
Faşizm , bir grubun, bir ırkın, bir milletin , bir devletin veya yalnızca bir kişinin bir konuda diğer gruba, ırka, millete, devlete veya kişiye baskıyla, zorbalıkla, tehditle veya şiddetle kendi görüşünü, duruşunu, karalarını veya eylemlerini kabul ettirmesidir. Evet bu tanım bana ait ve kabaca böyle bir ideoloji. Faşizm denilince aklımıza İtalya veya Almanya gibi devletler ve onların uygulamaları geldiği için faşizmi milliyetçilik ile eş anlamlı sanıyoruz ve günlük hayatta faşistlik olarak nitelendirilen pek çok durum için “Hade leyn cahil !” şeklinde tepki veriyoruz. Oysa milliyetçilik faşizmin önemli bir ayağı sadece. Daha doğrusu yönetime uygulanışı. Tek tip düşüncenin muhafazası, zıt fikirlerin önlenmesi, önlenememiş ise susturulması ve hakim düşüncenin korunması otoriteyi ve otoritenin devamını sağlamak için şarttır bu ideolojide. Bireysel farklılıklara önem verilmez ve koyun gibi görülen toplumda sürü psikolojisinin benimsenmesi sağlanır. Bu sıkıcı konuyu burada kapatmak ve güncel bir olaya geçmek istiyorum şimdi. Geçtiğimiz günlerde Okan Bayulgen’in Yeditepe Üniversitesinde gerçekleştirilen bir konferansta 1500 kişinin önünde sigara içmesi ve sigarasını söndürmesini isteyen bir kız ile polemiğe girmesi çok tartışıldı. Bu konu hakkında uzunca yazacak kadar çok şey düşünmüyorum aslında. Peki neden yazmak istedim ?

Haberlerde, bazı bloglarda ve internet sitelerinde olayı okuduğumda aklıma gelen ilk şey “Eldorado Filmi” oldu. Daha doğrusu o filmden çok güldüğüm bir sahne. Filmi çok beğenmiştim ben. Durağan bir filmdi ama tipler çok doğaldı ve izlettiriyordu kendini. Sahneyi kestim biçtim ve paylaşıyorum sizinle. Çok kısa bir şekilde bahsedeyim bu sahnenin öncesinden. Sigara içmek isteyen kişi diğerinin evine giren bir madde bağımlısı. Diğeri onu hırsız sanıyor evinde yakalayınca. Ama olaylar farklı gelişiyor ve birbirlerine isimlerini bile sormadan beraber uzun bir yolculuğa çıkıyorlar. Burası da yağmurlu bir gecede yol kenarında görüp sığındıkları bir karavan. Okan Bayulgen’in haklı olup olmadığı konusunda konuşmak istemiyorum. Okan Bayulgen’den bahsediyoruz. 1500 kişiyi bırakın canlı yayında milyonların önünde sigara içmiş bir adam . Cezasını öder içerim diyerek sigara yasağına tepki koyan bunu yaparken de cezalandırma yöntemini mi yoksa yasağın kendisini mi eleştirdiğini bilemediğimiz birisi.
Neyse. İçelim. Pardon izleyelim. Ayrıca ben sigara içmem.
14 Nisan, 2012 15:19
Okan'a sonuna kadar katılıyorum, sgara içmek istemeyenleri de anlıyorum , hiç sorun değil ama bu yasakları, yasaklarla toplumu adam edebileceklerini zannedenleri hiç anlamıyorum, inadına içiyorum, hiç sorun değil,...
14 Nisan, 2012 16:39
filmle olay benzerliği konusunda çok güzel tespit yapmışsın :) ben olayın/yasağın faşistlikle alakası olduğunu düşünmüyorum sigara içmeyen ve çevresindeki insanların %80'i içen biri olarak.
15 Nisan, 2012 01:11
filmi bilmiyorum ama ilk fırsatta izleyeceğim... sigara olayına gelince verdiği tepki haklı mı? yasağın kapsamı ve yalandan caydırıcılığını ti'ye almak anlamında evet!
ve, ben de sigara içmiyorum
15 Nisan, 2012 17:02
Onu bunu bilmem,baskı sistemi eninde sonunda çöker.
17 Nisan, 2012 11:04
kitap eylemcisi: sen yine de bırakabilirsen bırak. Yasak veya birileri zorluyo diye değil sağlığın için.
17 Nisan, 2012 11:07
! incebellibardak : sadece o benzerlik için yazdım bunu. Yoksa banane ne olmuş orada. :)
17 Nisan, 2012 11:09
nini : sigara içmiyor olman güzel :) cezalar farklılaşmalı bence. kitap okuma, ağaç yetiştirme, kamu hizmeti vb yaptırımlar daha uygun bence.
17 Nisan, 2012 11:12
İÇİMDEN GELDİGİ GİBİ~~~ aynen öyle. Güven ve gönüllülük inşa edilmeli. Iyi niyet, saygı, adalet, görgü, hoşgörü... Bu kavramları gözden geçirmek gerek.
Ben de yorum yapayım!