Nays T!ng
"Gerçeğ!n Kenarından Hayatın Düzen!ne..."

Ne Düşündüm ?

Pazartesi, Şubat 21, 2011


-> Bir kalbin ağırlığı kadar daha hafif ve bir kalbin büyüklüğü kadar daha zayıfım artık.

-> Saklambaç oyununda ebedir aşk.Herkes birbirine o kadar benzer ki her seferinde sıra sana gelene kadar çanak çömlek patlar. Oyun hep başa döner sen kalırsın yerinde.Sıkıcı gelir artık bulunamamak.Arkasında önünde sağında solunda durusun ama o görmez yine seni.Sonra sonra anlarsın ebe aslında senmişsin saklanan ise oyun.Hep başa döndüğünü sandığın oyunlar aynı değilmiş meğer.Sen birbirine benzettiğin için patlıyormuş çanak çömlek.Oyun sıkılmıştır artık.Arkanda önünde sağında solunda duruyordur onu görmen için.

-> "Aşk" kelimesinden türetilmiş olan "Aşkım" kelimesini karısının şöhretiyle bir yerlere gelen adamlara benzetiyorum.

-> Yaşadıkların, ortasına kadar yazdığın bir defterin sayfalarıdır.Hayallerinse ortasından sonraki boş sayfalar.Yaşadığına pişman olup koparıp attığın yazılmış sayfalara değil o sayfa ile birlikte dökülen boş sayfalara üzülürsün.

-> Hızla geçip giden bir arabanın arkasından sürüklenen boş teneke kola kutusu gibi mi görünüyorum hızla giderken arkana baktığında.

-> Neden "İnsanların, telefonlarının şarjı bittiğinde dünyayı unutup aramaya koyuldukları,şarjı dolunca da prizde takılı unutup yanından uzaklaştıkları bir şarj aletine" benzetiyorum kendimi ?

-> Doğrunun peşinden gitmek.Taa ki bir gün "doğru" gitmekten vazgeçene kadar.O durduğunda hemen yanında bitecek olmak bile güzel.Ama işte zaman.O giderken karşısına yanlışlar da çıkacak.Ve yanlışlar hep doğrunun 4 katıdır.Zamanın onu yok etmek için karşısına yeterli sayıda yanlış çıkarmasından korkuyorum.Yoksa sonsuza dek peşinden gitmekten şikayet etmiyorum.

-> Son nefesini vermek üzere olan bir adamın dudaklarına değen pamuktaki bir su damlasıdır aşk.Oysa çoğu kişi için bir kapıyı açarken denemediği son anahtar olmaktan öteye gidemiyor.Ne acı değil mi ? Neyse acının ne demek olduğunu da sonra anlatırım.

-> Bazı acılar koku gibidir.Kokunun kaynağı onu yaymaya devam eder ancak sen onun hala soluduğun havanın her zerresinde olduğunu bildiğin halde hissedemezsin.Üstüne sinen kokulardan konuşmak istemediğin için yalnız dolaşırsın. Yalnız yaşarsın.

-> Kömürün elmasa dönüşmesi için gerekli zamana sahip olsaydım bile, bir kan pompasının aşk mabedine evrimindeki kayıp halkanın peşinden koşardım.Yani senin.


-> Şimdiye kadar söylediklerimi okudunuz sadece.Sesimi de duymak isterseniz kulaklıklarınızı takıp dinleyin alttaki şarkıyı.Şarkıyı dinlerken söyledim ve kötü bir kayıt aletiyle kaydettim.Düet gibi oldu yani.İyi olmadı ama yaptım işte.Yaparım ben böyle.Eşlik ederim şarklara hep.

Read On 3 Yorum

Zeitgeist

Salı, Şubat 01, 2011

Geçmişe dönmek ya da geleceğe gitmek arasında bir seçim yapmanız istenseydi bu tek hakkınızı hangi yönde kullanırdınız? Geçmişe gidip yanlışlarınızı ve pişmanlık duyduğunuz her ne varsa düzeltmek mi isterdiniz yoksa geleceğin göz kamaştıran bilim ve teknolojisinin havasını solumak mı ? Bana sorulsaydı tek hakkımın olmasından üzüntü duyduğumu belirtmekle birlikte "geçmişe gitmek istiyorum" derdim. Çünkü geleceğe gidip her türlü gelişmenin gerisinde kalmış sıradan bir insan olmaktansa geçmişe dönüp zamanın ilerisinde bir strateji uzmanı , bir Nostradamus , bir fikir adamı , dünyanın en ünlü şirketinin başındaki bir yönetici , bir yatırım uzmanı ve doğal olarak dünyanın en genç milyarderi olmayı tercih ederdim.E tabi geçmişte yaptığım hataları, pişmanlıkları tekrar gözden geçirme fırsatım olduğu için de ayrıca mutlu olurdum.

Geleceğin çılgın teknolojisi çok da umrumda olmazdı açıkcası.Bir kaç yıl önce emekli olmuş bir sınıf öğretmeninin zaten tanıdık olmadığı teknolojiden emekliliğiyle birlikte iyice uzak kalması sonucu hayatın bir çok yerinde işimizi oldukça kolaylaştıran gelişmelere ayak uyduramamasını görünce bir çok insanın olduğu gibi benimde hayalim olan fantastik geleceğe gitme fikrinden vazgeçtim.10 yıl öncesine göre teknolojinin çığ gibi büyümesinin onun hayatına kafa karışıklığı ve acizlikten başka bir şey getirmediğini görüp de hala geleceğe ışınlanma hayali kurmam zihin sağlığım açısından sakıncalı bir durum olurdu zaten.Geleceğe gidip ne geçmişini ne geleceğini ne de yaşadığı zamanı tam olarak bilen bir adam olmaktansa geçmişe gidip "geçmişini,zamanını ve geleceğini" herkesten daha iyi bilen biri olmayı tercih ederim.

Ken Grimwood'un Replay (Sil Baştan) adlı kitabında anlattığı fantastik hikayeyi düşünün.43 yaşında hayata gözlerini yuman Jeff Winston'un tekrar gözlerini açtığında kendini üniversite yıllarında bulması ve geçmişe gittiğini anlayıp gelecekte meydana gelecek tüm olayları bilmesi, kazananı önceden bildiği maçlara ve at yarışlarına tüm parasını yatırması, kazandıklarını gelecekte yıldızı parlayacak teknoloji şirketlerine yatırması, geleceğin modasını en iyi bilen insanın kendisi olması ve kısa bir süre içinde sıfırdan başlayıp herkesin peşinden koştuğu bir milyoner olması.Tek yeteneği neydi Jeff Winston'un ? Geleceği bilmek.İnsanların ne istediğini ve neye yöneleceğini önceden bilmek.Peki böyle bişey günümüzde mümkün mü?

Evet mümkün.Hatta ben şu anda gelecekten gelip kendi geçmişindeki insanları sömüren bir takım insanların olduğunu düşünüyorum.Çok zeki sandığımız insanların aslında gelecekten gelmiş sünepe beyinli insanlar olabileceği ihtimalini yok saymıyorum.Mesela Einstein böyle biri olabilir.Gelecekten gelmiş bu adam,kendi dönemindeki insanların çok gerisinde aptal bir fizik öğrencisi olabilir.Okula gitmeyip dersleri dinlememesinin bir nedeni de bu olabilir mesela.O, o zamanlar anlatılanların değişeceğini biliyordu ama tam olarak bunun nasıl olacağını hatırlamıyordu.Çünkü kendi bilgileri de yarım yamalaktı.Neticede ortaya attığı her bilgi devrim niteliğindeydi ancak yarım yamalaktı.Neyse abartıyorum.Bunun böyle olduğundan emin olduğumu sanacaksınız sonra.Sadece bir düşünce.Mark Zuckerberg , Bill Gates ,Larry Page ve Sergey Brin , J. K. Rowling... bu uzaar gider.Benim düşündüklerimin aynısını düşünebilmiş herkese de bu gözle bakacak olduğumu söylemek istiyorum.Ayağınızı denk alın sizi gidi düşünce hırsızları :) Bırakın da zamanı geldiğinde yapılacakları en iyi yapabilenler yapsın.İlk yapanlar yapsın en azından :)




Ben lafı uzatmayı ne seviyormuşum arkadaş.Uzattım da uzattım.Asıl gelmek istediğim şeyi söylemeden yazımı noktalamaktan korktuğum için sadede gelmeye karar verdim.Google demek istiyorum.O biliyor.Geleceğimizi bilebiliyorlar.Ne istediğimizi ne aradığımızı biliyorlar.İnsanların yaklaşan tatilde nereye gideceklerini en iyi onlar biliyor.Önümüzdeki aylarda hangi otomobilin daha çok satacağını onlar biliyor.Çünkü biz söylüyoruz.Beyaz sayfanın ortasındaki google logosunun altına yazdığımız her fısıltıyı onlar duyuyor.Niyetlerimizi depoluyorlar.Neyin peşinde olduğumuzu biliyorlar.Ne işler çevirdiğimizi, neleri sevdiğimizi, nelerden nefret ettiğimizi nelerden vazgeçtiğimizi biliyorlar.Şşşşşş sessiz olun.Onlar hala bizi dinliyorlar.Şimdi sessiz olun ilerde size "Zeitgeist" adlı bir masal anlatıcam.

Kendine iyi bak Çocuk.
Read On 7 Yorum

.........♫ Ne Dinliyorum ♫.........


Angus & Julia Stone - Paper Aeroplane
Ne Dinledim ?              Ŧคtเђ

Son Güncelleme

  • Le Renard Et L'enfant - Yıllar önce izlemiş olduğum ve belirli aralıklarla defaaten izleyip nasip olursa bir kaç kez daha izlemeyi düşündüğüm benim için özel bir film...
    6 ay önce

------------Süper Lig--------------



Ne Okuyorum ?

Nice Things

Haftanın Blogu                     Haftanın Yazısı

Haftanın Videosu              Haftanın Fotoğrafı

Herkesin Bir Popisi Vardır

Related Posts with Thumbnails

Sohbet Koyu.. Sen de Katıl !

................Çay da var hem. Çay içen mi?...........


................Çay Erdal Bakkal'da içilir ................

Son Yorumlar