Nays T!ng
"Gerçeğ!n Kenarından Hayatın Düzen!ne..."

Alaycı Kuş | Suzanne Collins

Cumartesi, Kasım 13, 2010

Açlık oyunları serisi son zamanların en sevilen en beğenilen ve en çok satıp en çok konuşulan kitap serisi.Suzanne Collins’in ilk kitap Açlık Oyunları ile oluşturduğu muhteşem atmosfer ve karakterler daha o günlerde bu serinin çok ses getireceğini işaret ediyordu.Olağanüstü kurgusu ile “filmi çekilesi kitaplar” arasına girmesi,sadece kitap iken aldığı ödül ve başarılara yenilerinin ekleneceğini de gösteriyordu.Dünyanın bir çok ülkesinde çok satanlar listesinin zirvesinde kendine yer edinen bu kitap,neredeyse tüm otoriteler tarafından yılın en iyi kitabı olarak gösterildi.Alacakaranlık serisi ile kendisi de büyük başarı yakalamış olan Stephenie Meyer ve usta yazar Stephen King’in büyük övgüyle bahsettiği bu kitaplar nihayet sinemaya uyarlanıyordu.İlk kitabın sonuna gelene kadar ikinci kitabın olduğunu daha bilmiyordum.Bu muhteşem atmosferin sadece bir kitapla sonlandırılmasını istiyor olamazdım,bitmesini hiç istemiyordum ama neden “İlk kitabın sonu” yazısını görünce hayal kırıklığına uğramıştım.Bazı kitaplar kurgusuyla sizi tam olarak içine çekemez ama siz kitap okumaktan zevk alıyorsanız ve o duyguyu yaşamak istiyorsanız kendinizi yazarın oluşturduğu atmosfere monte etmek için elinizden geleni yapar,ayrı bir motivasyon ve hayalgücü ile bunu başarırsınız.O kitaplardan da büyük zevk alırsınız ama yazarı,kitabı,kurguyu olduğundan daha büyük görüyorsunuzdur.Çünkü o kurgu ve atmosfer her ne kadar yazara aitse de sizden de çok şey taşıyordur.Öyle bir kitapta “İlk kitabın sonu” yazısını görmek zihinsel bir rahatlama sağlar,dinlenme imkanı sunduğu için hayalkırıklığından söz edemezsiniz.Ama Açlık oyunlarında durum böyle değil.Hayalgücünüzü yazarın eksiklerini tamamlamak için değil onun neredeyse kusursuz atmosferini tasavvur etmek için kullanırsınız.İki tür kitapta da aynı şey olmuyor mu? İkisinde de zihinsel bir yorgunluk söz konusu değil mi? Dediğim gibi aynı değil.Birinci tür ile ikincisi arasındaki farkı şöyle açıklayayım.İlkinde arada bir tekleyen ve boğulan bir araba var.Zaman zaman inip iteklemeniz gerekiyor.Ama ikincisinde işiniz sadece direksiyona hakim olmak.İnip iteklemek sizin işiniz değil.Dolayısıyla daha az yoruluyorsunuz.Hem herkesin kitap okumaktan zevk aldığını da söyleyemeyiz,yani durduğu yerde inip başka bir arabaya binebilir bu kişiler.Açlık oyunlarını okurken okumaktan zevk aldığınızı,hatta kitap okuduğunuzu unuttuğunuz için çok beğenseniz de kitabın sonunda başka bir kitabın daha olduğunu görmek sizi mutlu etmeyebilir dahası hayal kırıklığına uğratabilir.En kötüsü de ikinci kitap Ateşi Yakalamak’tan sonra serinin son kitabı Alaycı Kuş için aylarca beklemek zorunda kalmaktı.Ama ticari açıdan iyi bir taktikti.Çünkü ilk iki kitabın dilden dile dolaşan övgüleri ,bunları okuyup son kitabı bekleyenlerin sayısının her geçen gün kat kat artmasına sebep oluyordu.Tabi bu kadar beklemek beklentileri de arttıdı.Güzel bir kurgunun en zor kısmı finali olmalı sanırım.Çünkü beklenti yüksek ve tam da bu kısımda herkesi tatmin etmek gerekiyor.Açıkcası Alaycı Kuş’u okumaya başladığım andan itibaren ilk 150 sayfada bu kaygıyı üzerimden atamadım.Beklenen son olamayacak mı yoksa diye endişelendim.Nedense artık bu serinin iyi noktalanmasını yazar kadar okurlar da istiyor.Bu da okurların kitapları bağrına bastığını gösteriyor.Atamadım çünkü Alaycı Kuş bir müddet ilk iki kitabın sorgulamasıydı,neden nasıl niçin kim? Soruları hakimdi.Yeni şeyler olmuyor değildi ama eskisi kadar da yoğun değildi yenilikler.Kötü müydü tabiki hayır.Ama ilerisi için kaygı vericiydi.Sonra durum değişti.O bilindik aksiyon ve macera tekrar hakim oldu satırlara.Şaşırtıcı,hızlı,duygusal senaryo gittikçe dozunu arttırdı.Sonuç olarak böyle güzel bir serinin finali ancak böyle olabilirdi diye düşünüyorum. Başarılıydı.Tatmin oldum.İlk kitap Açlık Oyunları,ikincisi Ateşi Yakalamak ve son kitap Alaycı Kuş.Katniss Everdeen,Peeta Mallark,Gale Hawthorne,Primrose Prim Everdeen,Haymitch Abernathy,Cinna,Snow,Coin...Daha bir sürü müthiş karakter.Seriyi şöyle özetleyebilirim.İlk kitabı hala okumadıysanız okuyun.Okuduğunuzu varsayarak söylüyorum şimdi.Diğer kitaplar da en az birincisi kadar güzel.Film için sahneler yazılmış adeta.Daha görsel olacağı kesin.İçerikten bahsetmek istemiyorum.Film hakkında ayrıntılı bilgiler verilmedi henüz ama yakında çıkacaktır.Umarım güzel bir iş çıkarırlar.Ama benim tavsiyem film piyasaya çıkmadan seriyi okumanız.Keyifli anlar diliyorum.

Okuyanlar için geliyor bu yorum :)

-Bu kitaplar gerçek mi değil mi?
-Gerçek !
Read On 10 Yorum

Roma Zver

Çarşamba, Kasım 10, 2010



Roma Zver için en uygun cümle "Bilmiyorum ama görsem kesin tanırım" olabilir heralde.Çoğumuzun tek bir şarkısını dahi dinlemediği bu Rus sanatçıyı nerden mi tanıyoruz? Cem Karaca'nın Tamirci Çırağı ile Erkin Koray'ın Sevince adlı efsane şarkılarına cuk oturan,sadece cuk oturmakla kalmayıp insanın içinin kıpır kıpır etmesini sağlayan klipleriyle elbette.Hatta ülkemizdeki yaygın ismi "Rus Çocuk" tur.Belki bu yazımdan sonra bu lakabı "Genç Semih" ile aynı kaderi paylaşmaktan kurtulabilir.Ama çokta ümitli değilim.Ben de o dalganın önünde duramam.Herkes ona "Rus Çocuk" demeye devam edecektir.Neyse kim ne derse desin bildiğimiz birşey var ki biz bu adamı sevdik.Hani sempatik bir yüzü var belki ondan.Belki de cuk oturmuş dediğimiz o kliplerde kanımız ısındı.Türk filmlerini aratmayan senaryolarıyla nasıl kazanmasın ki kalbimizi.



Orjinali için tıklayın.

Fakir bir tamirci çırağının zengin ve güzel kıza aşık olması,bir müşterisinin arabası ile kıza kendini zengin biriymiş gibi göstermesi.Sonra bir kaç unutulmaz günden sonra arabanın müşteriye teslim edileceği gerçeğinin kalpleri sızlatması.Teslim almaya gelen müşterinin "kız" çıkmasının şoku.Beklenmedik bir sempati ve romantizmle kahkahalara boğulmalarının yüreklere su serpmesi.Klibin sona ermesi ile dünyada tek bir gerçek var o da "Aşk" çıkarımını yapanların populasyonundaki ciddi artış vs.Hepsi bu şarkıyı,klibi,kızı ve erkeği zihinlere kazımak için bomba gibi sebepler.



Hal böyle olunca insan "Kim bu adam?" sorusunu sormaktan alamıyor kendini."Bu bir film mi? Film ise adı ne?" soruları da cabası.Ama cevap olarak sadece "Rus Çocuk" çıkması benim gibiler için oldukça yetersiz.Ben de ben ve benim gibiler için bu rus çocuğu azıcık araştırdım.DDikkat bu yazı rus çocuk verisinden daha fazla bilgi içermektedir.Ona göre okuyunuz.

Gerçek adı Roman Bilyk.Fakat lakabı olan Roma Zver gerçek isminden daha fazla ün salmış durumda.Kendi kurduğu müzik grubunun adı da "Zveri".Orta da henüz grup felan yokken,yani grubun kuruluş tarihi olan 2001 den önce Roma Zver doğduğu şehir olan Taganrog'dan Moskova'ya para kazanmak için geliyor.Taganrog'un Giresun'un kardeş şehri olduğu bilgisini verdikten sonra anlatmaya devam ediyorum.Neyse Efendim bu delikanlı cebinde kendini bi kaç gün idare edecek kadar parayla gittiği Moskova'da iki üç hafta kalmak durumunda kalıyor.Ancak aç açıkta kalmamak için para bulması gerekiyor.Bir şantiyede işe başlıyor.İki üç hafta idare ediyor.Sonra gerekli bağlantıları kuruyor ve aynı yıl grubu oluşturuyor.2003'te ilk albümleri olan Golod(Açlık) u çıkarıyorlar.Bir yıl sonra çıkardıkları albüm Rayony-Kvartaly daha büyük ses getiriyor.Toplamda beş albüm çıkaran grubun kurucusu ve lideri Roman Zver, Moskova'ya gelmeden önce yaşadığı Taganrog şehrindeki hayatını kaleme aldığı Yağmur-Silah adlı bir kitap yazmış.Grup kurulduğu günden beri Rusya'da bir çok ödül almış.Özellikle şarkılarına çektikleri klipler çok beğenilmiş.Hatta kliplerinin ünü ülke sınırlarını aşmış.Alkol uyuşturucu gibi maddelerin kullanımını önlemeye yönelik etkin çalışmalara girdiğini de öğrendim.



Olur ya yukardaki klibin orjinalini izlemek istersiniz.Tıklayın.

Facebook gruplarına burdan katılabilir, şurdan kliplerini indirebilirsiniz.

Yukarda eklediğim klipleri gerçekten hoş ama bir de kendi ağzından eğlenceli bir şarkı dinleyelim.Ben bunu beğendim evet. :)

Read On 3 Yorum

What's On My Mind

Salı, Kasım 09, 2010


  • Cümlelerim düşündüklerimin kadavrası.Korkunu yenmek için dokun onlara.
  • Önce elektrikle olan bağlantısını kestim suya düşen hayallerimin.Ne yapmalıyım şimdi?
  • Yarın gazeteler 39 kupona bir kasa domates veriyoruz diye haber yaparsa hiç şaşmam.Böyle olursa da çok sevinmeyin reklamlarda gösterildiği kadar büyük olmayacaktır kasalar.
  • ‎"Öğrenci kimliği göstermek mecburidir" uyarısı bulunan toplu taşıma araçlarında öğrenci olup da kimlik göstermeden "Bir öğrenci alır mısın?" diyenleri anlamaya çalışıyorsanız eğer,muavinin "Kimliği görebilir miyim?" diye sormasından sonra "Bu yaptığından utanmalısın" dercesine kimliği çocuğun gözüne sokmalarını da hesaba katmalısınız.
  • Yorgunum demeden argınım denilebilir mi? Var mı böyle bişey?."Bugün çok argınım" gibi.Ya da "Bunu iç argınlığa iyi gelir" gibi.
  • İç sesin daha mı çocuksu,kelimeleri daha mı titrek.Onu ağlatma.Sen bebekken o sana yol gösterirdi.Dokunma cızz derdi.Koşma düşersin.Sonra sen O oldun.Çocuk.Senin sesindi artık.Sen O olmuştun,O sen.Vicdanının sesi bedeninin dilini kullanıyordu.Sonra sen büyüdün.O aynı kaldı.Seni hep özledi.Sen bebekken uf olur yapma diyen o çocuk.Şimdi sana yalvarıyor acı ona diye.Ama dinlemeyeceksin artık.Dikkat et o ses hep titrek
  • Yazdıklarımı 140 karaktere düşürebilmek için kurban seçtiğim şu kelime...Ne kadar da benziyor senin ismine.
  • Dünyada bu olayın üzerinden 160 gün geçmiş olabilir.Ama unutmayın ki bu 3840 ışık saati uzaklıkta Fenerin şampiyonluğunu kutlayan uzaylılar olabileceği gerçeğini saklayamaz. Bkz (160x24=3840)
  • Sony, Walkman üretimini durdurduğunu açıklamış.Teknoloji böyle nankör işte.Onun için Hande Yener'in kendine dikkat etmesi lazım.Elektrik elektronik işlerine girmesi yanlış bir tercih.
  • Çay kutusundaki yemek kaşığına "Sir" ünvanı verilsin.
  • Beyniyle kontrol ettiği robot kollarıyla otomobil kullanan ilk kişi olarak bilinen 22 yaşındaki Christian Kandlbauer dün geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybetmiş.Beyni ile kollarını kontrol edebilmesi güzel ama beynini kontrol edemeyenlerin yollarda cirit attığını hesaba katamaması kötü.
  • Otobüsü kaçırmamak için koşturup kulaklığı evde unuttuğum zamanlar otobüse son anda binmeyi istiyorum.Kalkmasını on dakika beklemeyi değil.
  • Beyin ölümü gerçekleşen kalpler bir tarafta,kalp ölümü gerçekleşen beyinler bir tarafta.Ne yapsam bilemedim.
  • Zamanı saklayabilseydik keşke.Son nefesinde yetişip sevdiğimizin."Dur bekle" diyebilseydik."Benim zor günler için sakladığım biraz zamanım var.Gel onu yaşayalım beraber" diyebilseydik.Boşaltsaydık cebimizdeki tüm zamanları avucuna.
  • Berber çırakları mobese ile öğrensinler bundan sonra ,traş olurken sağdan soldan yanaşıp bir işe yarayacakmış gibi bakmaları ismini koyamadığım bir boşlukta hissettiriyor insanı.Sanki o öğrensin diye ben kestiriyormuşum gibi.Dikkat edin.Lütfen.
  • Masalların içine insanlar girdiğinden beri dünya görüşüm değişti.Nesi vardı sanki La Fontaine'in.İnsan gibi konuşan hayvanların olduğu masallar istiyorum ben hayvan gibi yaşayan insanların olduğu gerçek dünyayı değil.
  • En güzel arayış bulmakla biten arayıştır.En güzel buluş ne araması gerektiğini bulmaktır
  • Bugün belediye otobüslerinin kapasitelerinin iki katına yakın yolcu alarak adeta overclock yapılmasını görüpte,Bu topraklarda Truva atına bir orduyu doldurabilen insanların yaşadığına şaşıranlara acıyorum.
  • Her şeyin bir mevsimi var.Mentollü şampuanın bile.
  • Gökyüzü pembe olsa yarından itibaren,en fazla 3 gün sonra alışmış olur,normal yaşama devam ederiz.Daha neyin kavgasını yapıyoruz.
  • Suskunlukla sessizliği birbirine karıştırma.Sessizlik elimde değil.Duymadığın sadece suskunluğum.
Read On 5 Yorum

Kar Kurdu | Glenn Meade

Perşembe, Kasım 04, 2010

Şimdiye kadar okumuş olduğun kitaplar arasında bir sıralama yap deseniz zorlanırdım.İlk 5 kitabı sorsanız.Seni en çok etkileyen,hayran bırakan 5 kitap mesela.Öncelikle bir uyanıklık yapıp 3 kitaplık muhteşem bir seriyi bir tane sayıp "Açlık Oyunları" derdim,sonra Grange'dan Siyah Kan,Dan Brown'dan Kayıp Sembol,Keith Ablow'dan Psikopat derdim sonra da George D.Shuman'ın Son 18 Saniye'si ve Son Nefes'i,Adam Fawer'ın Empati'si,Stieg Larsson'un Ejderha Dövmeli Kız'ı,Tana French'in Şey'i gelirdi aklıma ve bunlarında da ilk 5 i hakettiğini düşünüp yeniden bir sıralama yapmaya kalkardım.İlk beş bile bu kadar karmaşıkken en beğendiğim kitabı sormanızdan korkardım.Taa ki Glenn Meade'in Kar Kurdu'nu bitirene kadar bu durum böyleydi.Artık kesin bir cevabım var ve içim rahat.En hayran olduğun kitap? İki kelime.Kar Kurdu.Şimdiye kadar okumadığım için kendimi kutluyorum.Cidden ama.Çünkü bu kitabı bundan 8 yıl önce elime geçtiğinde okusaydım yukarıda bir türlü sıralamasını yapamadığım kitaplardan, Stephen King'in Oyun'undan,Hayvan Mezarlığı'ndan,Dan Brown'un Da Vinci Şifresi'nden,Dijital Kalesinden,Grange'ın Kızıl Nehirler'inden,Leyleklerin Uçuşu'ndan,Jeff Abbott'un Mahzen'inden belki okuduğum zamanlarda aldığım hazzı alamayabilirdim.Tüm hepsini bir köşeye atmış değilim ama bu kitap kesinlikle "kalite" diyorum.Çıtayı bu seviyede tutabilmem oldukça zor.Bitmesin istediğim ender kitaplardan biri.Diğer kitaplarını henüz okumamış olduğum için de ayrıca şanslı hissediyorum kendimi.Ne güzel bir sürü keyifli kitap beni bekliyor artık.Glenn Meade bu kitabıyla yıllar önce bu türde yazanlara meydan okumuş ve benim okuduklarım arasında bu meydan okumaya cevap verebildiğini düşündüğüm kimse yok.


Anlatmaya kalksam kendimi tutamayıp sonuna kadar anlatırım.Ve bir metrelik bir yazı çıkar ortaya.Dün henüz son yüz sayfasındayken ev arkadaşıma anlatmaya başladım,mükemel bir özeti film anlatır gibi 40 dakika anlatmışım ve arkadaşım pür dikkat heyecanla beni dinledi.En can alıcı kısmında kaldığımı öğrenince de hayal kırıklığına uğradı.Keşke filmi çekilse dedi.Şimdi 40 dakikada söylediklerimi burada yazmamın uzunluğunu bir tarafa koyalım.İçerik hakkında spoiler vermemin size ne kadar büyük bir haksızlık olacağını düşünüyorum ben.Hiçbir fikriniz olmadan okuyun daha iyi.O heyecanı tadın,o kurguya hayran olun.Kitabın kalınolması başta gözünüzü korkutabilir ama başlayınca keşke 660 değil 960 olsaydı diyeceksiniz.Nefesinizi tutarak okuyacağınız,etkisinden uzun süre kurtulamayacağınız,atmosferinden çıkmak istemeyeceğiniz,gerçekçi ve sağlam karakterlerinden ayrılmak istemeyeceğiniz sürükleyici bir casusluk romanı Kar Kurdu.


Ama bu kadar beğenip okumanızı tavsiye ettiğim kitabın neden bahsettiğini az buçuk bilmek hakkınız.Kendimi tutabildiğim kadar özetle anlatayım.

Soğuk savaş dönemi.1953.Çiçeği burnunda Amerika Başkanı Eishenhower, Stalin'in akli dengesinin bozulduğu yönünde istihbari bilgiler alır.Rapora göre Stalin, hidrojen bombasını geliştirip Amerika'yı vurmak konusunda çılgınca bir tutkunun esiri olmuştur.Diğer yandan Hitler'in izinden giderek Yahudi soykırımını kaldığı yerden devam ettirmek istemiş ve bunun için kamplar kurdurmaya başlamıştır.Bu çılgınlığın dünyanın başını fazlasıyla derde sokacağı ve tekrar milyonlarca insanın yok olacağı bir kaosa sürüklediği kesindir.Stalin'in durdurulması gerekmektedir.Onu durdurmanın tek yolu ise onu öldürmektir.Ocak ayında koltuğu devralacak olan seçilmiş Başkan Eishenhower ile CIA arasında yapılan görüşmede operasyon kararı çıkar.Bu çok gizli operasyonun adı "Kar Kurdu Operasyonudur"


Slanski Rus asıllı oldukça yetenekli bir CIA tetikçisidir.Çok zor görevleri ustalıkla yerine getirmiştir ve operasyonu yönetmekle görevlendirilen Massey'in güvendiği tek kişidir.Diğer yandan işkence gördüğü Rus kampından kaçmayı başarıp iki Rus askerini de öldürerek Finlandiya sınırını geçen Rus Anna Horev'e Finlandiya'nın Ruslara teslim etmemesi için Amerikan vatandaşlığı teklifi gelmiştir ve hayatı kurtulmuştur.Ancak küçük kızı hala Rusların elindedir ve Anna ondan ümidini kesmek zorunda kalmıştır.Massey, kusursuz Rusçasıyla Slanski'nin karısı rolünle Rusyaya sokabileceğini düşündüğü tek kadın ise iki Rus askerini etkisiz hale getirip zor şartlar altında sınıra kadar ilerleyebilen güçlü ve cesur bir kadın olarak gördüğü Anna Horev'dir.Ama Anna Horev bu teklifi kabul edecek midir? Ellerinden zor kurtulduğu KGB subaylarının arasına dalmayı kabul ettirecek tek bir etken vardır o da "Kızı Saşa'nın Rusların elinden kurtarılacağı vaadi". Anna ve Slanski Rus topraklarına girmeden önce sıkı eğitimden geçtiği sıralarda KGB ajanları Kar Kurdu Operasyonunu öğrenmiştir.Alarma geçilmiş ve gelecek misafirlere cehenneme hoş geldiniz demek için sınırlarda özel kontrol noktaları oluşturulmuştur.CIA'in, Operasyonun yapılacağının Kremlin'e sızdırıldığını öğrenmesi uzun sürmemiştir ancak her şey için artık çok geçtir.Anna ve Slanski kendilerini bekleyen Ruslardan ve onların eline sağ geçmeleri halinde tüm kanıtlarıyla savaş sebebi olacak ikiliyi öldürmek isteyen CIA ajanlarından habersiz Rus topraklarına giriş yapmışlardır bile.Her iki yönden gelen tehlikenin içinde Slanski aslında baştan beri Stalin'le kendi hesabını görmek istemektedir.Zorluklarını göze aldıkları operasyon,artık imkansız hale gelmiştir.Hazır olmadıkları zorluklar Slanski'yi durdurabilecek midir? Okuyun.


Glenn Meade'den bir kaç bilgi paylaşayım :Eski gazeteci ve uluslararası üne sahip yazar Glenn Meade, 1957 yılında İrlanda’nın başkenti Dublin’in Finglas kasabasında doğdu. "Irish Times" ve "Irish Independent" gazetelerinde yazdı. İlk romanı "Kar Kurdu"yla şöhreti yakalayan Glenn Meade’in romanları, yirmiden fazla dile çevrildi. Yazarlığının yanı sıra eğitim pilotu olarak da çalışan Meade, 1980’lerin ortalarından, ilk romanını yazana kadar (1994) Dublin’deki Strand Tiyatrosu’nda kendi yazdığı bir dizi oyunun yönetmenliğini de yaptı. Uzun yıllar pilot eğitmeni olarak çalışan Glenn Meade, artık sadece yazarlık yapıyor.

Eleştirmenler, Glenn Meade’in romanlarını, olay ve kurgu bakımından, Frederick Forsythe, John le Carre ve Tom Clancy’nin heyecanlı bir karışımı olarak niteliyor. Uluslararası başarı kazanan romanları, olayların geçtiği Rusya, Mısır, Avrupa ve ABD’de kılı kırk yaran araştırma ve incelemelerin ürünüdür.
Read On 5 Yorum

.........♫ Ne Dinliyorum ♫.........


Angus & Julia Stone - Paper Aeroplane
Ne Dinledim ?              Ŧคtเђ

Son Güncelleme

  • Le Renard Et L'enfant - Yıllar önce izlemiş olduğum ve belirli aralıklarla defaaten izleyip nasip olursa bir kaç kez daha izlemeyi düşündüğüm benim için özel bir film...
    7 ay önce

------------Süper Lig--------------



Ne Okuyorum ?

Nice Things

Haftanın Blogu                     Haftanın Yazısı

Haftanın Videosu              Haftanın Fotoğrafı

Herkesin Bir Popisi Vardır

Related Posts with Thumbnails

Sohbet Koyu.. Sen de Katıl !

................Çay da var hem. Çay içen mi?...........


................Çay Erdal Bakkal'da içilir ................

Son Yorumlar