiyatro eğitimi almış bazı filmelerde rol almış ve dublaj yapmış.




“Tek kelimeyle güzel ve zeki yazı tekniği sayesinde Tana French,bize karanlık bir cehenneme götürüyor;öyle baştan çıkarıcı ve insanı içine çeken bir yer ki burası,istesek de sırtımızı dönmemiz mümkün değil.Bayan French sıradaşı bir yazar ve ŞEY bir yıldızın doğuşunun habercisi.”
-Lisa Unger-

“French,en beklenmedik hareketleri yapabilme potansiyeline sahip ve karmaşık karakterleri için capcanlı bir sahne yaratıyor.Olay örgüsünü kasvetli acımasız bir doğayla ve üslubunun çarpıcılığıyla ormanda kaybolmanızı sağlıyor.”
-The New York Times-






Paylaş
Read On 8 Yorum

TinEye.Com

Cumartesi, Ocak 16, 2010

TinEye.Com

Google’ın görsel arama hizmetini hepimiz biliyoruz.Arama motoruna yazdığımız bir kelime ile bir şekilde ilişkilendirilmiş resim ve fotoğraflara ulaşabiliyoruz.Blog alemi için de bu özellik oldukça yardımcı oluyor.Yazdığmız yazıya en uygun resmi çoğu zaman bu sayede buluyoruz.Hatta bazen bulduğumuz bir resim için yazı yazdığımız da oluyor.Google ın kelime ile resim aramasına diyeceğimiz yok.Son olarak google ın resim ile resim arama üzerine çalışmalar yaptığını duydum.Vizonteleden hatırladığımız şu replik geldi aklıma.”Radyonun resimlisi mi? Yaptılar mı?Şerefsizim aklıma gelmişti.”…Yok google yapmadı henüz.Ama yaparsa TinEye.com dan daha iyi bir hizmet vermeli diye düşünüyorm.Çünkü Google ın üzerinde çalıştığı bu projeyi TinEye.com hayata geçirmiş durumda.Sade bir arayüzü var.Önce arama motoruna elinizdeki resmi upload ediyorsunuz.Ve karşınıza o resim in aynısı ve benzerleri tıpkı google da olduğu gibi alt alta sıralanıyor.





Ne işimize mi yarayacak.Bence çok işimize yarayacak.Örnek vereyim mesela.Diyelim elimizde çok güzel bir manzara resmi var fakat burası neresi bilmiyoruz.Hemen TinEye.com a giriyoruz.Fotoğrafımızı yüklüyoruz.Ve o resmin yeraldığı bloglar,siteler sıralanınca birine girip o resim hakkında bilgiler edinebiliyoruz.Başka ne gibi faydası olabilir peki.Diyelim elimizde bir resim var fakat resmimiz biraz soluk ne bileyim yada üzerinde bir yazı var yada boyutu küçük.Hemen resmimizi buradan aratıyoruz,Daha kaliteli,temiz veya büyük boyutlardaki örneklerine ulaşabiliyoruz.Son olarak aklıma gelen faydası şu olabilir.Mesela şu marketlerde bakkallarda pepsi içecekler için bulunan buzdolapları,soğutucular varya onun üzerinde elinde teneke kutu ile gülen,güzel gözlü bir kız var.Hıh işte ben onun kim olduğunu çok merak ettim ama bir türlü netten o resme ulaşamadım.Hala ulaşmış değilim.Ki ben netten bir şey arama ve bulma sektörünün kralıyım.Abartmıyorum =) Bulamadım ama bende çare tükenmez.Hala güzel bir fotoğraf makinesine sahip olmadığım için gerçekleştiremediğim yöntem şu.Fotoğrafını çekip bilgisayarıma attığım bu afişi TinEye den aratıp orjinaline ulaşmak.Nasıl ama.Muuuuhaaaahaahaa. Çok kötüyüm.Dedim size Kralım bu konuda...

Ve bir ikinci öneri....

Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Allah'ım yarabbim ! Bir cümle bu kadar mı sempatik olur(!) Bu kadar mı Çekici (!) Bu kadar mı yol gösterici,akıl verici olur.iNternetten küçücük bir bilgiyi bir dosyayı elde edebilmek için kırk kapıyı açtıktan sonra karşıma gelen bu uyarı neye hizmet ediyor anlamış degilim.Üye çekmek denilecek eminim ama sizce de mantıksız değil mi bu olay .Neden bu site yöneticileri 300 500 üyeyi geçemeyeceklerini bildikleri halde atıyorum 8 milyonluk internet kullanıcısını dışlıyor olsun.Üstelik bunu hit kazanma adına yapıyorlar olmaları da gayet ilginç.Böyle bir uyarı ile karşılaşan kullanıcıların büyük çogunlugu üye olarak görmek yerine eminim benim gibi başka bir yerde açık link arıyor.İnsanlar üye olmaktan uzak duruyor.Spam mailler şu bu sebeplerle.Gereksiz çünkü saklıyor oldukları linkler vs.O sitenin özgün bir ürünü felan da değil.Neyse ki sırf böyle forumlara üye olmak için geçici mail adresi veren bir site var.Bir defa işimizin düştügü bu forumlara bu sitenin verdigi geçici mail adresiyle üye olarak gereksiz e posta , reklam gibi spam lardan da kurtulmuş oluyoruz.

http://www.dandikmail.com/

burdan alınan geçici mail adresinin sadece 15 dakika ömrü var.Hatta siz mail adresini talep ettiginiz andan siteden geri sayım başlıyor.Aktivasyon istemeyen tüm forum üyeliklerinde bu kolaylıktan yararlanmanız sizin yararınıza.Böylelikle ne oldukları belli olmayan forumlar üzerinden hem sizin bilgilerinize ulaşılamamış olur hem de mail adreslerinizi reklam şirketlerine satmalarının önüne geçerek sürekli gelen reklam tanıtım maillerinden kurtulmuş olursunuz..

bilginize ..... :)

Read On 2 Yorum

Bilekliğin Kaç Gigabyte ?

Pazartesi, Ocak 11, 2010

Teknoloji ile birlikte hayatımızın birer parçası haline gelen Bilgisayar ve Bilgisayar ürünleri, üretici firmaların birbirine yakın kalitede hizmet verir hale gelmesi sonucunda fark yaratmak için ağırlığı tasarıma vermesiyle oldukça ilginç bir hal almaya başladı.Kimi tasarımlar absürt özellikleriyle dikkat çekerken kimisi sadeliğiyle insanları cezbediyor.Tüm bunların yanında öyle tasarımlar da varki yanımıza almadığımıza pişman olabileceğimiz bazı teknolojik ürünleri aksesuar olarak kulanabilme şansı veriyor.Bunların bir örneği flash bellekler.Fazla değil 5-6 yıl önce yüzde yetmişimizde bulunan sigara-Çakmak-Tesbih(ruj) üçlüsüne bugün bir de Flash bellek eklenmiş durumda.İşte bu noktada bazı üretici firmalar Flash bellekleri ceplerden çıkarmayı başarmışlar.Bileklik şeklindeki bu donanımlar oldukca şık göründükleri gibi bozulduktan sonrada kullanılabilirler.İşte bazı örnekler.












Bundan sonrakilerin aksesuar olarak taşınabileceğini söyleyemesem de ilginç bulduğum için paylaşmak istedim.
















Read On 8 Yorum

.........♫ Ne Dinliyorum ♫.........


Angus & Julia Stone - Paper Aeroplane
Ne Dinledim ?              Ŧคtเђ

Son Güncelleme

  • Le Renard Et L'enfant - Yıllar önce izlemiş olduğum ve belirli aralıklarla defaaten izleyip nasip olursa bir kaç kez daha izlemeyi düşündüğüm benim için özel bir film...
    6 ay önce

------------Süper Lig--------------



Ne Okuyorum ?

Nice Things

Haftanın Blogu                     Haftanın Yazısı

Haftanın Videosu              Haftanın Fotoğrafı

Herkesin Bir Popisi Vardır

Related Posts with Thumbnails

Sohbet Koyu.. Sen de Katıl !

................Çay da var hem. Çay içen mi?...........


................Çay Erdal Bakkal'da içilir ................

Son Yorumlar